30 06 2010

2010 Dünya Kupası Notları #9

2010 Dünya Kupası'nda heyecan maçlar ilerledikçe artıyor. 4 yılda bir düzenlenen şölende son 10 güne girdik bile. Dün gece İspanya, aslında zorlanmadıkları fakat birtürlü sonuca ulaşamadıkları maçta Portekiz'i 1-0'lık skorla geçip çeyrek finale adını yazdıran son ekip oldu. Tek gol maç boyunca harika oynayan David Villa'dan geldi. Bazı futbolcular gerçekten pes'teki gibi oynuyor. Topu alıp süzülüyor ve muhteşem vuruyor. Mesela Wayne Rooney, pes'te fazlasıyla abartılmış oyuncuların başında geliyor. Her neyse oyunu bırakıp maça dönelim. Gerçi maç da bir oyun değil mi? Portekizdeki forvet sorunsalı içler acısı. Kore ekibine nasıl 7 gol attıklarını aklım almıyor mesela. Cristiano Ronaldo dün akşam maç boyu rezaletti. Sergio Ramos adeta yedi yuttu onu. Öte yandan İspanya'da da Fernando Torres etkisizdi. Sonradan oyuna giren Llorente çok daha etkili oynadı. Portekiz teknik direktörü Carlos Queiroz'un Pepe ve Simao değişiklikleri bana göre intihardı. Şeyh'ul yorumcu(!) Ömer Üründül de aynı fikre sahip olduğunu belirtince acaba farklı birşeymi düşünsem diye kararsız kaldım. İspanya'nın çeyrek finaldeki rakibi ise Paraguay olacak. Çok kolay bir maç olmaz ama İspanya bana göre yarı finaldedir.
Geriye doğru dönersek, Hollanda da rakibi Slovakya'yı 2-1'lik skorla geçerek çeyrek finale çıktı. Robben ve Sneijder'in gollerine Slovakya adına sadece Vittek penaltı ile cevap verebildi. O da yetersiz kaldı. Slovakya bence yapabileceğinin en iyisini yaptı. Hatta çeyrek finale çıkması bile mucize olmazdı. Hollanda'nın çeyrek finaldeki rakibi Brezilya olacak. Sürprize açık bir maç olsa da favori Brezilya.
Brezilya da pek keyifli olmayan ama 3 gol izlediğimiz maçta Şili'yi geçip çeyrek finale yükseldi. Juan'ın muhteşem oynayıp bir de gol attığı maçta diğer goller Robinho ve Fabiano'dan geldi. Elano sakatlığından dolayı oynamadı, Kaka tutuktu. Elano'nun Hollanda maçında oynama ihtimali de şüpheli. 1 saatlik idmanın 10 dakikasını zor çıkarmış. Yandı gülüm keten bonservis. Çeyrek final maçlarından Uruguay - Gana ve Hollanda - Brezilya maçları 2 Temmuz cuma günü izleyeceğiz. Diğer 2 maç olan Arjantin - Almanya ve Paraguay - İspanya maçlarını ise 3 Temmuz cumartesi günü izleyeceğiz. Yarı final için tahminlerim: Gana - Brezilya ve Almanya - İspanya.


2010/2011 Tottenham Hotspur forması



2010/2011 Manchester City forması



2010/2011 Ajax forması



28 06 2010

Madde madde #44

- Tek madde, çok anlam olacak bu kez. Eylül'e tek ders kaldı, gönüller coştu. Heyecan hem "gönül işleri"nde hem de "eğitim seferberliği"nde üst düzey. Allah utandırmasın.


1966'nın rövanşı

Hayat ne tuhaf, yan hakemler falan..


