

Yeni çıkan futbol kitaplarını ara ara blogda paylaşıyorum. İşte bunlardan biri:
Malaga yaz transfer dönemine hızlı girmiş, 34 yaşındaki Ruud van Nistelrooy'u kadrosuna katmıştı. Hollandalının kariyerindeki 7.farklı takım olacak. Sözleşmesi 1 yıllık. Muhtemelen bitince ülkesine döner ya da futbolu bırakır. Futbol yaşamının son dönemlerinde ülkemizde görmek istediğim 3-5 topçudan biridir van Nistelrooy. İşin garibi Forlan ve Drogba da benim için aynı konumdadır. Bu isimler şu sıralarda Galatasaray ile anılıyor. Biri gelse güzel olurdu elbette. Ben Malaga'dan devam edeyim. Van Nistelrooy'dan sonra bir Hollandalı daha Malaga kadrosuna katıldı. Joris Mathijsen tıpkı van Nistelrooy gibi Hamburg forması giyiyordu. Anlaşılan Almanya seferinden boş dönmek istememiş Malaga transfer ekibi. Gayet sağlam bir stoper olan Mathijsen, 2 yıllık sözleşme imzaladı Malaga'yla. Hamburg'da 5 sezonda 145 maçta forma giydi, vazgeçilmezlerinden biriydi desem de, bu dünyada kimse kimse için vazgeçilmez değildir. Sözleşmesi bitince o da ülkesine döner diye düşünüyorum, bir stoper için en kıymetli yaşlarda Mathijsen. İki Hollandalı da ilk 11'in çekirdeklerinden olacaktır hem yaşları hem de kaliteleri gereği. Önemli olan istekli oynamaları ve Malaga'yı bir yerlere taşımak için yürekten oynamaları elbette. Geçelim diğer iki mühim transfere.
Jeremy Toulalan 2001'de Nantes formasıyla başladığı profesyonel futbol kariyerinde 2006'da Lyon'a geçerek yıldızını parlattı. Zira bu dönemde Fransa milli takımında da yer almaya başladı. Lyon'da 5 sezonda 154 maça çıktı Toulalan. Ortasahanın en önemli oyuncularından biriydi hepimizin de bildiği gibi. 4 yıllık sözleşmeye imza attı. Bu 4 yıl boyunca 10 milyon euro kazanacak. Hava alanında kendisini 8000 taraftar karşılamış. Malaga'nın son önemli transferi de Joaquin Sanchez. Biraz elma armut kıyaslaması olacak ama Joaquin benim gözümde biraz Aydın Yılmaz'dır. 29 yaşına geldi ama hala beklenen patlamayı yapamadı. Oysa Real Betis formasıyla 2000-2006 arasında kanatlarda rüzgar gibi esmiş, yaldır yaldır gitmiştir rakip kale önlerine. 2006-2011'de Valencia formasıyla 158 maça çıkıp 18 gol atmıştır. Orada bol şans bulsa da, "satılmayacak" adam olamamıştır hiçbir zaman. Malaga ile 3 yıllık sözleşme imzaladı, bonservisine 4 milyon euro ödendi. 7 numaralı formayı giyecek. Malaga bu 4 önemli transferiyle ne kadar hedef büyüttüğünü de göstermiş oldu. Transferler devam edebilir de üstelik. Geçtiğimiz sezonu La Liga'da 11.sırada tamamlayan Malaga, bu yıl ilk 5'i hedefliyor. Olursa güzel olur diyoruz bir futbolseverler olarak.
Transfer için en güzel, en yerinde yorum Bülent Timurlenk'ten geliyor:
Madrid doğumlu, 1.93 boyunda ve henüz 20 yaşında. Atlético Madrid altyapısından yetişme. 2008–2009'da Atlético Madrid B takımıyla 35 maça çıktı, beğenilince A takıma yükseldi. 2009–2011 sezonları boyunca Atletico Madrid kalesini 57 kez korudu. UEFA Avrupa Ligi ve Süper Kupa zaferleri yaşadı. Bu süreçte İspanya 17, 19, 20 ve 21 yaş altı takımlarında da forma şansı buldu. Manchester United sezon başında da onunla ilgilenmişti. Van der Sar futbolu bırakınca, ilgilerini artırdılar. David de Gea, Manchester United ile 5 yıllık sözleşme imzaladı. Bonservis bedeli olarak 17 milyon euro harcanacağı söyleniyor.
Bel sıkıntısı var belli ki. Futbolculara yansımasa bari. Nike'ın geçici olduğu iddia edilen antrenman formalarından ziyade Galatasaray'ın yeni sezonda giyeceği formaları fazlasıyla merak ediyorum. Aşağıda, tartışmaya açık çalışmaların linklerini paylaşıyorum:
Hangover'ın ilkini izlememiştim. İkincisini izledikten sonra bir kenara yazdım ilkini de izlemem gerektiğini zira her ikisini de izleyen arkadaşlarım ilkinin daha komik olduğunu söylediler. Zach Galifianakis gülmek için tek başına bir sebep. Bu kez Stu’nun düğünü için Tayland'a gidiliyor. Ve Bangkok sokaklarında olaylar gelişiyor.
