12 yıldır amansız bir şekilde mücadele ettiği ALS (Amiyotforik Lateral Skleroz) hastalığına yenik düştü. Fenerbahçe, Galatasaray, Bursaspor, Eskişehirspor, Konyaspor ve A Milli Takım formaları giymişti. 1994 - 1995 sezonunda Galatasaray'da hepsi kafayla olmak üzere 8 gol atmıştı. 12 yıl önce sağlık problemleri yaşamaya başlayan Balkanlı'nın, ABD'de yapılan araştırmalar sonucunda, milyonda bir görülen ALS hastalığına yakalandığı ortaya çıktı. Önce konuşması, sonra yürümesi, ardından da gözleri hariç tüm organları çalışmaz hale gelen Sedat Balkanlı, suni solunum cihazına bağlıydı ve hareket edemiyordu. Eşi Şükran hanım ile alfabe yardımıyla iletişim kurabiliyordu. Bugün kaldırıldığı Amerikan Hastanesi'nde vefat etti. Rahmet diliyorum..
30 04 2009
Sedat Balkanlı (1965 - 2009)
12 yıldır amansız bir şekilde mücadele ettiği ALS (Amiyotforik Lateral Skleroz) hastalığına yenik düştü. Fenerbahçe, Galatasaray, Bursaspor, Eskişehirspor, Konyaspor ve A Milli Takım formaları giymişti. 1994 - 1995 sezonunda Galatasaray'da hepsi kafayla olmak üzere 8 gol atmıştı. 12 yıl önce sağlık problemleri yaşamaya başlayan Balkanlı'nın, ABD'de yapılan araştırmalar sonucunda, milyonda bir görülen ALS hastalığına yakalandığı ortaya çıktı. Önce konuşması, sonra yürümesi, ardından da gözleri hariç tüm organları çalışmaz hale gelen Sedat Balkanlı, suni solunum cihazına bağlıydı ve hareket edemiyordu. Eşi Şükran hanım ile alfabe yardımıyla iletişim kurabiliyordu. Bugün kaldırıldığı Amerikan Hastanesi'nde vefat etti. Rahmet diliyorum..
Diyaloglar #4
ABD ile İspanya Arasındaki Diyalog(Aşağıdaki konuşmalar Deniz Navigasyon kanalı 106'dan (Finisterra/Galicia) kaydedilmiş.)
Amerikalılar: Asıl siz kendi rotanızı 15 derece kuzeye çevirin.
İspanyollar: Negatif! Tekrarlıyoruz, rotanızı 15 derece güneye çevirin.
Amerikalılar: Sizinle ABD gemisinin kaptanı konuşuyor, kendi rotanızı derhal 15 derece kuzeye çevirin!
İspanyollar: Önerinizi makul ve mümkün bulmuyoruz. Bize çarpmak istemiyorsanız rotanızı 15 derece güneye çevirin.
Amerikalılar: (Sesini yükselterek) Sizinle ABD deniz filosunun büyüklükte ikinci uçak gemisi USS Lincoln'un kaptanı Richard James Howard konuşuyor, beraberimizde iki kruvazör, avcı uçakları, dört denizaltı var. Ayrıca bizi hücumbotlar destekliyor. Size tavsiye etmiyorum, emrediyorum! Rotanızı 15 derece kuzeye çevirin, aksi halde filomuzun emniyeti için gereken tedbiri alacağız! Derhal rotamızdan çekilin gidin!
İspanyollar: Sizinle Juan Manuel Salas Alcantara konuşuyor, burada iki kişiyiz. Beraberimizde bir köpek, akşam yemeğimiz, iki şişe bira ve bir de kanaryamız var. Kanarya şu anda uyuyor. Ayrıca bizi radyo istasyonu Cadena Dial de La Coruna destekliyor. Şu anda İspanya’nın Finisterra Galicia kıyısında ve A-853 numaralı deniz fenerinde olduğumuzu göz önüne aldığımızdan buradan hiçbir yere gitmeye niyetimiz olmadığını söyleyelim. Deniz fenerimizin İspanya’daki deniz fenerleri arasında büyüklük acısından kaçıncı sırada olduğu konusunda hiç bir fikrimiz yok. Kayalık sahillerimize kafadan geçirmek üzere yönlenmiş boktan geminizin emniyeti için istediğiniz boktan tedbirleri alabilirsiniz. Ama yine de ısrarla tavsiye ediyoruz rotanızı 15 derece güneye çevirin.
Amerikalılar: Anlaşıldı, teşekkürler.
