31 12 2009

Mutlu yıllar

İyisiyle kötüsüyle toplamda 3900, 2009 yılında ise yazdığım 1158 yazıyla 4.yaşını dolduran blogda yeni bir yıla geçiyorum. Hep beraber geçiyoruz tabi. Tüm okuyuculara bembeyaz, tertemiz, sakin, mutlu, bol kazançlı ve en önemlisi sıhhat dolu bir yıl, yakasından paçasına kadar tutulup tartaklanan güzel ülkeme ise sonsuza dek sürecek bir huzur ortamı diliyorum 2010'da.

***

İşten eve dönerken bugün, para çekmek üzere atm'ye giderken arkamdan milli piyangocu bağırdı.
"Evlat alsana bi çeyrek, çıkarsa sevgilini de kaparsın Hawai'ye gidersin".
Gülümsedim geçtim.
Paramı çektim, geri döndüm.
Onlarcası arasından göz kırpan çeyrek bileti aldım, "arayacağım" dedim.
"Neyi?" dedi piyangocu.
"Belamı"dedim.
"Tabi ya" dedi. "Paralı cepten bela eksik olmaz, mühim olan insanlık".
"Evet" dedim.
"Mühim olan insanlık"..


***

Fonda: Şebnem Ferah - İstiklal Caddesi Kadar


"Hangi tarlada yetişiyor bu müdürler?"

"Bir televizyon programında, öğrencilerin araç ve gereçlerinde Türk milli kahramanlarının figür ve resimlerinin kullanılmasını sağlayan Eskişehir Milli Eğitim Müdürü İbrahim Ceylan için ''Hangi tarlada yetişiyor bu müdürler?'' demesinden dolayı hakkında dava açılan Müjde Ar'ın ''görüntülü ileti yoluyla kamu görevlisine hakaret'' suçundan yargılanmasına başlandı."
http://www.sabah.com.tr/Gundem/2009/12/31/mujde_arin_davasi_basladi


Yolcu yolunda gerek

"Takım kaptanımız Ali Turan ve temsilcileri ile yaptığımız görüşmelerden anladığımıza göre Ali Turan Galatasaray kulübüne gitmek üzere kulübümüzden ayrılmak istemektedir. Kulübümüz bu durumdaki bir oyuncuyu kamp kadrosunda bulundurmayı uygun görmeyerek Antalya kamp kadrosundan çıkartmıştır."
http://www.kayserispor.org.tr/tur/hdetay.asp?id=707


Luca Toni resmen Roma'da

Artık "gerçekleşmemesi" mucize olacak bir transferdi. 1 yıldır bekleniyordu bu transfer hatta. Totti'nin çağrısı da işin süksesi oldu böylece. Bayern Münih'in başına Van Gaal'in geçmesiyle adeta çöken Luca Toni, Olimpico'da dirilecektir. Gerçi 2007'den bu yana Bundesliga'da 60 maçta 38 gol de hiç fena değil. Yıl sonuna kadar kiralandı, elbette satın alma opsiyonuyla. Böylece Baptista'ya da yol göründü. Diğer brezilyalı Cicinho da ayrılmak istiyormuş. Bu 2 isim harcandı Roma'da diye düşünüyorum. Bakalım başka takviyeler olacakmı..


(500) Days of Summer

Sadece Zooey Deschanel için bile izlenebilecek bir film. Aşkın gerçek olduğuna inanmayan bir kadın ve ona aşık olan bir adamın hikayesini anlatıyor film. Biraz klasik gibi gözükse de, gerçekten enteresan bir teması var. 10 üzerinden 8.5 veririm bu filme, mutlaka izleyin.

***

- Onu geri kazanabildinmi bari?
- Uğraşıyorum.
- Belki de bir kitap yazmalısın.
- Ne?
- Henry Miller'ın dediğine göre bir kadını unutmanın en iyi yolu onu edebi esere dönüştürmektir.
- O adam benden daha çok seks yapmıştır..


