31 05 2011

Shakira & Pique



Barcelona şampiyonluğunu Shakira ile kutluyor



Scholes futbolu bıraktı

Futbol kariyerine 1991 yılında Manchester United formasıyla başlayan ve o formadan başka bir forma giymeyen Paul Scholes futbola veda ettiğini açıkladı. Kendisi önümüzdeki yıldan itibaren Manchester United'ın teknik ekibinde görev alacakmış. Profesyonel futbol kariyeri (1994-2011) boyunca 466 maçta forma giyen Paul Aaron Scholes, 102 gol attı. İngiltere milli takımında ise 1997'den bu yana 66 maçta 14 gol atma başarısı gösterdi. 36 yaşında futbolu bırakmış oldu, istikrarlı futboluyla da hiç şüphesiz bir efsane olarak anılacaktır.


30 05 2011

Steven Gerrard: 31st birthday

Francesco Totti'den sonra takımına en çok yakıştırdığım kaptan Steven Gerrard 31 yaşına bastı bugün itibariyle. Premier Lig'de Liverpool diyenlerden olduğum için, blogdan da kendisini "hatırlatmak" istedim. 10 sene daha oynar da izleriz umarım, Totti gibi.


Marco Van Basten & Paul Gascoigne

Sanırım ne varsa eskilerde var. Fotoğraflarda, müziklerde ve hatta formalarda.


Dünden bugüne Andrea Pirlo

1995 - 1998 / Brescia
(47 maç, 6 gol)
2001 / Brescia
(10 maç)

1998 - 2001 / Inter
(22 maç)
1999 - 2000 / Reggina
(29 maç, 6 gol)
2001 - 2011 / Milan
(284 maç, 32 gol)
2002 - ? / İtalya Milli Takımı
(72 maç, 9 gol)
2011 - 2014 / Juventus


Juventuslu(!) Pirlo

Futbol bazen insana samimiyetsizlik işliyor. 2001'den beri yani yaklaşık 10 yıldır Milan forması giyen Andrea Pirlo artık Juventus'ta. 10 yılda 284 maça çıkıp 32 gol atan ve bana göre dünyanın en iyi ortasaha oyuncularından biri olan Pirlo, 32 yaşından sonra Serie A'nın güçlü ve farklı bir ekibine geçti. Serie A'daki transfer politikasını anlamak mümkün değil. Öte yandan Pirlo gibi bir adamını neden rakibine verirsin? Milan'la sözleşmesi bitmişti Pirlo'nun. Demek ki uzatmak için bir girişimde bulunmadılar, Pirlo da hevesli değildi anlayabildiğim kadarıyla. 2014'e kadar Juventus formasıyla izleyeceğiz kendisini.
Az sonra Andrea Pirlo'nun kariyeri boyunca formasını giydiği takımlarla bir fotoğraf paylaşımı yapmayı düşünüyorum.


Barcelona 3 - 1 Manchester United (Maçtan fotoğraflar)



