30 09 2010

Futbol Ekranı (01-02-03.10)

1 Ekim Cuma
20.00 Karabükspor – Galatasaray (LİG TV)
20.00 Bucaspor – Eskişehirspor (DIGI)
21.30 Hannover – St. Pauli (TRT 3)

2 Ekim Cumartesi
13.00 CSKA Moskova – Rostov (SPORMAX)
14.00 Boluspor – Diyarbakırspor (TRT 1)
14.45 Wigan – Wolverhampton (SPORMAX)
15.30 Manisaspor – Kayserispor (LİG TV)
16.30 Hamburg – Kaiserslautern (TRT 3)
17.00 Sunderland – Liverpool (SPORMAX)
19.00 Zaragoza – Sporting Gijon (NTVSPOR)
19.00 Stoke City – Blackburn Rovers (SPORMAX)
19.00 Fenerbahçe – Gençlerbirliği (LİG TV)
19.00 Ankaragücü – Konyaspor (DIGI)
22.00 Santos – Palmeiras (SPORMAX)
22.00 St. Etienne – Marsilya (KANAL A)
23.00 Valencia – Athletic Bilbao (NTVSPOR)
00.30 Botafogo – Flamengo (SPORMAX)

3 Ekim Pazar
14.00 Kartalspor – Karşıyaka (TRT 1)
15.30 Man. City – Newcastle (SPORMAX)
15.30 İstanbul BŞB – Bursaspor (LİG TV)
15.30 Sivasspor – Gaziantepspor (DIGI)
18.00 Sevilla – Atletico Madrid (NTVSPOR)
18.00 Chelsea – Arsenal (SPORMAX)
18.30 B. Dortmund – Bayern Münih (TRT 3)
19.00 Trabzonspor – Beşiktaş (LİG TV)
19.00 Antalyaspor – Kasımpaşaspor (LİG TV)
19.30 Adanaspor – Tavşanlı Linyitspor (TRT 1)
20.00 Barcelona – Mallorca (NTVSPOR)
22.00 Real Madrid – Deportivo (NTVSPOR)


Yok mu Serie A'yı yayınlayacak bir kanal?

Serie A başlayalı kaç hafta oluyor. Hala izleyebileceğimiz bir kanal mevcut değil. Fox TV bir ara maç yayınlamıştı, o da deneme yayınıymış. Kısacası koskoca Serie A'yı izleyemiyoruz. Haklarımı pahalıdır, işmi zordur bilemiyorum ancak buna mutlaka el atılmalı. Açıkcası NTV, NTVSpor ve hatta CNN Türk'ten umutluyum ben..


29 09 2010

Chicago Fire taraftarlarından Super Mario koreografisi



Bir kupon #10

583- Hapoel Tel Aviv - Lyon 2
2,10

584- İnter - Werder Bremen 1
1,50

585- Panathinaikos - Fc Copenhagen 1
1,70

588- Tottenham - Twente 1
1,55

589 Valencia - Manchester Utd 1
2,40

Toplam Oran: 19,92


27 09 2010

Beş Şehir

Onur Ünlü'nün Beş Şehir filminin 17. Uluslararası Altın Koza Film Festivali'nde aldığı ödüller: En iyi senaryo (Onur Ünlü), En iyi erkek oyuncu (Tansu Biçer), En iyi yardımcı kadın oyuncu ödülü (Beste Bereket), En iyi yardımcı erkek oyuncu ödülü (Bülent Emin Yarar).
Onur Ünlü aka Ah Muhsin Ünlü

Filmin Fragmanı: Vimeo


Çete yeniden yayında!

21 yıl önce Hakan Albayrak ve Nihat Genç'in çıkardığı Çete, tekrar ortaya çıktı. Bu kez Güven Adıgüzel ve Yasin Kara çıkarıyor. İlk sayısı dopdolu. Şiddetle tavsiye ederim. Nihat Genç röportajı da var. Okurken hem gülüyor hem de düşünüyorsunuz. Akıcı üslup, güzel anektodlar ve sade tasarım. Çete, gazete gibi fanzin gibi dergi gibi öyle gibi böyle gibi. Ama şahane gibi!


26 09 2010

Güzel futbolcu(lar), golden sonra tribüne koşanlardır

AS Roma 1 - 0 Inter
(Gol: Dk.91 - Mirko Vucinic)


Çöküşten son anda kurtulmak

Lig başladığından beri galibiyet yüzü göremeyen Roma, Inter karşısında 91.dakikada güldü. Vucinic attığı gol 3 puanı getirdi. Toplamda 5 puana ulaşan Roma hala ligin dibinde ama bu galibiyetin önemi büyük. İlk yarıda çok önemli golleri harcamış Inter. Kaleci Lobont'un, Stankovic'in bir şutunu çıkarması var ki tekrar tekrar keyifle izliyor insan. 2.yarıda Roma biraz daha toparlanıyor. Totti'nin kale dibinden kaçırdığı endirekt serbest vuruş kaptanın klasına yakışmadı. 91.dakikada sağdan De Rossi'nin ortasında Vucinic kafa vuruşuyla topu kalecinin ulaşamayacağı köeşeye bırakıyor ve Olimpico'dan kopan gürültüyü varın siz düşünün. Haftaya Napoli deplasmanından da eğer bir galibiyet gelebilirse, dirilişe geçer Roma. Zira her yıl, ligin başında aynı kabuk yaşanıyor. Milan'dan kiralanan Boriello'nun da forvet hattına çok önemi katkıları var. Sürekli pozisyonların içinde yer alıyor. Baptista herhangi bir takıma transfer olmadığına bin pişmandır muhtemelen.