Futbol Ekranı (02-03.01)

2 Ocak Cumartesi
17.00 Middlesbrough – Manchester City /NTVSpor
19.15 Reading – Liverpool / NTVSpor
21.00 Barcelona – Villarreal / NTV
23.00 Atletico Madrid – Sevilla / NTVSpor

3 Ocak Pazar
15.00 Manchester United – Leeds United / NTVSpor
18.15 West Ham United – Arsenal / NTVSpor
18.00 Zaragoza – Deportivo La Corun/ NTV
20.00 Mallorca – Athletic Bilbao / NTVSpor
22.00 Osasuna – Real Madrid / NTV


30 12 2009

Yılın Sporcuları: Bolt ve Pellegrini

La Gazzetta Dello Sport, Ağustos ayındaki Dünya Atletizm Şampiyonası'nda 100 ve 200 metrede dünya rekoru kırarak Pekin 2008'deki rekorlarını 11'er saliseyle geliştiren Usain Bolt ve Roma'daki dünya yüzme şampiyonasında bayanlar 200 ve 400 metrelerde dünya rekoruyla altın madalyaya ulaşan Federica Pellegrini'yi “Yılın Sporcuları” seçildi. Rekor kırmak mühim iş "yılın sporcusu" olmak adına.


Hangi barış ve demokrasi?

Terör örgütünün bir uzantısı -takım elbiseli versiyonu- olan, teröre açık açık destek veren, terör örgütünün başındaki hain(ler)den emir alan ve bunu uygulayan, sıkıştığı zaman aba altından sopa gösterip memlekette iç savaş tehditleri savuran, her toplantısının ardından kırılmadık cam çerceve bırak(tır)mayan, otobüste işine gücüne okuluna gitmekten başka suçu olmayan bir kızın ölümüne sebep olan, bir elinde kalem tutar gibi gözüküp öbür elinden kalaşnikofu eksik etmeyen, yıllardır yaptıkları gibi yedikleri her haltın üstüne "barış, demokrasi, hak, eşitlik" örtüsünü seren bu partiyle aynı fikre, zikre, harekete, ideolojiye mensup her kula, Allah akıl fikir versin.


90+3 El Nino

Bir iyi bir kötü sonuçlarla yuvarlana yuvarlana giden Liverpool, dün akşam Aston Villa deplasmanındaydı. 90+3'te son sözü Fernando Torres söyledi. 33 puanlı Liverpool ile lider Chelsea arasındaki puan farkı 12.


29 12 2009

Blog 4 yaşında

Blog bugün itibariyle 4 yılı ve 3891 postu geride bıraktı. 2.yaşına bastığında 70.000 civarı, 3.yaşına bastığında ise 360.000 civarı tıklanan blog, şimdilerde 675.000 kez tıklanmaya maruz kaldı, birçok mecmuada afişe, bazı televizyon programlarında ise deşifre oldu. Futbol ağırlıklı, kıyısına köşesine hayatın her cephesinden farklı soslarla bezenmiş yazılarla gönlünü tıklattığım her meraklıyla, ilk günkü heyecanla, nice yıllara.


Neden Guardiola?

Blogda 4 seneyi bırakmışken forma numarası 4 olan bir delikanlı bulayım dedim. Futbolda 4 numara denince akla 4 isim gelir. Carlos Alberto, Ronald Koeman, Josep Guardiola ve Fernando Hierro. Tercihim ise gönlümde farklı bir yeri olan Barcelona'nın, cesuryürek kaptanı oldu.


"Admin çok takılıyo yae..."



Bu harita hangi ülkenin?

3 Eylül’de yazmış, uyarmaya çalıştım. 3 ay geçti hazırlıklar tamamlandı. Lansman yapıldı. Ve akıl almaz şekilde kimsenin umursamadığı ortaya çıktı. Bu ülkenin halkına, yöneticisine, bakanına, başkanına, kimseye dokunmadı. Kimse rahatsız olmadı. Kimse önemsemedi. Aynı gün arayıp sonra da yazısında bahseden Yılmaz Özdil dışında. Ve tabii Diyarbakırlılar...

O gün bu haritada Trabzon da vardı. Bugün Türkiye’nin tek şampiyon şehri, ülkenin tek gerçek futbol şehri, kulübün şehri geçtiği tek vilayet de haritada yok. Onlar da artık Türkiye’nin dışında. Şimdi de Diyarbakırlıların yanına Trabzonlular da eklendi. İki şehir aynı mağduriyeti yaşıyor.