Barcelona 3 - 1 Manchester United

La Liga şampiyonu Barcelona, en son 2008/09 sezonunda aldığı Şampiyonlar Ligi Kupası'nı 4.kez müzesine götürdü cumartesi gecesi. Maçın başında Manchester United'ın yoğun baskısı vardı. Özellikle ilk 15 dakika güzel pas yapan ve sürekli dikine oynayarak Barcelona defansını tedirgin eden ataklar yapan ManU, bu ataklarda golle burun buruna gelemedi. 15.dakikadan sonra ipleri eline alan Barcelona, özellikle ortasada Xavi ve Iniesta'nın liderlik özelliklerini değerlendirip topu sıklıkla Messi ve Pedro ile buluşturmaya çalıştı. Çakallık görevi ise David Villa'daydı. 15.dakikada sağ kanattan kale dibine gelen şahane pası gole çeviremeyen Pedro, 27.dakikada kendini affettirdi. Golün geleceği ise belliydi zira Manchester United'ın bekleri, atakları karşılamakta zorlandı. İngilizlerin defanslarının güçlü bölgesi elbette stoperlerin olduğu bölümdü. Vidic ve Ferdinand kolay boşluk bırakmadı ve özellikle hava toplarında mükemmele yakın mücadele ettiler. Golde de Vidic salise farkıyla topa müdahale edemedi. Van der Sar şansını tecrübesinden yana kullanarak vücudunu sola doğru verdi ancak sağa giden top ağlarla buluştu.
Golden 7 dakika sonra Manchester United durumu eşitledi. Rooney attığı golün aynı zamanda atağını da geliştiren oyuncuydu. Son sözü kendi söyledi ve maçta durum eşitlendi. Golde Rooney'nin son vuruş ustalığını görmek mümkün. Vurulabilecek en güzel ayak açısıyla, beklemeden. Bir "striker"ın yapması gerektiği gibi. Maçta durum eşitlenince iki takım da biraz randımanlı oynamaya gayret gösterdi çünkü geriye kalan 35 dakikada yoğun efor sarf ettiler. İlk yarı her iki takımın ortasahada top tutabilme, ayağa pas yapabilme ve kaleyi yoklayabilme istekleriyle bitti.
2.yarıda Guardiola sahaya daha motive bir Barcelona çıkardı, bu apaçık. 54.dakikada Messi soldan ceza sahasının ortasına doğru öyle güzel gelip, sol ayağının içiyle öyle güzel vurdu ki, Van der Sar o boyuna rağmen uzanamadı kalenin kendisine göre solunda bulunan alana. Oradan atılabilecek en güzel şutu atmış oldu Messi ve çılgın bir gol sevinciyle -ki her taraftar buna bayılır- golü kutladı. Bu dakikadan sonra İngilizler biraz sertleşmeye başladı. Barcelona da karşılık verince 2 dakikada 2 sarı kart çıktı. Önce Dani Alves sonra Carrick.
2-1 giden bir maçta 70.dakikadan sonrası fazlasıyla heyecan veridir. Bu esnada Manchester United'ın atacağı bir gol maça büyük keyif katabilirdi. Aslında yeterince zevkli bir maçtı. 70.dakikada David Villa o kadar güzel bir gol attı ki, Van der Sar'ın gerçekten de kariyerini bu maçta bitirmesi gerektiğini hissettim. Golün öncesinde sağ kanattan Messi'nin bir gelişi var ki golün adeta habercisi. Sonra attığı pası Manchester defansı kapsa da, topu yeniden Busquets'in kapması ve David Villa kısa bir pasla yollaması. Villa'nın önce topu durdurup, düzeltmesi ve ardından sağ ayağının içiyle topu doksan diye tabir edilen ve coşkuyu verdikçe veren yere göndermesi maçın haklı kazanını da çıldırırcasına ortaya koyuyordu.
Bu maçta sadece Barcelona, Manchester United'ı yenmedi. Aynı zamanda Guardiola'da eze eze Alex Ferguson'u yendi. Ferguson artık bırakmalı, üstelik işin tadı da kalmadı. 70 yaşındaki bir teknik adam -ki görebileceği her kupayı görmüş- neden bu ezilmişlikten sonra devam etmek ister ki? Bence istememeli. Maçın bitiminde Ferguson, Guardiola'nın elini öyle güzel sıktı ki, bu yazdıklarımla ne demek istediğimi gayet iyi anlayabilirsiniz. Barça'ya kupa(lar) yakışıyor, ortasahasını izlemek insana keyif veriyor.


27 05 2011

26 05 2011

Real Madrid - 2010/11



24 05 2011

2011/12 Galatasaray Formaları #2

Daha önce de 2 tasarım paylaşılmıştı. Gelecek yıldan itibaren Galatasaray'ın formalarını Nike üretecek. Yukarıdaki tahmini tasarımların her biri çok güzel. Özellikle sarı olan epey satılır diye düşünüyorum. Siyah formanın yerine aşağıdaki gibi yatay çizgili şöyle bir forma harika olur, satış rekorları kırardı bence.