25 09 2010

Mehmet Topal ilk golünü attı

La Liga'nın 5. haftasında Valencia, deplasmanda Sporting Gijon'u 2-0 yendi. Gollerden biri Mehmet Topal'a ait. Yürüyedur Topal!


24 09 2010

Evren Aykut ve Bilet Koleksiyonu

Sevgili dostum Evren Aykut, Kasım 2008'den beri kendi bilet koleksiyonunu blogunda sergiliyor. Birçoğunuz biliyordur bu blogu. Türkiye'de ilk ve tek olma özelliği taşıyor. Bilet koleksiyonerleri Evren'le iletişime geçip çeşitli takas işlemleri yapabilir, yahut koleksiyoner değilse biletlerini Evren ile paylaşabilir. Kendisi bu konuda hem iddialı hem de gerçekten hobisine aşık bir dostumdur. Tebrik ediyor, paylaşımlarının devamını diliyorum.

http://www.biletkoleksiyonu.com


23 09 2010

Kingdom of Heaven

Gladiator'ün yönetmeni Ridley Scott'ın bu 2005 yapımı filmini yeni izledim. Çok geç kaldığımdan ötürü de kendime kızdım filmi izledikten sonra. Filmin objektif olup olmadığını çok merak ediyordum lakin Ridley Scott hayranı olarak ve onun tarihi birikimine güvenerek oturup filmi izledim. Hayran kaldım. Yine bir Ghassan Massoud hayranı olarak, rollünü üstlendiği Selahaddin Eyyubi'yi anmamam imkansız. Büyük kumandan, Suriye ve Mısır sultanı, Eyyubi hanedanının kurucusu gerçekten harika anlatılmış. Özellikle savaş sahnelerinin ilkindeki "hilal taktiği" muhteşem dökülmüş beyazperdeye. Orlando Bloom, Eva Green, Edward Norton ve Liam Neeson'ın rolleri de filmin 10 üzerinden bence 9'luk olmasında en büyük etken.
Savaşın kanunları vardır. Özellikle de 12.yüzyılda suya yakın olmak, özel savaş taktikleri, mancınık sistemleri, ateşi iyi kullanabilmek, yakın dövüş ustalıkları çok önemli konulardır. Selahaddin Eyyubi'nin muhteşem ordusu da bu özellikleri en iyi şekilde uygulamıştır. Tıpkı Kudüs'ü Selahhadin Eyyubi'den savunan Balian gibi. Balian babasının topraklarını işleyerek bir hayata hazırlanırken, vicdansız bir lord olan Guy de Lusignan ve arkadaşlarının Müslümanların kervanına yaptığı haksız bir saldırı başlatır filmin genel konusunu ve en önemli sahnelerini..


Madde madde #45

- Kısa kesicem bu kez. Keyfim gıcır. Maşallah yavruma.

- 4.Beyoğlu Sahaf Festivali'ni kaçırmayın. Yukarıdaki fotoğrafların normal değeri 105 TL. Ben aldım 40 TL'ye. Aferin yavruma.

- Markette Nutella tükenmiş. Sarelle Duo çıkmış. Aldım, bayıldım. Afiyet olsun yavruma.

- Kingdom of Heaven ve Gomorrah'ı yeni aldım. Günaydınlar yavruma.

- Klarnet eğitimi güzel gitti. Biraz ara verip evde devam ediyorum. Sonra eğitime devam. Güzel ses, güzel nağmeler, hoş şarkılar. Helal olsun yavruma.

- Bozcaada ne güzel bir yerdir. Yeryüzündeki cennet vesselam. Fatih Sultan Mehmed iyiki fethetmiş. El Fatiha.


22 09 2010

Arsene Wenger'e ceza(lar)

İngiltere Futbol Federasyonu, Arsene Wenger'e, Arsenal'in geçen hafta Sunderland ile 1-1 berabere kaldığı karşılaşmada, küçük düşürücü konuşmaları ve tahrik edici davranışları nedeniyle 1 maç men ve 8.000 sterlin para cezası verdi. Bizim memlekette sülalesine sövsen ne olur ki?..


Lothar Matthaus & Rudi Völler

Lothar Matthaus, benim kuşağın son dönemlerine yetiştiği şahane adamlardan biriydi. Almanya'ya dünya kupasını kazandıran 1990 kadrosunun en değerli oyuncularındandı. Artık Bulgaristan milli takımını yönetecek. Yukarıdaki fotoğraf da 1990 Dünya Kupası finalinden en sevdiğim fotoğraf. Lothar Matthaus ve Rudolf "Rudi" Völler..