Şampiyonlar Ligi Yarı Final Maçları #2
Doğumgününden 1 gün önce şampiyonlar ligi yarı final maçında gol atmak bir insanın kendine vereceği en güzel hediye olur şüphesiz. İrlanda'lı John O'Shea'ye nasip oldu bu da. Maç boyu saldıran Manchester United 1 golle sahadan galip ayrıldı. Ne kadar avantajlı bir skor onu bilemem ama Arsenal'de de pek birşey yok gibi geldi bana dün akşam. Maçın adamı Arsenal kalecisi Manuel Almunia seçildi. Kolay değil, atılan 14 şutun 8'i kaleyi buldu. Arsenal'in ise toplamda 5 şutu var sadece 1'i kaleyi bulan. Pozisyonlarda %55'e %45 yine Manchester üstünlüğü var. Rövanş maçı 5 Mayıs Salı günü. Cristiano Ronaldo'nun minimum 30 metreden vurduğu şut direkte patlamasaydı daha rahat giderdi Emirates'e Ferguson'un evlatları.
29 04 2009
Operasyon Trigoria
Başta ağır abiler olmak üzere Roma tribün grupları bu sabah kulüp tesisi Trigoria'yı basmış. Şampiyonlar liginden elenme, Lazio ardından Fiorentina mağlubiyetleri ve takımdaki miskin hava abilerin sabrını taşırmış. Sabah aradılar gelmiyomusun diye de iş güç işte..
Marsilya dağılma sürecinde
Evet neredeyse dağılıyor. Erik Gerets sezon sonunda Fransa'dan ayrılacağını açıkladı. "Şampiyonluk gelsin yada gelmesin bu kalmam için bir etken değil" dedi. L'Equipe'nin haberine göre, ani bir biçimde kararını veren Gerets'in gitmesi muhtemel takımlar arasında Belçika Milli Takımı, Bayern Münih ve Suuid Arabistan Milli Takımı yer alıyor. Memleketten Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor da bu listeye eklenebilir mi? Elbette. Marsilya ise şimdiden hoca aramaya başlamış. Adaylar, bizim takımlara da aday olan adaylar; Lucescu, Bruno Metsu ve Didier Deschamps. Kahinvari bir yorum olacak ama yaz transfer döneminde Fransa-Almanya-Türkiye üçgeninde çok alışveriş olacak gibi geliyor bana. Şimdi dağılma dememin 2.sebebine geçeyim. Marsilya başkanı Pape Diouf’da takımı bırakacağını açıklamış. Diouf, en son kulübün sahibi Robert-Louis Dreyfus’i, Eric Gerets’in sözleşmesini uzatmadığı için eleştirmişti. Diouf ve Dreyfus bir süredir Gerets konusunda anlaşmazlık yaşıyorlardı. Gerets’in ayrılmasının ardından, Diouf’un da zaten anlaşamadığı Dreyfus ile çalışmayacağı Gerets ile birlikte ayrılacağı belirtiliyor. Marsilya eğer Lyon'un 7 yıllık hükümdarlığını bitirirse taraftarın umrunda bile olmaz gibi geliyor bana bu gidişler. Oysa kulübün olası bu tarihi başarısında en büyük etken Pape Diouf ve Gerets.
3Ç
Genelkurmay Başkanı'nın basın toplantısı düzenleyeceği gün Diyarbakır'ın Lice ilçesi kırsal kesiminde saat 06.00 sularında askeri aracın geçtiği sırada mayın patladı. Çok miktarda patlayıcının kablolu uzaktan kumandalı düzenekle patlaması sonucu zırhlı araçtaki 2'si uzman çavuş, 8'si er 10 asker şehit oldu. 2 garip alt başlık çıkar bu kötü haberden. Biri sabah 6'da olan bu vaziyet neden şimdi haber veriliyor? İkincisi bugünkü saldırının gerçekleştirildiği yerin yakınlarında son 1.5 ay içinde toprağa gömülü patlayıcılar güvenlik güçleri tarafından yapılan aramalarda bulunmuş ve imha edilmişti. Neden daha ciddi önlemler alınmadı? Tartışması güç en çirkin konu ise her yüce 1 Mayıs'dan önce neden bu tip olayların olduğu. Bunun cevabı belli. Aklı başında her insan verir. 1 Mayıs belli bir kesimin işine yarayan, sorsan önemini dahi bilmeyen bu kesimin (3Ç - Çoluk Çocuk Çapulcu) üçgeninde kutlanmaktan ziyade terör, anarşi ve kaos ortamını yıllardır yaşatan bir bayram. 3Ç'ye dikkat. 3Ç'ler bitmez. Ne demiştik? Doymadılar kana, doymayacaklar da.Şanlı Kutü’-l Ammare zaferinin yıldönümünde aramızdan ayrılan 10 askerimizin mekanı cennet, bu katliamı yapanların ömrüne ve fikrine lanet olsun.