Dün geceden: Arjantin - Meksika



2010 Dünya Kupası Notları #8

2010 Dünya Kupası'nda son 16 maçları keyifli geçiyor. İlk maçta Uruguay, Kore'yi 2-1'lik skorla geçerek adını çeyrek finale yazdırdı. İki gol de Suarez'den geldi. Kore'nin tek golünü ise Lee attı. Diego Forlan'dan daha fazla "iş" bekliyor futbolseverler. Sessiz kaldı turnuvada. Luis Suarez attığı 2 golle toplamda 3 gole ulaştı.
2.tur 2.maçında bir sürpriz yaşandı denilebilir. Turnuvanın göze hoş gelen futbolunu oynayan ABD, Gana'ya uzatmalarda yediği golle mağlup oldu ve elendi. Maçta 5.dakikada Boateng'in attığı golle Gana 1-0 öne geçti. Eşitliği 62.dakikada penaltıyla Donovan sağladı. Maç 1-1'lik sonuçla bitti. Uzatmaların ilk yarısının henüz 3.dakikasına Gyan'ın attığı gol, Gana'yı çeyrek finale uçurdu. Appiah'ın tutuk oyunu ve hatta "bitmiş" görünümü ile Gyan'ın hava toplarındaki müthiş üstünlüğü dikkatleri çekti.
Gelelim pazar keyfinin 2 güzel maçına. Almanya - İngiltere maçı ile başlamak istiyorum. Turnuvada Brezilya, Arjantin veya Almanya takımlarından birinin kupayı kazanacağını düşünüyorum. Dün Almanya'nın çeyrek finale kalıp Arjantin ile eşleşecek olması, bu yüzden pek güzel olmadı. Bu 2 takım finalde karşılaşsa çok daha keyifli olabilirdi. Artık olası bir Brezilya - Arjantin veya Brezilya - Almanya eşleşmesini bekleyeceğim. Maça dönecek olursam, son derece keyifli bir maçtı. Maçın ilk dakikasından itibaren yoğun tempo vardı ve gollerin habercisiydi bu durumlar. 20.dakikada "turnuva golcüsü" Miroslav Klose, savunmanın arasından fırsatçılığını konuşturup Almanları 1-0 öne geçirdi. 32.dakikada Müller'in pasında soldan sert ve düzgün vuran Podolski farkı 2'ye çıkardı. Golde hatası olan Upson, 5 dakika sonra attığı kafa golüyle farkı 1'e indirdi. Bu golden 1 dakika sonra Lampard'ın şahane şutu üst direkten kaleye girip geri çıktı, gol olan bu poziyonda hakemler rezalet bir biçimde "gol değil" kararı verdi. Maçın kırılma anıydı şüphesiz. İlk yarı bu sonuçla bitti. İkinci yarı, ilk yarıya göre daha tutuktu. Ama goller devam etti. Özellikle 60.dakikalara kadar oyun keyifsizdi. 67 ve 70.dakikalarda Müller attığı 2 golle Almanlara farkı getirdi. Bu sonuçla biten maç sonucu ingilizler, evlerine dönmek üzere turnuvaya veda etti. Maça ilk onbirde başlayan 22 oyuncunun da Bundesliga ve Premier Lig'de forma giymesi enteresan bir istatistik. Ülke dışında oynayan futbolcu yoktu her iki takımda da. 1966'da İngiliz Hurst'un uzatma dakikalarında çizgiyi geçmeyen topuyla yenik duruma düşen ve kupayı kaybeden Almanlar, 44 yıl sonra benzer bir hatayla rövanşı almış oldular. Tarih çok mühim birşeydir ve arada böyle tekerrür eder. Güzel de olur.
Pazar keyfinin son maçı Arjantin - Meksika oldu. Elbette Arjantin favoriydi ama Meksika'nın da bu kadar tutuk oynayacağını kimse düşünemezdi. Adeta forvet güçleri yoktu sahada. 26.dakikada Tevez ve 33.dakikada Higuain'in attığı gollerle, 2 farkla ilk yarı bitti. Özellikle Higuain turnuvanın en büyük yıldızı olmaya aday. Meksika'da Carlos Salcido'da da ne güzel bir sağ ayak vardır. Uzaktan vurduğu 4 şutun 3'ü kaleyi sarsıyordu resmen. Rafael Marquez'i çok pasif buldum, Ricardo Osorio zaten hatalarıyla takımını çokça yaktı, Giovani dos Santos da kaybolup gitti maçta. Meksika kalecisi Oscar Perez'in "bizim" Ömer Çatkıç'la benzerliği de dikkatimi çekti. Tevez'in 52.dakikada attığı, kendisinin 2. takımının 3.golü muhteşemdi. Şimdiye kadar bence turnuvanın en güzel golü oldu. Bu sonuçlarla çeyrek final eşleşmeleri şöyle: Uruguay - Gana ve Arjantin - Almanya. Bugün oynanılacak Hollanda - Slovakya ve Brezilya - Şili maçlarının galipleri de çeyrek final eşleşmelerinden diğerini belirleyecek. Favoriler hiç şüphesiz Hollanda ve Brezilya. Turnuva şimdilik en golcü isim attığı 4 golle Gonzalo Higuain. 3'er gollü isimler ise Thomas Müller, David Villa, Luis Suarez ve Robert Vittek. adidas Golden Boot'da zirvede yine Gonzalo Higuain bulunuyor 1.3'lük ortalamasıyla.