Play-out ikinci maçında Belgrano ile sahasında 1-1 berabere kalan River Plate, bu sonuçla tarihinde ilk kez küme düşmüş oldu. Play-out ilk maçını Belgrano 2-0 kazanmıştı. Maçtan sonra tribünlerin üzüntüsü, hırçınlığa dönüşünce olaylar büyüdü. Futbolcuları küme düşmeleri halinde ölümle tehdit eden taraftarlar, stat çevresini cehenneme çevirdi. Detaylı fotoğrafları az sonra paylaşacağım.
2009 İngiltere yapımı bu filmin konusu, gerçek bir hikayeye dayanıyor. Sahibine olan sadakati ile Japonya'dan tüm dünyaya yayılmış bir köpek olan Hachi'nin, ölümünden sonra yıllar boyu sahibini beklediği tren istasyonuna heykeli dikilmiş. Film de bu sadakati çok duygusal bir biçimde sunuyor. Özellikle hayvansever ve köpek aşığı olarak fazlasıyla etkilendiğimi söyleyebilirim film boyunca. Bunda, geçen yıl bir aracın çarpması sonucu kaybettiğim köpeğimin de etkisi oldukça fazla. Richard Gere'in harika oyunculuğu ve filmin çekildiği yerler, ayrı bir tat bırakıyor insanın hafızasında.
NBA'de merakla beklenen 2011 draft'ı, New Jersey'de yapıldı. Genç milli yıldızımız Enes Kanter, draftta 3.sıradan Mehmet Okur'un da kadrosunda bulunduğu takım Utah Jazz tarafından seçilerek çok önemli bir başarıya imza attı. İlk sıradan seçme hakkı bulunan Cleveland Cavaliers, Duke Üniversitesi'nden Kyrie Irving'i, ikinci sıradan seçme hakkı bulunan Minnesota Timberwolves ise Arizona'dan Derrick Williams'ı kadrosuna kattı. Enes Kanter'in de NBA'e katılmasıyla, Hidayet Türkoğlu, Mehmet Okur, Ersan İlyasova, Semih Erden ve Ömer Aşık'ın ardından NBA'de oynayan Türk basketbolcu sayısı 6'ya yükseldi ve böylece Türkiye, NBA'de 11 oyuncusu bulunan Fransa'nın ardından 6 oyuncu ile Almanya, Rusya, Litvanya, Yunanistan, İtalya gibi ülkeleri NBA'de geride bıraktı. Bu yıl NBA'de gözlerimiz Enes Kanter'in de üzerinde olacak.
Çocukluğumuza dair en çok özlediğimiz aktivitelerden biri mahalle maçları. Bizden sonraki kuşak sitelerin ve otoparkların gölgesinde en fazla tek kale maç yapabildi. Bu maçlar da, araçların gördüğü zarar ve evlerin duvarlarındaki izler sebebiyle site yöneticisi tarafından süresi belirtilmeksizin iptal edildi. Hey gidi günler. Bizim zamanımızda kapıcılar vardı. İki laf etti mi tüm mahalle evinin camlarını indirirdik. Sonra takımımızda eksik oyuncu olduğunda utanmadan kapıcının oğlunu çağırırdık. "Ama siz bizim evin camlarını kırdınız" derdi. Yanıtımız kısa ve net olurdu: "Kes lan, adam eksik!"
Coşkun Özarı'lı Galatasaray, İnönü Stadı'nda bir maç öncesi seromonisinde...
Galatasaray Spor Kulübü'nün efsane futbolcularından ve teknik direktörlerinden Coşkun Özarı, yakalandığı amansız hastalık sebebiyle vefat etti.

Galatasaray'la adı geçen Diego Forlan ve evliliğin ucundan döndüğü eski sevgilisi Zaira Nara. Forlan'ın gelmesine muhtemelen futbol sever bayanlar da pek memnun olacaktır.
Çok çekişmeli bir final serisi oldu hiç şüphesiz. Her iki takımında üstünlük kurma çabalarıyla süren maç son saniyeye kadar heyecan doluydu. Kazanan Fenerbahçe oldu ve son 5 senede 4.kez şampiyonluğu tatmış oldular. Şöyle bir gerçek var ki, Galatasaray'ın kadrosu Fenerbahçe'nin kadrosuna oranla yetersizdi. Bunu özellikle kritik dakikalarda görmek mümkündü. Bilhassa Haluk Yıldırım'ın yaptığı hatalar, Tutku Açık'ın gereksiz deparları, boşa giden üçlükler ve top kayıpları maçın sonucuna fazlasıyla tesir etti. Josh Shipp ve Preston Shumpert de bir yere kadar idare edebildi. Galatasaray taraftarı elinden gelenden daha fazlasını yaptı, bağrını basketbola açtı ama olmadı. Olmayınca olmuyor.