Leo Franco Galatasaray'da
Ben değil El Mundo Deportivo öyle diyor. Başlığın Türkçe meali: "Leo Franco Galatasaray'a doğru yürüyor". Alt başlıkta ise 3 yıllık anlaşma yapıldığı belirtilmiş. Zira Leo Franco 2 yıllık sözleşmeyi kabul etmemiş. 3 yıllık anlaşma önerildiğinde ise hemen kabul etmiş. Real Zaragoza ve Real Betis'in tekliflerini reddeden arjantinli kaleciyi gelecek sezondan itibaren Galatasaray'da izleyeceğiz anlaşılan. Garip bir tesadüf; Leo Franco, Galatasaray'ın UEFA Kupası'nı kazandığı 1999-2000 sezonunda çeyrek finalde 4-1 ve 2-1'lik sonuçlarla yenip elediği Real Mallorca'da 2 maçta da kaledeydi. Onu bunu bilmem, iyi kalecidir..
Şampiyonlar Ligi Yarı Final Maçları #1
Nou Camp'ta 90 dakika diğer kaleye yığılan veya yığılmaya gayret eden Barcelona, gol yememeye ve gol atmamaya neredeyse yemin etmiş bir Chelsea. Barcelona'nın çektiği 12 şutun yarısı kaleyi buldu. Cech'in sağlam kurtartışları var ve bundan mütevellit maçın adamı seçildi. Victor Valdes'in de hakkını teslim etmek gerek zira Drogba karşısında ardarda kurtardığı 2 şut çok değerliydi. Yoksa iş rövanşa kalmayabilirdi. Marquez'in sakatlığının ciddi olduğu yazıyor, Puyol'un da rövanşa cezalı olduğunu düşünürsek stoper mevkii çökebilir. Ben Eto'o ve Henry'i aşırı derecede bitik gördüm. Herkes şeytan üçlüsünden bahsediyor ama benim gözümde sahanın ve Barcelona'nın kahramanı 2 isim var: Iniesta ve Xavi. Koştukları km ne kadar bilmiyorum ama ileri geri sağa sola 90 dakika boyunca çalıştılar, mükemmel oynadılar. Chelsea defansında ise yükselen değer Branislav Ivanovic ve Michael Essien'i dün çok beğendim. Ivanovic dünya sıçrama şampiyonu olabilir. Son dakikada Bojan Krkic kale önünde vurduğu kafa doksana gitseydi izlediğimiz 90 dakikadan en azından memnun kalabilirdik. Rövanş maçında avantajı Chelsea'de görüyorum ancak Barça'nın tur atlamasını istiyorum.
28 04 2009
Bu Aşk
"Bülent Korkmaz hiçbir şey değil"
- Maçla ilgili neler söyleyeceksiniz? Galatasaray 1-0 öne geçti ama ikinci golü bulamadığı gibi skoru da koruyamadı.Bülent Korkmaz hoca falan değil. Bülent Korkmaz hiçbir şey değil. Hep bunu söyledim.
- Evet. En başta 'doğru bir seçim olabileceğini' söylemiştiniz ama sonra hemen ardından 'başarılı olamayacağının görüldüğünü' ifade ettiniz.
Çok yanıldığımı kabul ediyorum ama sahaya çıktığı ilk maçından sonra "Derhal işine son verilmeli. İşine son verilmiyorsa, Bülent Korkmaz gerçekten Galatasaraylı ise 'Ben bu işi beceremiyorum. Bırakıyorum' diyerek istifa etmeli" dedim. Şimdi aynı şeyi söylüyorum. Bu iki haftadır arş-ı alaya vardı Bülent Korkmaz'ın yanlışları ve acemilikleri. Skor 1-1. Maçın uzatmaları oynanıyor. Normal olarak 1-1 kime yarar? Ankaraspor. Deplasmanda oynuyor, 1 puan Ankaraspor için iyi sonuç. 1 puan Galatasaray'ın şampiyonluk umutlarını ne yapıyor: Bitiriyor. Kazanması gereken takım Galatasaray. Son 3 dakikada kazanmak için oynayan takım hangisi: Galatasaray. Beraberliğe razı olan takım hangisi: Ankara. Böyle bir dönemde vakit öldürmek için, oyunu yavaşlatmak için taktik değişikliği hangi takım yapar?
- Ankaraspor...
Kim yaptı?
- Galatasaray...
http://www.fotomac.com.tr/uluc.html
Sevilla 2 - 4 Real Madrid
'17 Renato [1-0]'45 Raul Gonzalez [1-1]
'63 Raul Gonzalez [1-2]
'66 Raul Gonzalez [1-3]
'80 Diego Capel [2-3]
'90 Marcelo Vieira [2-4]
Spalletti sorguda
AS Roma yöneticileri, Roma teknik direktörü Luciano Spalletti'nin geleceği konusunda net bir karara varamamışlar. Nesine varamıyorlar bi anlasam. Kimi getireceksiniz takımın başına Bruno Conti'yi mi yoksa Ancelotti'yi mi? Spalletti'nin elindeki kadro "muhteşem" değildi. Bu yılki başarısızlığın 3 sebebi ise lige kötü başlama, istikrarsız futbol ve sakatlıklardı. Takımda forvet varmı ki bol gol atılsın? Takımda iyi kaleci varmı ki gol yenmesin? Takımda sağ ve sol kanatmı var ataklar göbekten kasmak yerine kanatlardan gelsin? Mancini hala aranıyor mesela. Corriere Dello Sport sen de hergün aynı haberi yazıp benim canımı iyice sıkma..