21 09 2010

Jari Litmanen gollerine devam ediyor

Finlandiya futbolunun tartışmasız yetiştirdiği en büyük futbolcularından birisi olan Jari Litmanen, 39 yaşında ama gollerine devam ediyor. FC Lahti forması giyen Litmanen takımının deplasmanda AC Oulu'yu 2-1 yendiği maçta muhteşem bir rövaşata golü atarak adeta Ajax'taki günlerini anımsattı. İzlemek için buradan buyurun.


20 09 2010

Gladio

İtalyanca, "iki tarafı keskin kısa kılıç" anlamına gelir. Nato'nun özellikle soğuk savaş (1940-1990) döneminde öncelikle İtalya'da sonrada ülkemiz dahil birçok avrupa ülkesinde kurduğu gizli ordulardan biridir. Ordu kelimesi çok basit kalır demek güzel bir tespittir. Burada Gladio'yu anlatmaya ne benim arşivim yeter, ne sizin okumaya vaktiniz. Konu şu; Kurtlar Vadisi Gladio'yu hiç merak edip izlemedim. Zira yıllarca okuduğum kitapların bir çorbası olacağını düşünüyordum. Az evvel izledim. Soner Yalçın'ın "Reis" ve "Binbaşı Ersever'in İtirafları" ile Mehmet Eymür'ün "Analiz" ve "Sentez" kitaplarını okuyanlar hiç izlemesin. Ama vakit öldürmek için gayet güzel bir tercih olur. Filmdeki karakterler çok yerli yerinde. Özellikle iyi okuduğum Cem Ersever'e daha fazla konuşma hakkı verilseymiş diye düşünüyorum. Filmde geçen Bülent Fuat Aras, yani İskender Büyük'e göre Gladio'nun 2.adamının kim olduğunu ise filme ve okuduklarıma dayanarak Yalçın Küçük olduğunu düşünüyorum. Gerek Mehmet Eymür'ün yayınladığı Yalçın Küçük ile teröristbaşının fotoğrafları, gerek fiziksel yapısı, gerekse öğretim üyeliği sıfatı bu konuda kafamda net bir şekilde onun ismini canlandırdı. Film iyi hoş, Gladio hususundaki şahsi görüşümü aktarmak istersem eğer şunu söyleyebilirimki Gladio; kurulduğu dönemde kesinlikle ihtiyaç dahilinde olan ve mükemmel denilebilecek kusursuz bir yapıydı. Fakat her yapı zamanla amacının dışına çıkarak ve kullandığı şahısların artniyetine gebe kalarak sapabiliyor, saçmalayabiliyor ve nihayetinde çeteleşmeye dönebiliyor. Gladio da öyle olmuştur. Tıpkı filmdeki söz gibi; "Vatanını en çok sevene, en pis işi yaptırırsın". Gladio da, vatanseverleri ele geçirerek çeşitli provakasyonlar, eylemler, suikastler ve cinayetlerle yaptırarak hem onları pisliğe bulaştırmış, hem de kendisi pislikle beslenen bir kurum olmuştur. Devam etmektemidir, dağılmışmıdır, pasifleşmişmidir, deşifre edilmişmidir bunların cevabı açıkcası hala meçhul. Ne zamana kadar meçhul kalacağı bile meçhul. Gerçek olan şu ki; bir kalabalığın ortasında azgın bir kitle görüyorsanız ve o kitle de bir anormallik varsa işte Gladio oradadır. Artık Yılmaz Özdil'in dediği gibi hedefte MHP ve kuruluşları var gibi görünüyor. Akdeniz üniversitesindeki olaylarla başladı bu zincir. Beyni boş, fikri ve zikri boş yeni nesil hemen işi MHP ve Ülkü Ocakları'na attı. Gerçeklerden bi haber. Şimdi KPSS'deki soruların iptalinden, eskiden Devlet Bahçeli'nin yardımcılığını yapan bir şahsın rol oynadığına dair söylemlerle devam ediyor operasyon. Arada referandumda MHP içerisindeki fikir ayrılıkları, ekranlarda eski ülkücülerin tartışmaları derken MHP kaynar kazan oldu. CHP desen artık bu ülkeye hiçbir faydası olmaz diyorum. Alternatif yok. Alternatifi bıraktım, muhalefet bile yok. Muhalefetsiz bir ülke... Hayırlısı...


Tottenham Hotspur:
"Audere est facere"

Üstteki armayı, Tottenham Hotspur kulübü, 1956 - 1983 yılları arasında kullandı. Altta bulunan armayı ise 1983-2006 yılına kadar kullandılar. Bu iki kulüp armasının da ortak özelliği latince bir deyişi barındırması.