Bugün durum şu:

2016 eğer bize verilirse Orta ve Batı Anadolu’ya verilmiş olacak. Doğu ve Güney Doğu’ya değil.

2016 eğer bize verilirse Ege ve Akdeniz’e verilecek, Karadeniz’e değil.

Şu haritaya bir baksanıza...

Bu haritayı bir Fransız gazetesi yapsa... Ülkemizi bölüyorlar diye ortalığı yıkarız.

Bu haritayı Yunanlılar yapsa Pontusculuk yapıyorlar der, nota veririz.

Açıkça söyleyeyim. Ben bu adaylığı desteklemiyorum. Birisi bana sorarsa bu organizasyonun alınmaması için elimden geleni de yaparım. Rakibiniz sadece İtalya ve Fransa değil. Ben de rakibinizim.

Kendimizden kaçıyoruz

Bırakalım bu işleri.
Şimdi UEFA istemiyor diyebilirler. Yalan...

Şartlara uymuyor diyebilirler. Bu da yalan. Uymuyorsa da 6 senede o şartlara uyarsın.

Söyleyin, Trabzon’daki otel sayısı Guimares’tekinden daha mı az? Leipzig Diyarbakır’dan daha mı yakın? Sadece uçakla gidiliyor, alternatif yok diyecekler... Japonya’nın Kuzey’indeki adada yer alan Sapporo Stadı’na nasıl gittik?

Kore’nin Güneyi’ndeki Jeju Adası’na aynı Dünya Kupası’nda nasıl gidildi?

4 büyük organizasyona gittim. Hepsinde de organizasyon ülkenin her yerine, mümkün olduğunca her yerine yayılmıştı.

En doğudan en batıya, en kuzeyden en güneye kadar... Mümkün olabildiğince her yere. Çünkü zaten esas amaç budur. Ülkeyi top yekün harekete geçirmek. Ama biz toplam toprağın yarısından azına sığmaya çalışıyor, kendimizden kaçıyoruz.

Bu ayıptır. Bu suçtur. Ve buna ses çıkarmayan herkes de bu ayıba, bu suça ortaktır.

Normal bir ülkede Gökçeada’ya stat yapıp orada maç oynatmaya çalışırlar. Sadece Ege aynı zamanda bir Türk denizidir demek için. Ama nerede!

Eğer Diyarbakır ve Trabzon bu organizasyona uygun değilse. Bunu Cumhuriyetin 86’ıncı yılında gönül rahatlığıyla söyleyebiliyorsan, hedefin, bu şehirleri 6 sene içinde hazır hale getirecek planlamayı ve çalışmayı yapmak olmalıdır.

Yok hayır böyle bir çabaya girişemem diyorsan da, yapılması gereken şey onları dışarıda bırakmak değil, aday olmamaktır.

Ne zaman uygun olurlar, sen de o zaman aday olursun.

Yoksa! Eğer sen bu adaylığa Diyarbakır’ı almıyorsan, Diyarbakır’la ilgili söyleyecek bir şeyin kalmaz. Ve bu, bu ülkenin kendi kalesine attığı en kritik gol olur.

Pes diyorum!
Tekrar ediyorum. Bu harita benim ülkemin haritası değil.
Bunu eğer dert etmiyor ve “ne olacak canım şartlar işte, UEFA öyle istiyor” vs., diyorsanız, ben de size ancak “pes!” derim, “yuh” derim...

Not:
Bu yazıyı yazarken gazeteden sevgili editör arkadaşım Levent Kalkan arayıp Fenerbahçe’nin konuyla ilgili bir açıklama yaptığını söyledi. Okudum.... Siz de muhtemelen Fenerbahçe böyle bir açıklama yaptığı için bugün gazetelerde bu konuyla ilgili bol bol haber ve yorum okuyacaksınız.

Kendi adıma şunu söyleyebilirim: İyi ki Fenerbahçe Stadı dışarıda kalmış!

En azından bu sayede, Fenerbahçe isyan edince belki konu tartışılır. Yoksa Trabzon’un, Diyarbakır’ın feryadını duyan olmayacaktı.