Ölüsü yeter
Corinthians’ın Santos ile oynadığı Paulista State Şampiyonluğu Finali’nin ilk maçında iki gol birden atmış Ronaldo. Hayranı olduğum, arkadaşlarımca bilinir. Ölüsü yeter evet. Önümüzdeki pazar günü oynanacak olan ikinci maç öncesi Ronaldo, turnuva’nın en iyi futbolcusu olmaya aday gösteriliyormuş..
Yanal ve Klinsmann
Bir diğer kovulan isim de Bayern Münih'i çalıştıran Jurgen Klinsmann oldu. Hafta sonu kaybedilen Schalke maçının ardından, Bayern Münih yönetimi ipleri kopardı. İşin garibi Bundesliga'da bu duruma büyük tepkiler var. Mesela Köln teknik direktörü Christoph Daum "Bu karara üzüldüm çünkü Klinsmann oyuna yenilikler getirmeye çalışan bir teknik adamdı ve biraz zamanı olsa kendisini kanıtlayacak, bayern’e büyük başarılar yaşatacaktı" demiş. Bayern Münh'in başına gelen Jupp Heynckes hakkında ise tek iyi yorum Wolfsburg teknik direktörü Felix Magath'tan: "Heynckes çok iyi bir teknik adam, birçok şeyi hemen değiştirecektir ve sanıyorum kalan 5 maçı da kazanacaklardır." Kapı komşusu heralde..27 04 2009
Yaşasın halkların kardeşliği
Telsiz kayıtlarında, "Teslim olmayan bir devrimci kuşağının silahı olmaya" çalıştığını, "İşçiler ve emekçiler için" savaştığını, "Sonuna kadar kıstırıldığı apartmanda Türk ve kürt halklarının mücadelesi adına savaşacağını" haykıran "Devrimci Karargah" örgütü üyesi Orhan Yılmazkaya, 1 emniyet amirini şehit ederken, 16 yaşındaki suçsuz bir masumun da hayatına sebep oldu. Kendisi de bu muhteşem(!), şanlı(!) ve haklı(!) davası uğruna kül olup gitti. Evet tıpkı telsiz kayıtlarında söylediği gibi. 1000 yıldır bitmeyen mücadelelerinde yılmadan, teslim olmadan kan döktüler, doymadılar kana, doymayacaklarda. Kayıtlarda adlarını zikrettiği ağababaları Mahir Çayan'lar, Deniz Gezmiş'ler, İbrahim Kaypakkaya'lar gibi kana aşık zihniyetin yılmaz savaşçısı Orhan Yılmazkaya efendi, Türk solu tarafından orasından burasından çekiştirilerek komünizme hatta marksizme malzeme edilmiş ve ömrünü İslam düşmanlığına adayan Şeyh Bedreddin'i* de kendine idol biçmiş. Zil cehaletle başlayan politik öyküsü, 1 şehit ve 1 masum ölümle neticelendi. Gazası mübarekmi değilmi şu sıralar yanıt vermiş olması kuvvetle muhtemel..*Mezarı Ulu Hakan 2. Abdülhamid Han'ın türbesine girişin hemen solundadır. Karşısında büyük Türkçü Ziya Gökalp yatmaktadır. Kısacası mezarında bile rahat yoktur meşhur şeyhe..
Galatasaray 1 - 1 Ankaraspor
Klasik futbol terimlerinden çok küfür ve argoyla açıklanabilir bu maçın özeti. Lakin değmez terbiye bozmaya. Eğer sen Galatasaray'ın başındaysan ve 1-0'ın üzerine yatıyorsan sen teknik direktör değilsin, hatta futbolculuğun bile yeni baştan sorgulanabilir mesela. Rezaletmi denir, pişkinlikmi denir ne denir biri çıkıp bişey desin. Gerçi bu akşam 20:00'de NTV karşısında büyük bir hazla izleyeceğim 90 dakika'yı. Hıncal Uluç'un edeceği her hakaretin ne kadar haklı boyutlara ulaştığını 1 senede hepimiz gördük. Kendi çapımda bir karar verdim ve çalıştığım işyerinde olsun diğer takımdaş arkadaşlarım arasında olsun bu kararın tasdik olduğunu ve aynı uygulamayı yapacaklarını duyduğumda sevindim. Bülent Korkmaz efendi gelecek sezon bu takımın başında olduğu sürece ne kombine alırım ne de maça giderim. Alanlara ve gidenlere şimdiden Allah kolaylıklar versin diyorum. Takımın en iyileri Baros'u ve Ayhan'ı küstüren, Topal'ı komik bir mantıkla Hakan Balta yerine stoperde oynatan -ki dünki golün sebebidir Mehmet Topal-, kankası Hasan Şaş'a en riskli dakikalarda bel bağlayan bir adamı bu takımın başında görmek insanı kahrediyor. Ama artık kahrolmuyorum, boşveriyorum..