"Audere est facere" latince bir deyiş. Anlamı ise; "Cesaret etmek, yapmaktır". Tottenham Hotspur kulübünün henüz bir Premier Lig şampiyonluğu bulunmuyor. Henüz bu konuda cesaretleri yok dersek elbette latife yapmış oluruz..


Aynen devam

Roma'da kötü başlangıçlar aynen devam ediyor. Olimpico'da Bologna ile 2-2 berabere kaldılar. Boriello ve Rubin'in kendi kalesine attığı gollere 77 ve 90'da Marco Di Vaio karşılık verine maç berabere bitti. Ezeli rakip Lazio ise gayet güzel topunu oynuyor. Deplasmanda Fiorentina'yı 1-2'lik sonuçla geçtiler. 19.dakikada Fiorentina'da Ljajic'in attığı penaltı golü evsahibini 1-0 öne geçirdi. 32.dakikada sözleşme uzatan Ledesma durumu eşitledi ve devre böyle bitti. 67.dakikada ise son sözü Kozak söyledi. 3 maçta 2 galibiyet 1 yenilgiyle gidiyor Lazipo. Öte yandan Juventus da 3.maçında ilk galibiyetini aldı. Udinese'yi deplasmanda 4 golle geçtiler. Bonucci, Quaglierella, Marchisio ve Iaquinta gollerin sahipleri. Serie A'da 3'te 3 yapan ekip yok. Zirvede ise Cesena ve Inter bulunuyor 7'şer puanla. İlk 3 haftada Edinson Cavani, Samuel Eto'o ve Antonio Cassano'nun 3'er golü bulunuyor.


Yıldız Usmonavo - Dünya

İlk kez dinledim 1963 Özbekistan doğumlu Yıldız Usmanova'yı. Dünya adlı parçasında Hüsnü Şenlendirici eşlik etmiş, iyi de etmiş. Dinlemek için adres şurası.


19 09 2010

Bir kupon #9

345 Manchester Utd - Liverpool 1 /1,55
373 Wigan - Manchester City Üstü / 1,70
402 Schalke - Dortmund Üstü /1,65
431 Fenerbahçe - Beşiktaş 1 /2,05
443 Bordeaux - Lyon Üstü /1,95

Toplam Oran : 17,38


18 09 2010

İtalya 1978

Gentile, Graziani, Zoff, Bettega, Mozzini, Benetti, Causio, Facchetti, Antognoni, Zaccarelli, Tardelli.

http://www.flickr.com/photos/blog-idman-yurdu/


Futbol Ekranı (17-18-19.20.10)

17 Eylül Cuma
20.00 Trabzonspor – Manisaspor (LİG TV)
21.30 Eintracht Frankfurt – Freiburg (TRT 3)

18 Eylül Cumartesi
14.45 Stoke City – West Ham (SPORMAX)
16.00 Akhisar Belediye – Denizlispor (TRT 1)
17.00 Everton – Newcastle (SPORMAX)
18.00 Ankaragücü – Kasımpaşa (DIGI)
18.00 Sivasspor – Eskişehirspor (LİG TV)
19.30 Sunderland – Arsenal (SPORMAX)
20.30 Antalyaspor – Kayserispor (DIGI)
20.30 Bucaspor – Galatasaray (LİG TV)
21.00 Sporting Gijon – A. Bilbao (NTVSPOR)
22.00 Arles – Marsilya (KANAL A)
23.00 Real Sociedad – Real Madrid (NTVSPOR)
00.30 Botafogo – Cruzeiro (SPORMAX)

19 Eylül Pazar
13.30 Bari – Cagliari (FOX TV)
13.30 Feyenoord – Ajax (BEYAZ TV)
15.30 Roda – PSV (BEYAZ TV)
15.30 Man. United – Liverpool (SPORMAX)
16.00 Kartalspor – Samsunspor (TRT 1)
18.00 Chelsea – Blackpool (SPORMAX)
18.00 Kardemir Karabük – Gençlerbirliği (DIGI)
18.00 Hercules – Valencia (NTVSPOR)
19.30 Altay – Karşıyaka (TRT 1)
20.00 Atletico Madrid – Barcelona (NTVSPOR)
20.00 Fenerbahçe – Beşiktaş (LİG TV)
20.30 İstanbul Belediye – Konyaspor (DIGI)
22.00 Palmeiras – Sao Paulo (SPORMAX)
22.00 Bordeaux – Lyon (KANAL A)

20 Eylül Pazartesi
20.00 Gaziantepspor – Bursaspor (LİG TV)


Ayak topçusu ve keyif sigarası

"Spor salonunda tepinen gençlerin bulunduğu yere matbaa makinesi koyduğumuzda ve onların ciğerlerini matbaanın ortaya çıkardığı pisliklerle doldurduğumuzda bilincimizi ortaya koymuştuk zaten. O yüzden bu ayak topçularına sadece parayı cebe koyuyor, güzel kadınları koynuna alıyor, keyif sigarasını eşe dosta ballandıra ballandıra anlatıyorlar diye bakmayın. Çünkü başka zaman o keyif sigarasının ucunda siz varken onlar mağlup bir şekilde deplasmandan, otobüsle ya da konforsuz uçaklarla dönmektedirler."