Mehmet Demirkol
(Milliyet, 29.12.2009)


The Hunting Party

Aylar evvel değerli dostum Ömer'in tavsiyesiydi The Hunting Party. 2007 yapımı bir Richard Shepard filmi. Başrollerde Duck rolüyle Terrence Howard ve Simon Hunt rolüyle Richard Gere var. Tecrübeli fakat gözden düşmüş bir gazeteci ile mesleğe yeni başlamış genç bir gazeteci, yanlarına ise işinde çok iyi olan bir kameramanı alarak tamamen kişisel çabalarıyla Bosna'ya, savaşın bir numaralı suçlularından Radovan Karadzic'i (bkz: Karadziç köpeği) aramaya giderler. Başlarına birçok iş gelir tabi. Ama mühim olan, araya serpiştirilmiş hadiseler ve en önemlisi de keşke gerçekte de böyle bir "son" olsa dedirten son. 10 üzerinden 7,5 veriyorum. Puan kırma sebebim, bu kadar ciddi ve gerçekten uyarlanmaya çalışılmış bir filmde, laçkalık üst düzeydeydi. Bunu da amerikalıların samimiyetsizliğine vermek lazım.


Totti'den Toni'ye

Roma kaptanı Francesco Totti tam bir "reis" ağzıyla, gerçekleşmesi beklenen Luca Toni transferi için şöyle konuşmuş:

"Luca Toni sağlam ve istikrarlı bir forvet, o Dünya şampiyonu olmuş biri. Adı geçen diğer isimler de oldukça kaliteli futbolcular. Onlardan bazılarını burada görmekten memnuniyet duyarım."


28 12 2009

Diego Buonanotte ağır şekilde yaralandı #3

Geçtiğimiz gün aracıyla tarfik kazası geçiren ve üç arkadaşı ölen Diego Buonanotte'nin Buenos Aires'te kaldırıldığı Los Arcos Hastanesi'nde tedavisi sürerken ilk açıklamayı yapan doktorlar, arjantinlinin ölüm tehlikesini henüz atlatamadığını belirtmiş. Yapılan açıklamada, Bonanotte'nin akciğerinde önemli bir hasar olduğu belirtilirken genç oyuncunun sağlık durumunun kesinleşmesi için 48 saatin geçmesi gerektiği ifade edilmiş. Vücudunda birçok kırık bulunan Buonanotte'nin futbola dönüp dönmeyeceği ise şu anda soru işareti.


27 12 2009

Gecenin Üçünde

"..sevda gibi kanımda,
can verirken elimde,
pençe gibi düşümde,
uy değil, uyku değil.."

(Bu aralar bol gidiyor, tavsiyemdir halet-i ruhiyesi uyana..)


Son 10 yılın en iyisi

"Son 10 yılın en iyi sol kanat oyuncusu, Ryan Giggs'dir."
Arsene Wenger / Telegraph


Mancini görevine galibiyetle başladı

Yeni takımı Manchester City ile ilk maçına dün gece çıkan Roberto Mancini, taraftarlar tarafından başarılı oyun ardından gelen galibiyet için alkışlandı. Manchester City, Martin Petrov ve Carlos Tevez'in golleriyle Stoke City'i 2-0 yenerek puanını 32'ye çıkardı. 6.sıraya yükselen Manchester City'de "güzel günler gelecek" tribi mevcut şu sıralar.


Diego Buonanotte ağır şekilde yaralandı #2



Diego Buonanotte ağır şekilde yaralandı

Arjantin'in son yıllarda yetiştirdiği en önemli yeteneklerden biri olan River Plate oyuncusu Diego Buonannotte, Peugeot 307 model otomobiliyle otomobiliyle kaza yaptı. Ağır şekilde yaralanan 21 yaşındaki Buonanotte, Santa Febe şehrindeki hastaneye kaldırılarak, tedavi altına alındı. Araçtaki diğer 3 arkadaşı ise hayatını kaybetti. Buonannotte'nin yukarıdaki araçtan sağ çıkmasına bile hem polis hem de medya şaşırmış. Umarım kendisini sahalarda izlemeye devam ederiz.