26 04 2009
Milan 3 - 0 Palermo
Milan sahasında Palermo'yu 3'ledi. Kaka'nın 2 golüne Inzaghi de ekleme yaptı. Inzaghi durmuyor, fotoğraftaki gibi uçuyor 35'inde..
Fiorentina 4 - 1 AS Roma

Ne olursa olsun, sonuna kadar Luciano Spalletti..
***
"Şu an piskolojik olarak çökmüş durumdayız. İkinci golden sonra, sahada istediklerimiz yapamadık. Ancak, böylesine farklı bir mağlubiyetin açıklaması yok.. Bu sezon bizim için bir hayli zorlu geçti. Ancak, alınan sonuçların sorumlusu benim. Artık 4.lük çok zor gözüküyor. Taraftarımızın tepkisini haklı görüyorum."
Luciano Spalletti
25 04 2009
MARGS Museum: Botero
"It's your turn to be appreciated. Donate to MARGS museum."Advertising Agency: DCS, Porto Alegre, Brazil
Creative Directors: Roberto Callage, Rafael Bohrer
Art Director: Gregory Kickow
Copywriter: Patrick Matzenbacher
Illustrator: Andre Mello
Photographer: Claudio Meneghetti
Published: March 2009
Lyon 0 - 0 PSG
Akşam büyük keyifle geçtim tv başına. Dedim gerilim yüklü keyifli bir maç olur. Neticede ev sahibi Lyon'un kesinlikle kazanması gerek. PSG ise kazansa şampiyonluğa ortak olacak. Koca maç 0-0 bitti. Ara ara hareketlenen maçta PSG'li Giuly oyundan çıkana kadar döktürdü diyebilirim. İlk yarı Lyon oynadı, ikinci PSG çok iyi top çevirdi. Netice lider Marsilya'ya ve takipçisi Bordeaux'ya yarayabilir. Her 2 takım da zorlu deplasmanlara çıkacak. Marsilya uefa kupasına katılmayı hedefleyen, hatta ileriki haftalarda şampiyonluğa bile aday olabilecek Lille'ye konuk olacak. Bordeaux ise uefa kupasına katılma çabasında Rennes deplasmanına gidecek. Aradan, sahasında Lorient'i konuk edecek 5.sıradaki Toulouse kopup gelirse Ligue 1 tadından yenmez.
Pepe'ye 10 maç
Farklı bir Lugano hadisesi işte. La Liga yönetimi 10 maç cezayı kesti. Kısacası Getafe'li Javier Casquero'yu art arda tekmele ve Juan Albin'e yumruk atmanın neticesi 10 maç. Şahane ceza. Köküne kadar haketti zira. Pepe pişman olduğunu söylesede iş işten geçti artık. Hem gözden düştü hem de formundan kaybedecek. La Liga'da rekor 1964- 65 sezonunda 24 maçla Cortizo'ya Atletico Madrid'li rakibinin ayağını kırmaktan verilmişti. Athletic Bilbao'lu futbolcu Goikoetxea da Maradona'yı biçmekten 18 maç ceza almıştı.
Ya Aziz başa, ya kuzgun leşe #2
"Yıldırım'ın 2006'dan beri başındaki askerlik sorunu hala devam etmekteyken ve bu değerli Fenerbahçeliler de bunu bilmesine rağmen, hala Yıldırım'a 'Aday ol' diyebilmelerini anlamakta güçlük çekiyorum. Bu açıklamalar, ateşin başında oynamak için naz yapanların kaprisine benziyor. Niyet var ama sebep lazım. Daha önce Başkan'ın aday olmayacağını söylemiştim. Bu işe tekrar sarılmasında, hep iddia ettiğimiz kulübün mali denetiminin uluslararası bir kuruluşa yaptırılması çağrısı mı var acaba? Daha önce yürüyüşler yaptırtıyordu. Şimdi adam bulamıyor, demeçler yazılıyor. Maalesef Fenerbahçe resmi sitesi, Aziz Yıldırım'ın özel sitesine dönmüş.."24 04 2009
Ya Aziz başa, ya kuzgun leşe
Gerçekten şok olmadım, yakışıyor bu külübün yönetimine. Tamamen dikta kafalardan ne beklenir? İşte fenerbahçe'nin resmi web sayfasının açılışı. Gelen tepkiler neticesinde kaldırılabilir o yüzden yükleyip arşive katmalı. Ben yorum yapmayı düşünmüyorum, sonra "subjektif yazar" ilan ediliyorum. Yorum okuyucuların..