İslam Çupi


"Her Temas İz Bırakır" ve Behzat Ç

"Her Temas İz Bırakır", Afilli Filintalar kadrosunun delidolu yazarı Emrah Serbes'in şahane bir romanı. Hatta devamı niteliğinde "Son Hafriyat" diye bir kitap daha yazdı Emrah Serbes. 3.kitabı ise "Erken Kaybedenler". Ben "Son Hafriyat" dışındakileri okuma fırsatı buldum. Mükemmel diyebilirim. Bu kelimeyi pek kullanmam ama, eğer bir dizi çekilecekse kesinlikle Emrah Serbes, Murat Menteş, Alper Canıgüz, Selman Kayabaşı ve hatta Soner Yalçın(!) gibi adamların kitapları kesinlikle senaryo niteliğinde. Gerçi Soner Yalçın uzun bir dönem Kurtlar Vadisi'nin konsept danışmanlığını yapmıştı. Kitapları da, dizinin çeşitli bölümlerinde bol bol görülmüştü izleyenler tarafından. Söz buraya gelmişken, Murat Menteş ile yaptığım bir röportajı şuradan okuyabilirsiniz. Sayfa 90'dan itibaren başlıyor.
Konuya geri dönelim. Behzat Ç, Emrah Serbes'in romanı olan "Her Temas İz Bırakır"dan bir karakter. Kendisi gergin, haksızlık ve adaletsizlik düşmanı, işini iyi yapan bir polis. Romanı 2 günde, soluksuz biçimde bitirmiştim. Bu yüzden diziyi de çok merak ediyorum. Gerçi, "Her Temas İz Bırakır"ın devamı olan "Son Hafriyat"tan da mutlaka senaryo açısından yararlanılmıştır. Dizi yarın 20.00 itibariyle Star TV ekranlarında ilk bölümü itibariyle başlayacak. Şiddetle tavsiye ederim. Daha ilk bölümünü izlemeden hem de..


***



Behzat Ç. Cinayet masasında bir polis.Akademiden 1985 yılında mezun olmuş.Sınıf arkadaşı mesleğinde en üst mevkiiye yükselirken o aldığı cezalardan dolayı hep aynı yerde kalmış. Çünkü Behzat Ç. yazılı adalete karşı çıkıyor. Kanun onun umurunda değil! Onun için varsa yoksa vicdan. Özel hayatında yaşadığı travmalar iş hayatını doğrudan etkiliyor.O yüzden belki de bu kadar tutarsız.Hayatta hiç kimseye özellikle kadınlara güvenmiyor. Tek güvendiği insan kızı Berna. 'Bir Ankara Polisiyesi Behzat Ç.', gerek hikayesi gerek o hikayeyi anlatım tarzıyla, yani atmosferiyle, temposuyla, kişileri ve diyaloglarıyla, başarılı bir polisiye hikayesi.


Bir Fenerbahçe SK resmi sitesi klasiği: "Sen hiç elite stadyum gördün mü?"

Hani romanların bir lafı var ya "astayım be ya" diye. Ben de hasta oluyorum Fenerbahçe Spor Kulübü'nün resmi sitesindeki gerek haber başlıklarına gerekse haber içeriklerine. Bir taraftar forumunun ateşli üyesinin ellerinden çıkmışcasına. Haykırırcasına. Çığırırcasına. Sen hiç elite stadyum gördün mü Abidin?

***
Ancak TV programı partnerinden icazet alarak Türkiye'nin en büyük gazetesinin spor sayfalarının yöneticiliğini yapabilen Mehmet Arslan, BJK derbisi öncesi yine son derece çirkin, gerçek dışı, provakatif ve ucuz bir habere imza atmıştır.

Söz konusu gazetede bugün tam sayfa olarak yer alan haberde BJK taraftarının kendileri için ayrılan biletleri dakikalar içerisinde tükettiğinden bahsedilirken taraftarlarımızın ise maç biletlerine ilgi göstermediği öne sürülmektedir. Ayrıca stadyumumuzda rakip takım taraftarlarının son derece meşakatli yollardan dar koridorlardan geçmek zorunda bırakıldıkları, maç öncesi ve maç sonunda toplu halde saatlerce bekletildikleri şeklinde bir dolu iddia öne sürülmektedir.

BJK taraftarına TFF kuralları gereği ayrılan bilet sayısı 2463'tür. Yani gazetede fotoğraflarla izdiham oldu denilen bilet adedi toplam 2463 tanedir.