25 12 2009

The Last House on the Left

Son zamanlarda izlediğim en iyi gerilim filmiydi. Afişi "korku filmi" önyargısı oluştursa da, 1 saat 53 dakika boyunca gerim gerim geriliyorsunuz. HD kalitesinde izleme fırsatı buldum, özellikle bazı anlarda elimdeki çayı dökmek zorunda kaldım gerginlikten. Konuyu anlatmayayım, tadı kalmaz. The Last House On The Left, 1972 tarihli Wes Craven imzalı kült korku filminin yeniden yapımıymış aynı zamanda. Tony Goldwyn'in soğukkanlı "John Collingwood" karakterine, Michael Bowen'ın sinir bozucu bakışlarıyla bezediği "Morton" karakterine ve elbette Mari Collingwood karakterini canlandıran Sara Paxton'a hasta olmamak mümkün değil. İzleyin, gerileceksiniz.


La Gazzetta Dello Sport: Rugby
Italy vs New Zealand


"Milan San Siro 14/11/09.The other side of the world is here.
Italy challenges New Zealand."

Advertising Agency: McCann Erickson Italy
Creative Director: Marco Cremona, Gaetano Del Pizzo
Art Director: Federico Fanti
Copywriter: Valerio Delle Foglie
Illustrator: Studio Roque
Photographer: Sara Scamarcia
Published: July 2009



Yalnızlık paylaşılmaz

"yalnızlık, yaşamda bir an,
hep yeniden başlayan,
dışından anlaşılmaz..

yalnızlık kocaman bir yalan,
kovdukça kovalayan, paylaşılmaz..

yalnızlık paylaşılmaz,
paylaşılırsa yalnızlık olmaz.."

(Ramiz Dayı, Özdemir Asaf'tan "Yalnızlık Paylaşılmaz"ı okuyor..)


24 12 2009

80'lerden bu yana UEFA Avrupa Futbol Şampiyonası Logoları



WHC 1 - 14 Ajax

18' [0 - 1] M. Pantelic
24' [0 - 2] M. Pantelic
26' [0 - 3] I. Aissati
27' [0 - 4] L. Suarez
30' [0 - 5] I. Aissati
33' [0 - 6] L. Suarez
44' [1 - 6] J. Stel
52' [1 - 7] L. Suarez
59' [1 - 8] L. Suarez
60' [1 - 9] J. Bosch (o.g.)
67' [1 - 10] K. Bakircioglu
83' [1 - 11] K. Bakircioglu
85' [1 - 12] D.d. Zeeuw
86' [1 - 13] L. Suarez
89' [1 - 14] L. Suarez


İtalya'da ne öğrendin?

Basın sormuş: İtalya'da ne öğrendin?
Mourinho cevaplamış: Mutfağınızı sevdim ama futbol adına bir bok öğrenemedim.


23 12 2009

UEFA Euro 2016 Adayı Türkiye

Euro 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası adaylık sürecinde hazırlanan logonun tanıtıldığı, yapılan çalışmaların anlatıldığı lansman toplantısı bugün Swissotel'de yapıldı. Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener, UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik ile birçok görevlinin katıldığı toplantıda, şampiyonaya ev sahipliği yapması planlanan şehir ve stadyumlar da açıklandı. Logo konusunda; daha güzel birşeyler yapılabilirdi. Yani kötü değil ama bari "ters lale" daha güzel uygulansaymış..

Ayrıca bkz:
www.gosterkendiniturkiye.com
www.euro2016adayiturkiye.com


Faysal Xavier

Abel Xavier, Müslüman olmuş. Adını da Faysal olarak değiştirmiş. Faysal Xavier oldu artık yani. Basın açıklamasında 2003 yılında Galatasaray'da oynarken ilk kez İslamiyet'le tanıştığını, İslam dininin barındığı; barış, eşitlik, özgürlük ve umut gibi özelliklerin kendisini çok etkilediğini belirtmiş. Xavier kariyerinin bundan sonrasını Afrika'daki fakirler için çalışarak ve iyilik peşinde koşarak geçireceği açıklamış. Fotoğraf da iyi gitti. Bi yanda Radu Niculescu, diğer yanda Liverpool formasıyla -yarım sezon sonra Galatasaray forması giyecek olan- Xavier.