Aöf yarı final 1.müsabaka neticeleri
Aöf yarı final 1.müsabakalarının neticeleri açıklandı. Yaklaşık 15 dakika önce Maliyet Muhasebesi eğitimi aldığım kurstan sms gelince kalpten gidiyordum. 5-10 dakika web sayfasına girmekle uğraştım, haliyle yoğunluk o biçim. Genel olarak konuşmak gerekirse kursuna gittiğim dersten 73 almam sevindirici. Neticede kendileri Aöf'nin efsane dersidir. 2.sınıftan kalan derslerim İstatistik'ten 50, İktisat Teorisinden ise 56 almışım. İkisi de sevindirici ancak yarı finalin 2.ayağında da en az aynı neticeyi almam gerek 4.sınıfa yükselmem için. Türk Vergi Sistemi ve Finansal Yönetimin kasacağını zaten biliyordum. Onlar için taktiğim farklı, son dakikada atacağım gollerle galip geleceğime inanıyorum. Çok şükür ki, haftasonuna mutlu ve umutlu gireceğim. İş yaşamında pek gülemiyoruz bari eğitimde gülelim yahu. Umarım tüm öğrenci dostlar iyi netice almışlardır, yorumları bekliyorum.
Al-Sadd’dan ultimatom
2007'de ülkesi Arjantin'in Velez takımından Al-Sadd'a transfer olan Mauro Matias Zarate için zor günler başlayacak yaz transfer döneminde. Katar takımı Al-Sadd, Lazio’da kiralık oynayan oyuncusu Zarate’nin bonservisinin oyuncunun güncel formunu yansıtan bir miktar olacağını açıkladı geçenlerde. Lazio gibi maddi sıkıntı içindeki bir takım Zarate'ye en fazla 3-5 milyon euro verebilir bence. Lazio başkanı Claudio Lotito dün sabah Katar’ın başkenti Doha’ya giderek Zarate ile ilgili pazarlıklara başlamış. Al-Sadd’dan yapılan açıklamaya göre oyuncunun değerini yansıtan bir fiyattan aşağısına anlaşılması söz konusu bile değil. Adamların bu malum değeri ilan etmedikleri yer kalmamış. Resmi web sayfalarında şu yazıyor: "Transfer önceliğinden dolayı Lotito, Doha’ya transfer görüşmeleri için gelmiştir. Oyuncunun değerini yansıtan bir fiyat için konuşmalar başlamıştır." 22 yaşında ve aslanlar gibi bir golcü Zarate. Tüm golcüler gibi şöyle pozlar vermekten kendini alamamıştı genç yaşında..
Amelia Roma’ya doğru
Palermo teknik direktörü Maurizio Zamparini'nin "Amelia'yı bırakmayacağız" sözlerine rağmen Marco Amelia’nın menajeri Carlo Pallavicino, Corriere Dello Sport’a yaptığı açıklamada "Gelecek dönemde yapılacak anlaşma kimsenin beklemediği şekilde Roma ile olabilir" demiş. 4 yıldır Roma kalesini koruyan Doni genelde istikrarsız ve dengesiz bir kaleci. Olmadık golleri yer, hiç çıkmayacak topları çıkarır. 1.95 boyu var ve bu yüzden yerden özellikle köşeye yemeyeceği gol yok. Birebirde de etkisiz. Kısacası genelde başarılı olmayan bir kaleci. Yedekte bekleyen Julio Sergio ve Arthur'un da vasat ve yaşları 30'a gelmiş kaleciler olduğunu düşünürsek Roma'ya gelecek yıl itibariyle sağlam bir kaleci lazım. Tıpkı sağlam bir sağ bek, sağ açık ve forvet olduğu gibi. Amelia ise bu saydığım 3 isimden de daha kaliteli bir kalecidir. Bu arada sağ bek demişken, Roma'nın Udinese'den kiraladığı Marco Motta şahane adam. Kesinlikle bonservisiyle alınmalı. Lecce'den kiralanan Souleymane Diamoutene'nin ise bizim Gökhan Zan'dan pek farkı yok. Son olarak, en başta değineceğim konuya dalayım. Doni'nin yedeği olarak Roma benchinde 2 sene bekleyen, sonra dayanamayıp Siena'ya kaçan Gianluca Curci'ye Milan talip. Siena'ya gittiğinden beri tüm maçlara çıkan 23 yaşındaki Curci 1.91 boyunda. Lüzumsuz yere gitti Roma'dan. Kalede gençlere güvenilmeli diyorum inatla, eğer elinizde Sebastien Frey gibi bir kaleci yoksa..