26 06 2010

GS Store 2010/11 Yaz Kreasyonu

Yaz gelince GS Store coşuyor. Hoş tasarımlar.


25 06 2010

Dün geceden: Slovakya - İtalya



Unthinkable

"Adamın anlaşmasını kabul edin,
siz zaten teröristlerle hep anlaşıyorsunuz!"


Bir Samuel L.Jackson hayranı olarak filmin başına iştahla geçtim. Önceleri biraz hayal kırıklığına uğrasam da, filmin ortalarında hikaye güzelleşti. Sonu daha keskin bitebilirdi, vurgu daha sert yapılabilirdi diye düşünüyorum. Güzel bir tavsiye oldu sevdiğim bir abim tarafından. Artık diyorum tavsiyelere kulak vermeli. Uzun zamandır tavsiyeleri hep gözardı ediyordum, her konuda. Biraz tavsiye dinlemeli..

"kendimi yakalattım çünkü ben korkak değilim.
bana işkence edecek herkesle yüz yüze olmak istedim!
bana barbar diyorsunuz. peki o zaman siz ne oluyorsunuz?
nasıl yani, elli sivili öldürüm diye göz yaşı mı dökmemi bekliyorsunuz?
siz her gün o kadar kişiyi gözünüzü kırpmadan öldürüyorsunuz!
nasıl bir hismiş, brody?
bu benim ile ilgili değil sizin ile ilgili!"


Adidas Originals 2010 Sonbahar/Kış "The Strata"

hypebeast.com/2010/06/ransom-footwear-adidas-originals-2010-fallwinter-strata-preview