Kulübümüz taraftarları ise şu ana dek 43 binin üzerinde bilet satın almışlar ve satışlar her dakika artarak devam etmektedir. Bu sayı bugün itibariyle bile İnönü Stadyumu'nun en dolu halinden daha fazla bir taraftarın maçı takip edeceğinin göstergesidir. İnancımız kalan az sayıdaki biletin de tamamen tükeneceği taraftarımızın maç günü stadyumumuzu tamamen dolduracağı şeklindedir

Öte yandan Sayın Mehmet Arslan şunu net olarak bilmelidir ki; Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu UEFA'dan Elite Stadyum unvanı almış Avrupa'nın sayılı stadyumlarından biridir. Ülkemizde de bu unvana sahip ilk ve tek stadyumdur. Bu stadyumda 2009 UEFA Kupası finali oynanmıştır. Dolayısıyla rakip takım taraftarlarının Hürriyet Gazetesi sayfalarında iddia edildiği gibi havasız kalması, daracık ve labirent şeklinde koridorlardan içeri alınması mümkün değildir. Tüm bunların hepsi birer yalan ve Fenerbahçe Spor Kulübü'ne hakaret ve saldırıdır.

Rakip takım taraftarlarının maç öncesi ve sonrasında bekletilmeleri stadyuma geliş gidiş yolları, stadyuma alınış ve stadtan çıkış saatleri valilikte düzenlenen emniyet toplantısında karara bağlanır. Söz konusu kararlar il emniyet ve idari yöneticileri tarafından güvenlik gerekçesi ile alınır ve uygulanır. Bu kuralların bir gazetenin spor müdürü koltuğunda oturan ya da muhabiri olarak çalışan kişiler tarafından bilinmemesi imkansızdır. Bu durumda güvenlik kurallarını dahi kulübümüzü suçlamak adına bir malzeme olarak kullanmaya çalışmak tam anlamıyla bir art niyet göstergesidir.

Söz konusu gazeteyi spor sayfalarında açık açık Fenerbahçe düşmanlığı yaptığı, tarafsız olmaktan uzak haberlere imza attığı, gazeteciliğin tüm etik ve ahlaki kurallarından yoksun bir spor servisine sahip olduğu gerekçesiyle kınıyoruz.

Taraftarlarımız bir kez daha Pazar günü oynanacak derbide stadyumumuzu doldurarak birlik ve beraberlik içinde tüm bu art niyetli girişimlere en güzel cevabı verecektir.

http://www.fenerbahce.org/fb2008/detay.asp?ContentID=20861


Roma'dan kötü başlangıçlar

AS Roma'nın kötü gidişatı devam ediyor. Ligin ilk maçında Olimpico'da Cesena ile 0-0 berabere kalan GialloRosso, ikinci maçta da Cagliari deplasmanından 5-1'lik hezimetle dönmüştü. Bu hafta Bologna gelecek Olimpico'ya. Şampiyonlar Ligi'nde ise Bayern Münih'e 2-0 yenilerek gruptaki ilk maçtan puan çıkaramadılar. Roma'da bir hukuktur adeta bu. Lige kötü başlanır, arap atı misali geç açılır. Bakalım bu kez de geç mi açılacaklar..


17 09 2010

Gökhan Yavuz ve Raşit Ek

Biraz geç oldu ama güç olmasın. Ayrıca gerekenin yapılacağı da belirtilmiş. Umarım kötü haber güzel bir neticeyle sonlanır.

***

Seyrantepe'ye isimlerini verin
Gökhan Yavuz 30 yaşındaydı, Raşit Ek ise 20. Bayram günü öldüler. G.Saray’ın stadı için öldüler. G.Saray’ın boynunun borcudur bu iki işçi kardeşin adlarını yaşatmak.
GÖKHAN Yavuz 30 yaşındaydı. Raşit Ek 20 yaşındaydı.Bir bayram günü, akşam üzeri, Galatasaray’ın Seyrantepe’deki yeni stadı için kanalizasyon kazısı yaparken öldüler. Bayram günü öldüler. Galatasaray’ın stadı için öldüler.
Gökhan ve Raşit, Galatasaray nice bayramlar yaşasın diye, bir bayram günü öldüler. Galatasaray’ın boynunun borcudur bu iki işçi kardeşin adlarını yaşatmak.
Haber ulaştığında içim daraldı, ruhum karardı.
Zayiat olmasınlar
Twitter’a not düştüm “Adları keşke yeni stadın iki kapısına verilse. Gücümüz yeter mi, deneyelim mi?”Galatasaraylısı, Fenerbahçelisi, Beşiktaşlısı, Karşıyakalısı... Takım tutanı tutmayanı “Deneyelim, yanındayız” dedi... Deniz Ülke Arıboğan, Ali Atıf Bir, Bülent Timurlenk, Bener Onar gibi eli medyada kalem tutanı, spor seveni ve sevmeyeni “Yürü” dediler. Gökhan Yavuz ve Raşit Ek bir bayram günü, kanalizasyon kazısı yaparken Galatasaray’ın yeni stadı için öldüler. Büyük inşaatlar için normal kabul edilen zayiat olarak, bir küçük haber haber olarak düşmesinler tarih toprağına.
İsimleri iki kapıya verilsin.
Mutlulukla analım
Mutlulukta, kederde analım iki kardeşimizi. Zor mudur?
Yetki mi gerekir?
İkna mı gerekir?
Kampanya mı gerekir?
Öldü arkadaşlar bir kanalizasyon kazısında; vicdan gerekir. Haydi Galatasaray, yaşat adlarını, üzme bizi...
Raşit 20 yaşındaydı, Gökhan 30...
Bir bayram günü öldüler.
Daha lafa gerek var mı?
Kanat Atkaya