FIFA Yılın Futbolcusu 2009:
Lionel Messi

Beklenen de buydu elbette. Puanlamada Messi'yi, Cristiano Ronaldo ve takım arkadaşı Xavi takip etti. Le Pais'e şu açıklamaları da yapmış Messi: "Arjantin için elimden geleni yapmadığımı söylediklerinde çok sinirleniyorum. Benim gerçek bir Arjantinli olmadığıma kadar varan suçlamalar, beni fazlasıyla üzüyor. Kim benim duygularımı bilebilir ki? Çocukken Arjantin Milli Takımı forması giyeceğim günlerin hayâlini kurardım. Bana Katalan denilmesine aldırış etmiyorum ama Arjantinli olmadığımı söylediklerinde sinirden deliye dönüyorum".


22 12 2009

3 film tavsiyesi

3 kitap tavsiyesi'nden sonra, 3 de film tavsiye etmek lazım diye düşündüm. Neticede herkes kitap okuma sevdalısı değil, hatta filmseverler daha baskındır muhtemelen. Beyazperde'den film tanıtım yazılarıyla ve imdb'den film linkleriyle bu derlememi de sonlandırıyorum. Daha da benden yılbaşı hediyesi beklemeyin.

***

Into the Wild, tanıtım yazısı:

Christopher McCandless üniversiteden mezun olduktan hemen sonra iş, aile ve sorumluluk gibi ağırlıkları geride bırakıyor. Bütün parasını yakıyor ve Alaska’da doğa ile birebir yaşamak için yola koyuluyor.

McCandless, uzun yolculuğu boyunca bin bir tür macera ve bin bir tür insan ile karşılaşıyor. Grand Canyon’da river rafting yapıyor, doğayı kendine ev ediniyor, orta yaşlı bir hippi çift ve özellikle yaşlı yanlız bir adamla unutulmaz birer ilişki kuruyor.

McCandless, iki yıllık yolculuğu boyunca bir kez bile ebeveynleri ve en önemlisi her şeyden çok sevdiğine inandığımız kız kardeşi ile haberleşmiyor.

Gölgesizler, tanıtım yazısı:

İstanbul'dan usanıp günün birinde izbe bir köye taşınan bir berberin hikayesi anlatılıyor filmde. Köyün muhtarının çok önemli olduğu bu yerleşim biriminde garip kaybolma olayları olmaya başlar.

Ardarda insanlarının kayboluşunun ardından muhtar, devlete başvurmak amacıyla ilçeye gider. Ancak muhtardan da haber alınamaz ve o da kayıplara karışır. Berber tüm olan biteni kayıtsızca izlerken, kendisi de izlenmektedir. Bütün bu kayboluşlar köyü daha gizemli ve gergin bir yer haline getirmeye başlar.

Hasan Ali Topbaş'ın eşi benzeri olmayan romanından uyarlanan filmin yönetmen koltuğu; 9, Ara ve Anlat İstanbul'dan tanıdığımız Ümit Ünal'a ait.

Kızıl Uçurum, tanıtım yazısı:

M.S. 208 yılında Çin'de Han Hanedanı'nın son zamanlarında, Üç Krallık döneminin başlamasına sebep olan çok büyük savaşlar yaşanır.

Çin Edebiyatı klasiklerinden olan 'Romance of the Three Kingdoms'tan uyarlanan film, Çin tarihinin dönüm noktası olan ve Üç Krallık döneminde meydana gelen en kanlı savaş olarak bilinen Red Cliff Savaşı'na dayanır.

Hong Kong asıllı yönetmen John Woo'nun yönetmenliğini yaptığı Kızıl Uçurum, 80 milyon dolarlık bütçeyle Asya film tarihinde en büyük bütçeye sahip film olarak yerini aldı.