2010 Dünya Kupası Notları #7

E ve F gruplarındaki maçlar da dün itibariyle sona erdi. Ben bu yazıdaki tüm fotoğrafları İtalya'dan kullanmak istiyorum. "Yaralarım çok derin". Önce E grubundan başlayayım. Danimarka - Japonya maçı çok keyifliydi. Klas goller vardı. Özellikle Japonya'nın attığı 2 frikik golü, algoritmik zekalarının ne durumda olduğunun göstergesi. Honda, Endo ve Okazaki'nin gollerine Danimarka'dan tek cevabı Tomasson verebildi. O da penaltıyı kaleciye nişanlayıp, dönen topu tamamlayarak. Bu maç, Japonya kalecisi Eiji Kawashima'nın kalesinde devleştiği bir maç olurken, Danimarka kalecisi Thomas Sorensen'in "buraya kadar" dediği maç oldu. Hakeden kazandı. Grubun diğer maçında ise Hollanda ile Kamerun karşılaştı. Hollanda rakibini 2-1'lik skorla geçerek 3'te 3 yaptı ve grup lideri olarak tur atladı. Gollerin sahipleri Van Persie ve Huntelaar. Kamerun'un tek golünü ise penaltıdan Eto'o attı. Böylece E grubundan Hollanda ile birlikte Japonya tur atlayan taraflar oldular.
Gelelim F grubuna. İtalya'nın kesinlikle tur atlaması beklenen, favori gösterilen bu grupta 3 maçta 2 beraberlik 1 yenilgi alarak, son sırada tamamlaması herkesi şaşkına uğrattı. Tıpkı Fransa gibi İtalya da zaten birşeyleri hakedecek oyunu oynamadı. Dün gece Slovakya karşısında 3-2 mağlup oldular. Slovakya'nın gollerini Vittek (2) ve Kopunek atarken, İtalya'nın gollerini Di Natale ile Quagliarella attı. Özellikle Quagliarella'nın golü şahaneydi. Görmek istediğimiz aşırtma gollerinden biri oldu. Ama işe yaramadı. Diğer maçta da Paraguay ile Yeni Zelanda 0-0 berabere kaldılar. Bu sonuçlarla Paraguay grup lideri olarak, 2.sırada da Slovakya, tur atladılar. Benim anlamadığım, maçtan sonra İtalyan futbolcuların kendilerini derbeder edecek kadar ağlayıp sızlaması oldu. "Neyi hakettiniz de bu şaşkınlığı yaşıyorsunuz?" diye sorasım geldi.
Bu akşam G ve H gruplarında oynanılacak maçlardan sonra gruplardaki tüm maçlar tamamlanmış olacak. G grubunda Portekiz - Brezilya ve Kore - Fildişi Sahilleri maçları oynanılacak. Fildişi Sahillerine biraz mucize gerekiyor gruptan çıkmak için. H grubunda ise Şili - İspanya ve İsviçre - Honduras maçları oynanılacak. Enteresan bir grup. 2.olarak kimin çıkacağı belli olacak bu gece. Sanki biraz biraz keyifli bir hale geliyor Dünya Kupası..


24 06 2010

Nowhere Boy

Liverpool, rock'n roll, bol argo ve dram. Hepsi bir arada. Keyifle izledim ama fazla bir beklentiniz olmamalı. Neticede biyografik bir film. John Lennon'ın çocukluğunu bir nevi öğreniyorsunuz. Filmin senaryosu, Lennon'ın üvey kardeşi Julia Baird'in kitabına dayanıyormuş. 10 üzerinden 6.5 veriyorum filme.


2010/11 Lyon forması

3.formaları buymuş. Sarıyer ve Tarabya'daki tavernalarda kapı görevlileri (formayı küçümsüyorum) giymiyor bunu. Tabir-i caizse tam pezevenk işi. Hiç olmamış.


Alemin kralı Serdar Ortaç

Vinnie Paz (Jedi Mind Tricks), Ceza, Sagopa Kajmer (& Kolera) ve Eminem'in aynı anda albüm çıkarması, güzel ülkemin barlarında Serdar Ortaç çalmayacağı anlamına gelmiyor pek tabii.

Vinnie Paz - Season of the Assassin
Ceza - Onuncu Köy
Sagopa Kajmer & Kolera - Bendeki Sen
Eminem - Recovery