Mesut Özil, FIFA 11’e kapak oldu

Fifa 11'in demosu yayınlandı. Kaleci dahil sahadaki 22 futbolcunun da kontrol edilebildiği FIFA 11’de "360° Fight for Possession" özelliği ile adam adama pozisyonlarda hareket özgürlüğü artırılmış. Yeni "Pro Passing" özelliği ile kumanda hâkimiyeti, futbolcunun yeteneği, içinde bulunduğu durum gibi unsurlar pas isabeti üzerinde etkili olacakmış. EA Sports dünyanın dört bir yanındaki FIFA 11 kutu ve reklamlarını süsleyecek olan futbolcu kadrosunu da açıklamış. FIFA 11’in Türkiye’deki yüzü Kaka. Almanya’da ise Werder Bremen’den Real Madrid’e transfer olan Mesut Özil olacak. 15 ülkeden 17 futbolcunun bulunduğu kadroda şu isimler yer alıyor: Kaka (R. Madrid), Rooney (M. United), Cech (Chelsea), Benzema (R. Madrid), Lloris (Lyon), Mesut Özil (R. Madrid), Adler (Leverkusen), Chiellini (Juventus), Iniesta (Barcelona), Tim Cahill (Everton), Dzsudzsak (PSV), Carvalho (R. Madrid), Semak (Zenit), Stocker (Basel), Carlos Vela (Arsenal), Donovan (LA Galaxy), Blaszczykowski (Borussia Dortmund).


13 09 2010

"Bizi sevenleri üzmeyelim baba..."

Galatasaraylılığını, “Sarı-kırmızılı renklere küçükten beri hayrandım. Galatasaray İzmir’e geldiğinde okuldan kaçar, maça giderdim. Bence Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır. Galatasaray’ı işte bunun için tercih eder ve Galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım” sözleriyle ifade eden Metin Oktay, ayrıca 1957 yılında dönemin Fenerbahçe yöneticisi Müslüm Bağcılar’ın dönemin koşullarına göre astronomik olan transfer teklifini “Bizi sevenleri üzmeyelim baba...” cümlesi ile geri çevirmiştir.

http://www.galatasaray.org/kulup/haber/7850.php


Gümüş dere durmaz akar

Yaşattığınız muazzam heyecan ve başarıdan dolayı tebrikler 12 Dev Adam. Ayrıca, turnuvadan dolayı tedavisini erteleyen Bogdan Tanjevic'e de acil şifalar diliyorum. Milyonlarca insana büyük mutluluklar yaşatan bu ekibin başındaki Tanjevic'e, Allah herkesin ömründen 1'er saat alıp verir inşallah..


09 09 2010

Corinthians'in 100.yıl videoları

Corinthians'ın 100.yılı için hazırlanan videolardan biri. Diğeri için adres şurası.


08 09 2010

Zidane, Fransa antrenmanında

"Ben sadece onların hızlı toparlanmasına destek verip takıma şans dilemek istedim. Yeni bir jenerasyonla ilerliyoruz ve başlangıç için oldukça önemli şeylere sahipler. Fransa milli takımı bir oyuncunun ulaşabileceği en üst noktadır."

Zinedine Zidane


Taraftar pankart

Triestina - Pescara maçında taraftar yasağı vardı. Ama tribünlerde "taraftar pankart"lar eşlik etmiş Triestina'ya..


07 09 2010

Kapalı kafalar

Biraz ara vermek iyidir. Kitaplarla, köpekle, klarnetle ve doğayla uğraşmak. Kafa açar. Kapalı kafalara inat..