3 kitap tavsiyesi

"Soğuk kış günlerinde içinizi ısıtacak 3 kitap" diye girmek isterdim cümleye ama samimiyetsiz bulduğumdan dolayı girmiyorum. Yılbaşı geliyor, cuma günleri hemen hemen tüm işyerleri/okullar tatil. Bazı yerlerde perşembe günleri de yarım gün veya tam gün tatil. 4 günlük tatilinizi benim gibi evde geçirecekseniz en büyük dostunuz kitap veya pc/konsol oyunları olacaktır muhtemelen. Elbette size 3 günde 4 kitap okuyun demiyorum ama en azından şu 3 kitaptan birini okuyun. Roman seviyorsanız Murat Menteş'in son kitabı "Korkma Ben Varım"ı tavsiye ederim. Tarih, özellikle de uluslararası tarih ve emperyalizmin suç teşekkülerini tanımak isterseniz Eduardo Galeano'nun son kitabı "Aynalar"ı tavsiye ederim. Bol alıntılı, derin anlamlı, kafamı rahatlatacak ve oradan oraya uçuracak bir kitap istiyorum diyorsanız eğer, Elif Şafak'ın tüm romanlarından alıntılarla oluşturulan "Kağıt Helva"yı tavsiye ederim. Bu kadar tavsiye iyi de, "Dan Brown'ın yeni kitabını niye tavsiye etmiyorsun?" diyene ise cevabım, "O tavsiye değil, şart" şeklinde cevap verebilirim. Kitapların tanıtım yazılarıyla, tavsiye analizimi sonlandırıyor, şimdiden mutlu, bol okumalı ve her daim sevdiklerinizle yanyana yıllar diliyorum.

***

Korkman Ben Varım, tanıtım yazısı:

“Öldürdüğüm insanlarla iyi arkadaş olacağımızı düşünmüşümdür hep.”

Dublörün Dilemması’nın yazarından komik, hızlı, şoke edici bir roman daha.
Gönül İşleri Bakanlığı’nda basın müşaviri dövüş ustası Fu.
Başkalarının intikamını alarak hayatını kazanan Gıcırbey.
Tarih öğretmeni dilber Şebnem Şibumi.
Padişah yorganları satıcısı Enver Paşa.
Dul gangster Hayati Tehlike.
Mr. Spock, Abdülcabbar, Ruhiye Hanım, papağan Huduni, cin Jajha, Atom Bombacıyan, Uçan Kız, Abidin Dandini, Leyla Kalahari ve diğerleri...
Korkma Ben Varım’ın her sayfası sürprizlerle dolu.

Aşk, dostluk, intikam, yalnızlık ve şiddetin ustaca harmanlandığı roman, olağanüstü bir enerji saçıyor.
“Bu kitap karnaval sırasında başgösteren bir bombardımana benziyor.”
Murat Uyurkulak

Aynalar, tanıyım yazısı:

Eduardo Galeano imzalı bir kitabın kapağını çevirmek üzereyseniz, bilmeniz gereken bir gerçek var: bu kitap alıştığınız kitaplara hiç benzemez. İster öykü, ister deneme, ister anlatı, türü ne olursa olsun, Galeano anlattıkları kadar anlatma biçimini de önemseyen, muhalif bir edebiyatçı.

“İnsanların, özellikle de Latin Amerika halkının mustarip olduğu unutkanlıkla savaşmak için” yazdığını belirten Eduardo Galeano, geçtiğimiz mayıs ayında Chavez, Obama’ya Latin Amerika’nın Kesik Damarları kitabını hediye etmeden önce de çok tanınan, çok okunan bir yazardı. Ama bu olay, onun tüm dünyada çok satanlar listelerine girmesine yol açtı.

Eduardo Galeano’nun son kitabı Aynalar, eski çağlardan günümüze uzanan dünya tarihini kısa öyküler, denemelerle anlatan, şimdiye dek alıştıklarınızdan çok farklı, çok renkli, çok muhalif bir tarih kitabı.

Eduardo Galeno Aynalar’la dünyaya bakışınızı değiştirmeyi vaat ediyor.
Kağıt Helva, tanıtım yazısı:

Derken o yolculukta bir an geliyor, durup geriye bakma gereği duyuyorum. Geçtiğim yolları, uğradığım durakları, güzergâh boyu karşılaştıklarımı anımsıyorum.

Bu kitap dünden bugüne yazdıklarımdan ufacık bir seçkidir. Bir alıntılar kitabı. Karın doyursun diye değil, tadımlık niyetine.

Kağıdın üzerine konumuş birkaç tatlı kelam. Kağıt Helva…

Elif Şafak