2011/12 Marsilya Formaları



2011/12 Borussia Dortmund Formaları



Biten bir sezonun ardından

Yine heyecanlı bir sezon geçirdik. Şampiyonluğu hak eden iki takım Fenerbahçe ve Trabzonspor son haftaya kadar mücadele etti kupa için. Ligin son haftasında her iki takım da deplasmanda oynadı. Trabzsonspor, Karabükspor deplasmanında rahat bir sonuçla döndü. 4-0 biten maçta gollerin sahipleri Egemen Korkmaz, Jaja Coelho ve Umut Bulut (2) oldu. Diğer maçta ise Sivasspor deplasmanında oynayan Fenerbahçe, 6.dakikada Andre Santos'la 1-0 öne geçti. 20.dakikada Jakub Navratil durumu eşitleyince maçta heyecan arttı. İlk yarının bitmesine 4 dakika kala Fenerbahçe yeniden öne geçti, golün sahibi ise Selçuk Şahin oldu. İkinci yarıda Fenerbahçe'deki stres olumsuz etki oluşturmadı, gole dönük futboldan vazgeçmedi Aykut Kocaman'ın talebeleri. Yılın bana göre futbolcusu olan Alex de Souza ile fark 2'ye çıktı. Bu dakikadan sonra kupa da Fenerbahçe'nin ellerindeydi. 65.dakikada Erman Kılıç'ın farkı 1'e indiren golü hafif bir stres yaratsa da 2 dakika sonra Yobo yeniden farkı 2'ye çıkardı. 4-2 giden maçta 90.dakikada Erman Kılıç tekrar gol attı ve maç 4-3 bitti. Yobo golü atmasaydı, 90.dakikada gelen bu gol Fenerbahçe'ye şokların en büyüğünü yaşatacaktı hiç şüphesiz. Trabzsonspor'un olası bir şampiyonluğu son 2 yıldır birçok dengenin değiştiği ülke futboluna güzel bir heyecan katabilirdi. İstatistiklere bakacak olursak, gol kralı 28 golle Alex oldu. Maç başına ortalaması 0,85. 2.sırada 18 golle Burak Yılmaz bulunuyor. Ligimizde en çok sarı kart gören oyuncu Jerko Leko. Bucaspor'lu oyuncu 14 sarı kart görmüş. En çok oynayan futbolcu ise şaşırtıcı biçimde Mehmet Topuz. 2975 dakika sahada kalmayı başarmış. En çok atan (84) takım Fenerbahçe olurken, en çok gol yiyen takım ise (71) Kasımpaşa oldu. Konyaspor'a 99 sarı kart çıkmış, zirvedeler. Beşiktaş'a da 9 kırmızı kart çıkmış. Küme düşen takımlar Bucaspor, Konyaspor ve Kasımpaşa oldu. Gelecek yıl Spor Toto Süper Lig'de izleyeceğimiz takımlar ise Mersin İdman Yurdu, Samsunspor (Teoman Taş, ruhun şad olsun!) ve play off'lar sonunda gelecek takım olacak. Bu takım ise Gaziantep Belediyespor, Çaykur Rizespor, Orduspor ve TKİ Tavşanlı Linyitspor'dan biri olacak. Favorim Gaziantep Belediyespor ancak Orduspor'un çıkmasını isterdim. Gelecek yıl yine keyifli bir lig izleyeceğimizi düşünüyorum, bu yılın acısını çıkarmak isteyecektir Trabzonspor. Bursaspor ise kadrosunu güçlendirme yolunda yine başarılı olacaktır. Beşiktaş ve Galatasaray'ın ince eleyip sık dokuması gerekiyor. Blogu bu yıl biraz boşladım. Malum, reklamcılık sektörü insana vakit konusunda sıkıntı yaşatabiliyor. Sürç-i lisan ettiysek affola.


Marat Safin - Hopman Cup 2009

Kendini güzel affettiriyor Marat Safin. Seyircilerin tepkileri de ayrı güzel.