04 09 2010

Elano Blumer ve Julio Baptista

2007'de Premier Lig'de birbirlerine karşı oynayan 2 adam. Biri Elano Blumer, o zamanlar Manchester City forması giyiyordu. Diğeri Julio Baptista. O da o zaman Arsenal forması giyiyordu ve Real Madrid'den büyük beklentilerle kiralanmıştı. Elano, takım içindeki Robinho ve Jo'lu çetenin elemanlarındandı. İstikrarsız ve "düzen bozan" etiketi yemişti. Kapı gösterildi bir nevi. Galatasaray'a geldi. Baptista, Arsenal'de 24 maçta 3 gol attı, fena da oynamadı ama Premier Lig'e adapte olamayınca Arsenal satış opsiyonundan vazgeçti. Elano, Türkiye'yi tercih etti ve Galatasaray'la sözleşme imzaladı. Baptista ise kariyerinde bir Serie A tecrübesi olmasını istediğinden AS Roma ile sözleşme imzaladı. Elano, Galatasaray'daki ilk sezonunda 26 maçta forma giyip 3 gol attı. Hiçbir zaman kendi mevkiisinde oynayamadı. Önlibero olarak birçok maçta yırtındı durdu. Kalitesini bence tartışmaya gerek bile yok. Bu yıl, 4-3-3 olan sistem değişip, 4-2-3-1 şeklini alacağını düşünüyorum. Bu durumda 3'ün sağ tarafında -Pino'nun sakatlığını düşünülecek olursa- kesinlikle Elano oynamalı. O bölümde çok faydalı olacağını düşünüyorum. Ortada Misimovic, solda ise Arda yer alacak. Bu durumda Kewell, Baros'un alternatifi ve 2.yarının ortalarına oyuna girecek "vurucu" adamlardan biri olacak. Arif Erdem vardı bir zamanlar, girerdi böyle oyuna son anlarda "umut" olarak. 2'li önliberoda ise Cana ve Mustafa Sarp'ın oynayacağını düşünüyorum. Tabi bu 2'sinin de çok ağır oyuncular olduğunu düşünürsek Ayhan ve Barış rötuşları da gelecektir muhtemelen. Bu da kaliteye ve mücadeleye sebep olacaktır. Bence Galatasaray, milli takım arasından sonra kendine gelecektir. Ancak Avrupa Ligi'nden elenmiş olmak, birçok taraftar ve futbolcunun motivasyonunu sıfırlayalabilir doğal olarak..
Baptista ise bireysel hatasından dolayı AS Roma'da kaldı. Kadroda yer alması imkansız. Totti ve Vucinic sakatlansa bile Menez ve transferin son gününde kiralanan Marco Boriello var. Roma'nın kalabalık ortasahasında kendisine yer bulabilmesi ise imkansız. Hem formssuz hem de moralsiz. Devre arasını iple çeker ve büyük olasılıkla ya ülkesine ya da Rusya'ya gider diyorum. Ancak devre arasında yazılıp çizilenlere göre Elano'nun CSKA'ya gitme ihtimalini düşünecek olursak, memleketine son dönüşü yapabilir. Galatasaray'ın büyük çabaları olduğu yazıldı bu transfer için, şimdilerde Bapişmanlık haberleri var. Baptista'nin imaj haklarını elinde bulunduran Centro Suono Spor İletişim yetkilisi Paola Canovi sert konuşmuş. Canovi, "Roma'da oynamayacağı kesin olmasına rağmen, G.Saray'ın teklifini kabul etmeyerek büyük hata yaptı. 1 sezonluk kayıp kariyerini çok etkileyecek. Bu büyük bir menajerlik faciasıdır" demiş. İyi de demiş. Böyle menajere 2 dakika harcamam, 2 lira da harcamam. Gerçi, futbolcuya da büyük iş düşüyor. Adam gibi otur kararını ver, ama transfer dönemi bitti bile. Şimdi bekler durur 3-5 sakatlık ve kart cezaları olsun diye. Yalnız bu tip durumlarda ben teknik direktör olsam, kesinlikle futbolcuyu kazanmaya bakarım. Vucinic'in saçmaladığı zamanlarda elbette Boriello iyi bir alternatif ama, Baptista'da kalitesi iyi olan bir adam. Güiza için de aynısı geçerli. Fenerbahçe'de kaldı. Ben olsam kazanmaya bakarım. Adamın formu bitti, aile hayatı bitti, kariyeri bitti. Kolay değil, destek olmak gerek. Transfer ederken "La Liga gol kralını aldık" demesi kolay..


"Süperin de süperi"

Başlık benim sözüm değil, hemen arkamdan sövmeyin. Ömer Üründül'ün elbette. Hamit Altıntop dün akşam, yıllar boyu jeneriklerde izleyeceğimiz golü attı. Milli takımımız Kazakistan'a karşı "şahane" oynamadı ama ümit verdi, salı günü Belçika maçı önemli.


"O, en iyilerden olduğu için kadroya girdi"

"Son iki aydır görüyorum ki Jo çok iyi bir oyuncu. Şansını iyi değerlendirdi. O CSKA'da oynarken ona karşı oynamıştım. O en iyilerden olduğu için kadroya girdi.."

Roberto Mancini
Manchester City Teknik Direktörü


03 09 2010

Johannes Jacobus Neeskens



02 09 2010

Filippo Inzaghi 37 yaşında ama..

Haftasonu Milan'ın Lecce'yi 4-0 yendiği maçta gollerin 2'sini Pato, diğerlerini de Silva ve Inzaghi atmıştı. Maçtan önce Zlatan Ibrahimovic güzel bir şovla karşılandı. Taraftar onu hemen kabullenmiş denilebilir. Filippo Inzaghi 37 yaşında, ancak hala her golünden sonra muhteşem bir hırsla seviniyor. Golcü dediğin, özellikle de takımına aşıksa böyle olmalı.


Marco Boriello @ AS Roma

Robinho'nun Milan'a gittiği haberini yazdığım yazımda, bu transfere de değinmiştim. Marco Boriello, sezon sonuna kadar AS Roma'da..