Marsilya ve Ribery'nin düzenbazlıkları
Fransa'da Liberation gazetesi, Franck Ribery’nin 2005 yılında Galatasaray’dan Marsilya’ya kaçarken menajeri Bruno Heiderscheid’le birlikte çevirdiği dolapları gün ışığına çıkardı. Gazete, şu sıralar Heiderscheid’le davalık olan Ribery’nin, Marsilya’dan 500 bin euro açıktan para alarak Galatasaray’dan ayrıldığını belgeleriyle birlikte ortaya koydu. Marsilya, Galatasaray'ın "ayartma" suçlamasını şimdiye kadar hep reddetmişti. FIFA’da açılan ve altında Ribery’nin imzası bulunan, "itiraf" Galatasaray’ı haklı çıkardı. Ribery’nin Kasım 2005 tarihli ifadesinde, "Marsilya Başkanı Diouf beni Mayıs ve Haziran 2005’te defalarca aradı. Galatasaray’la sözleşmemi fesh ederek, Marsilya’ya imza atmam için 500 bin euro önerdi. 500 bin euro ve diğer koşulları kabul ederek Marsilya’ya transfer olmayı kabul ediyorum" şeklindeki sözleri yer alıyor. Bu durumda Galatasaray hem Ribery'e hem de Marsilya'ya yükli bir tazminat davası açabilir. Belki Ribery dönüp amcası Özhan Canaydın'ın ellerinden öpebilir!..
Inter 1 - 0 Sampdoria
Dün Ntv Spor ekranlarındaki Inter - Sampdoria maçını izlerken bu maçın bir İtalya kupası yarı final maçı olup olmadığını çok düşündüm. Saha içindeki hırsı unutun, kenar yönetimden tutun da sakatlığından dolayı tribüne çıkmış -başta Figo- oyuncuların bile heyecanı tavan vaziyetindeydi. Bide Türkiye Kupasına verilen önemi düşündüğümüzde futboldan soğuyabiliyoruz mesela. Bir dönem -ki hangi akla hizmet yapıldı bilmiyorum- "...tiğimin kupasını getirin bize" tezahüratını dakikalarca söylemiş bir tribün kültürü vardı mesela. Ibrahimovic'in golüyle Inter maçı 1-0 kazansada ilk maçı 3-0 kaybettiğinden finale Sampdoria çıktı. 2.yarı neredeyse tamamında forvet oynayan ve futbolcudan başka herşeye benzeyen Materazzi +94'te kırmızı kart gördü. Kupayı en çok isteyen 2 takımın mücadelesini izleyeceğiz finalde. Lazio'yu oynadığı oyun ve formu gereği daha avantajlı görüyorum.
23 04 2009
Çiçekler Açar
Yinede pişmanım diyemem.
Gün gelir çiçekler coşar kuşlar öter,
Her gün yeni umutla uyanmak güzel..
Ne ettimse kendime ettim bu benim yolum,
Bilmeden kalp kırdıysamda elbet bir kulum.
Çiçekler solar kuşlar göçer,
Yinede acısı tatlısıyla hayat güzel..
Kötülük yoksa iyilik fark edilmez,
Cefa cekmeyen dil sefasını süremez.
Her gün ağlayan alışmış gülmeyi bilmez,
Her şeye rağmen nefes almak güzel..
Ne ettinse kendine ettin bu senin yolun,
Bilmeden kalp kırdıysanda canın sağ olsun.
Çiçekler acar elbet kuşlar döner,
Umudun peşinde yorulmak güzel..