15 05 2011

"Madrid'de Türk tutkusu"

Bülent Timurlenk'in "Madrid'de Türk tutkusu" adlı şahane yazısını mutlaka okuyunuz: http://bit.ly/m0KGQC


Manchester City, 35 yıl sonra kupa kazandı

FA Cup finalinde Manchester City, Stoke City'i Yaya Toure'nin attığı golle geçerek 35 yıl aradan sonra kupa kazanmış oldu. Son kazandıkları kupa 1976 yılındaki Lig Kupası'ydı. Manchester City'nin kadrosuna bakınca insan federasyon kupasından ziyade bir avrupa kupası başarısı görmek istiyor. Fotoğraf güzel, Roberto Mancini'ye kupa yakışıyor.


Zidane & Maradona



11 05 2011

Bizim Büyük Çaresizliğimiz

"Saç okşama eyleminin kendisi biraz karmaşık bir şey değil mi?"



Lise yıllarından beri sıkı dost olan Ender ve Çetin, uzun yıllar ayrı kaldıktan sonra, Çetin’in Ankara’ya dönüşüyle tekrar biraraya gelmişler ve ilk gençlik hayallerini otuzlu yaşlarının sonunda gerçekleştirip, aynı evde yaşamaya başlamışlardır.

Günün birinde Almanya’da yaşayan yakın arkadaşları Fikret, Türkiye’de bir trafik kazası geçirir. Kazada Fikret’in Ankara’da yaşayan anne ve babası ölür, kendisi de yaralanır. Almanya’ya dönmesi gereken Fikret, Ender ve Çetin’den, Ankara’da üniversite öğrencisi olan kız kardeşi Nihal’in okulunu bitirene kadar, iki yıl boyunca, onlarla kalmasını ister.

Üçüncü birinin eve gelmiş olması ilk başlarda ikisini de rahatsız eder, ölümlerin travmasını atlatamayan Nihal de onlarla iletişim kurmak istemez, ama zamanla birbirlerine alışırlar. Aralarında ev merkezli üçlü bir yakınlık oluşur. Nihal çevirmen olan ve sürekli evde çalışan Ender’le daha entelektüel düzeyde bir iletişim kurmaya çabalarken, mühendis olan ve akşamları eve gelen Çetin’le daha çok gündelik hayatın pratiği üzerinden ilişki kurar. Kaçınılmaz olan gerçekleşir ve görünüşte koruyucu, kollayıcı, soğukkanlı, ne yapması gerektiğini bilen, Nihal yaşadığı felaketten makul adımlarla uzaklaşsın diye ona nerdeyse ebeveyn olan Ender ve Çetin, birbirlerinden habersiz bir şekilde Nihal’e âşık olurlar. Tüm bu süreç Ender ve Çetin benzersiz dostluğu üzerinde hayat bulur: Aralarındaki aşka benzer yakın dostluk, ortak geçmişlerinin mitolojisi, zamanın geri döndürülemezliği...


http://www.bizimbuyukcaresizligimiz.com


09 05 2011

Nuri Şahin resmen Real Madrid'de

Günlerdir konuşulan haber resmiyet kazandı ve Real Madrid'in internet sitesinden duyuruldu. Profesyonel futbol yaşamına 2001'de RSV Meinerzhagen'de başlayan Nuri Şahin, Borussia Dortmund tarafından keşfedilip kadroya kazandırılmıştı. 2005 yılından bu yana Borussia Dortmund -daha öncesinde Borussia Dortmund II'de oynamıştı- forması giyen Nuri, 135 maça çıkıp 13 gol atmıştı. 2007–2008 sezonunda Feyenoord'a kiralanan Almanya doğumlu milli futbolcumuz, burada 29 maçta 6 gol atıp performansıyla göz doldurunca yeniden Borussia Dortmund'a dönmüştü. Artık Real Madrid'de. Real Madrid'i zerre sevmesem de; Mesut Özil'in de ötesinde, Türk futbolu için en önemli transfer oldu şüphesiz. Nuri henüz 22 yaşında, La Liga'yı ayağa kaldırması tek temennimiz. Jose Mourinho'ya Arda Turan'a göz dikmek de yakışırdı yahu..