Uzun metrajlı filmlere ara veren John Carpenter'ın son korku/gerilim filmi. Bana göre korku filminden çok gerilim filmi. Bol bol geriliyorsunuz. Konusu 1966'ya dayanıyor. Bir çiftliği yakan Kristen, yalnızca kadın hastaların bulunduğu bir akıl hastanesine kapatılıyor. Hiçbir şey hatırlayamıyor. Kısa süre sonra, vahşi ve çirkin bir hayalet onu ve diğer hastaları taciz etmeye başlıyor. Ölü bedenler arttıkça, işkence gören ruhlar acı çektikçe Kristen hayatta kalmak için mücadele etmek zorunda kalıyor. Psikolojik konuları ağır bir film. Seviyorsanız, izleyiniz. Amber Heard tek başına götürüyor filmi. Güzel hatun.

ESPN SoccerNet, futbolcuların listesini çıkarmış. Şuradan okuyabilirsiniz. Patrick Vieira, Owen Hargreaves, Matthew Upson, Jonathan Woodgate, Javier Garrido, John Carew, Robert Pires ve Nigel Reo-Coker, bu futbolculardan bazıları.
FIFA kokartlı hakemlerimizden Cüneyt Çakır tarihi bir başarı göstererek, UEFA tarafından en üst kategori olan Elit Kategori'ye yükseltildi.
Oktay Mahmuti, "Son topa kadar mücadele edeceğiz" demişti. Son topu Josh Shipp öyle güzel kullandı ki, takımını serinin 6.maçına ve Abdi İpekçi Spor Salonu'na taşıdı. Galatasaray, taraftarının önündeki son resmi maça çıkacak. Mücadeleden galip ayrılan taraf olursa da playoff final serisini tekrar Sinan Erdem Spor Salonu’na götürmüş olacak. Dün -basketbol maçlarının genele yönelik- çok açık bir şekilde görüldü ki, Galatasaray taraftarı "saha avantajı"nın ne olduğunu en iyi gösteren taraftar. Fenerbahçe'liler maçı izlemekten ve pankartlara sevgililerinin adını yazdırmaktan keyif alıyor, bunları tercih ediyor. Playoff mücadelesinin 6.maçı 17 Haziran Cuma akşamı, saat 20.00'dan itibaren Spormax’ten naklen yayınlanacak.
Ne güzel kadroydu. Ümit Karan ve Ümit Davala izlerken keyif verirdi. Maziye bakmak mutluluk verir çoğu zaman.
Carlo Ancelotti gibi göbekten Roma'lı bir teknik adam boşta dururken, Luis Enrique'yi Roma'nın başına -Totti'nin olduğu bir yerde üstelik- getirmek oldukça büyük bir risk oldu. Asabi adam Luis Enrique takımda ne gibi değişiklikler yapar bilinmez ama gelecek yıl adına hiçbir umudumun kalmadığını sırf bu teknik adam seçimi yüzünden söyleyebilirim. 2008'den bu yana Barcelona B takımını yönetiyordu Luis Enrique. Muhtemelen oradan birkaç transfer yapılacaktır. Futbolculuğuna sözüm olamaz, fena hastasıydık kendisinin. Ancak bu Roma'nın transferlerinde olduğu gibi teknik adam seçimlerinde de çuvalladığını söylememi engelleyemez. Luciano Spalletti'yi mumla arıyorum, arıyoruz. 2009'dan beri Zenit'i yönetiyor. Geçtiğimiz sezon Zenit'i şampiyon yapmıştı Spalletti.
Çoğu zaman Galatasaray'dan giden veya gönderilen futbolculara web sayfasından "teşekkür" edilir. Bu teşekkür samimi olur veya olmaz, ama yine de edilir. Barış Özbek'e dair tek haber yoktu. 3 yıllık sözleşme imzaladı Trabzonspor'la. Galatasaray'lıların en büyük hayallerinden biri de şüphesiz Mustafa Sarp, Ayhan Akman ve Barış Özbek'i bir daha ilk 11'de görmemek. Kaldı mı iki? Benim bildiğim Fatih Terim, Ayhan Akman'ı hala oynatır. Sarp da mücadelesinden dolayı arada bir sahaya çıkar. Oysa Ceyhun Gülselam, Selçuk İnan ve Yekta Kurtuluş'u beşli bir orta sahanın göbeğine yerleştirmek ne muazzam olurdu. "3-5-2 mi?" dediğinizi duyar gibiyim. Neden olmasın yahu? Uzak bir ihtimal olsa da.