Mentalita Ultras Streetwear



2010 Dünya Kupası Notları #6

A ve B gruplarından sonra C ve D gruplarındaki maçlar da tamamlandı. Slovenya'yı 1-0 yenen İngiltere tur atladı. Hakettiler mi? Tabiki hayır. Tek gol Defoe'den geldi. Grubun diğer maçında ise oynadığı tüm maçlarda keyif veren ABD, Cezayir'i 1-0 ile geçti. Tek gol, Donovan'dan. Böylece C grubundan ABD ve İngiltere tur atlamış oldu. Slovenya biraz zorlasaydı büyük bir sürprizi gerçekleştirebilirdi diye düşünüyorum.D grubundaki maçlarda heyecan üst düzeydi. Almanya, Gana'yı Mesut Özil'in attığı şahane golle 1-0 ile geçti. Gana'nın da maçta önemli pozisyonları vardı. Bol ortasaha mücadelesine sahne olan maçta sadece 2 sarı kart çıkması güzel oldu. Bu yılki Dünya Kupası'nda diğer maçlara bakıldığında anormal bir sarı ve kırmızı kart istatistiği söz konusu. Mesut değerine değer katıyor. Bizlerin de içini burkuyor tabi.
D grubunun diğer maçında ise Avustralya, Sırbistan'ı 2-1'lik skorla geçti. Cahill ve Holman'ın attığı her iki gol de güzeldi. 84.dakikada Pantelic'in attığı golde kaleci Schwarzer'ın hatası olsa da, maç boyu önemli kurtarışlar yaptığını unutmamak gerek. Avustralya bi ara fazla gaza gelip maçı rugby'e bağladı. Omuzdan çekmeler, bir kişiye beş kişi dalmalar. Buna rağmen maçı 3 sarı kartla tamamladılar. D grubunda tur atlayan takımlar böylece Almanya ve Gana oldu. Gana yerine Avustralya'nın tur atlamasını isterdim.


Marco Storari, Juventus'da

Juventus -ne kadar gerekli olduğu tartışılır- Milan'dan Marco Storari'yle sözleşme imzaladı. Bonservisine 4.5 milyon euro verilecekmiş. 33 yaşındaki Storari, 2007'den bu yana Levante, Cagliari, Fiorentina ve Sampdoria'da kiralık forma giymişti. Buffon, Chimenti ve Manninger gibi 3 değerli kaleiye sahip Juventus'un parası bol belli ki..


Mexes gidici

Bu sezon Burdisso ve Juan'ın arkasında nasıl sürekli yedek beklediğini ben anlayamamıştım. Mexes, Roma'yı sevdiğini sürekli belirtiyor ancak Manchester City'den de çok güzel bir teklif aldı. 1 yıllık daha kontratı olan Mexes'in, eğer Burdisso'nun bonservisi alınırsa takımda kalmayacağını yazıyor italyan medyası.


23 06 2010

Vuvuzela sesi > Gol sesi

Renksiz ve bana göre keyifsiz dünya kupasında bazen böyle skorlar görebilmeliyiz tabi. Vuvuzela sesinden fenalık geçirmekte olan futbolseverler, "gol" sesini fazla duysun bari..


Emre Güngör ve Uğur Uçar

Her ikisi de büyük umut bağlanan fakat sakatlıkları ve dolayısıyla istikrarsız futbolları sebebiyle her transfer döneminde adı geçen oyunculardandı. Emre Güngör, Gaziantepspor’a, Uğur Uçar ise Ankaragücü'ne transfer oldu. Galatasaray'da yaprak dökümü sürüyor. Giden oyuncuların yerleri ise dolmuyor. Çağlar Birinci, Mehmet Batdal, Serdar Özkan ve Musa Çağıran dışında bir transfer yok. Bugün Fanatik gazetesi Yalçın Dümer imzasıyla Arsenal'li Song Billong transferinin bittiğini duyurdu. Yıllık alacağı paraya kadar yazıldı. Ne kadar doğru bilinmez. Galatasaray'ın artık her mevkiye, özellikle de defansa ve forvete takviyeler yapması gerekiyor diye düşünüyorum. Arda Turan, Elano ve Servet Çetin'in durumları ise hala muallakta. Florya'da işler karışık lakin Adnan Polat "Biz de armut toplamıyoruz" diyor. Galatasaray taraftarı ise toplananları merak ediyor..