"Pepe bu formayı resmen kirletti"
"Maç esnasında yerde yatan bir oyuncuyu tekmelemek Real Madrid forması giyen bir futbolcuya asla yakışmaz. Pepe bu formayı resmen kirletti.. İyi de oynasak kötü de oynasak kazanmayı sürdürüyoruz. Getafe’ye saygı duyuyoruz. Ama şampiyonluğu Villerreal, Sevilla veya Barcelona maçlarında kaybedeceksek kaybetmeliyiz. Sahamızda oynadığımız maçta Getafe’ye puan kaybederek değil."Iker Casillas
Hayat Bahçesi
"Değerli okurlar…Bir süredir birlikte olamadık. Bu nedenle sizlerden özür diliyorum. Daha önce de sizlere yazdığım gibi bir ayağım Kuzey Ege'de...Öğlene kadar bostancı, akşama kadar da balıkçı oluyorum… Geceleri ise dinlediğim Türk Sanat Müziği eserleriyle, kendi hayal dünyama dalıyorum.“Lapina, sinarit, kupes, melanur, hani…” Bu isimleri, daha önce hiç duymuş muydunuz?Duymadıysanız anlatayım. Bunlar, Ege Denizi’ne has bazı balıkların isimleri. İşte bu çok lezzetli balıklardan epeyce tutuyoruz. Sonra da sevgili dostum Peyami Bey ile birlikte pişirip afiyetle yiyoruz. Peyami Bey’in Tavaklı sahilindeki minik ama çok sevimli, nostaljik, küçük bir müzeyi andıran meyhanesini mutlaka görmelisiniz. Adı da “Hayat Bahçesi”… Çoğu artık aramızda olmayan ünlü sanatçılara ait taş plaklar, zembereği itina ile kurulan tarihi gramofonun iğnesinde yeniden hayat buluyor. Bakır sahanlar, tombaklar, tablolar, duvar süsleri, artık sahaflarda bile bulamayacağınız eşsiz kitaplar, el emeği göz nuru masa örtüleri… Devamlı gülen yüzü, ışıl ışıl gözleriyle, yaptığı leziz mezeleri masalara yetiştiren Peyami Bey’i ise yakından tanımanız lazım. Hele güneş, “Hayat Bahçesi”nin önünde bir başka batıyor… Önce, kızıl bir alev topuna dönüşüyor. Sonra da dakikalar, hatta saniyeler içerisinde denize dalıyor. Bu doyumsuz bir doğa ziyafeti. Burada yiyeceğiniz mezeler, içeceğiniz bir kadeh içki veya bir fincan çay-kahve, sizi çalışma hayatınızda yaşadığınız stresten kısa sürede arındıracaktır. Buna inanın.."
Devamı
22 04 2009
Liverpool 4 - 4 Arshavin
Premier lig için dünyanın en iyi ligi demek artık yavan geliyor bana. Daha farklı bir sözcükle nitelemek lazım. Muhteşem maçlar izliyoruz son haftalarda özellikle. Dönüyorum maça. İlk 20 dakika Arsenal kalecisi Fabianski 3 önemli pozisyondan başarıyla ayrıldı. 27. dakikada Fabregas’ın kaleye doğru gönderdiği topa Bendtner çok az farkla dokunamadı. Dokunsaydı zaten goldü ve bu pozisyon Arsenal'in ilk kez kaleye yaklaştığı pozisyon oldu. 35. dakikada Arshavin, Fabregas’dan aldığı pası iyi değerlendirdi ve takımını 1-0 öne geçiren golü attı ve ilk yarı bu sonuçla bitti. 2.yarıya baktığınızda 7 gol görüyorsunuz. Maçın bu devresinde Liverpool daha hiddetli oynuyor. 2.yarının hemen başında beraberlik golü geldi. Sagna’nın hatasıyla topla buluşan Kuyt, bekletmeden orta yaptı. Gelen topa iyi yükselen Fernando Torres, güzel bir kafa vuruşuyla maça dengeyi getirdi. 56. dakikada kaleciden aldığı rezil pasın ardından topu kaptıran genç futbolcu Gibbs’in hatası sonucu topla buluşan Kuyt yine hemen orta yaptı. Bu kez ise kafa vuran isim Benayoun oldu. Liverpool üstün oynadığı maçta ilk kez öne geçti böylece. Attığı golden sonra 60.dakikalara kadar ortada gözükmeyen Arshavin yine ortaya çıktı ve maça dengeyi getiren golü attı. 67. dakikada, Arbeloa’dan sıyrıldı ve mükemmel bir şut çıkardı. Reina bu topu imkanı yok çıkaramazdı. Golden 3 dakika sonra Gibbs’in ortası Aurelio tarafından kesildi ancak top tehlikeli bölgeye düştü ve Arshavin, Reina’nın altından topu bir kez daha ağlara göndererek hat-trick yapmış oldu. 2 dakika sonra sahneye çıkan ise yine Fernando Torres’di. Riera’nın ortasında topla buluşan Torres, Silvestre’den sıyrılıp çok sert bir şut çıkardı ve skoru tekrar dengeledi. Maçın 90 dakikası 3-3'lük skorla noktalanır diye açıkçası kimse düşünmüyordu. 90.dakikaya girildiğinde Arshavin kendisinin ve takımının 4.golünü atarak Arsenal'deki şüphesiz en iyi performansını sergilediğinde "yuh" dedim "Sezar'ın hakkı Sezar'a, bu maç berabere bitmeliydi". Benayound beni duymuş olacakki maçın son golünü attı. 4-4 biten maçın neticesinde Liverpool takipçisi Manchester United'tan 2 maç fazla oynamış olmasına rağmen ancak +5 averajla liderliğe oturabildi. 2 takımın da puanları 71. 3.sıradaki Chelsea'nin 67, 4.sıradaki Arsenal'in 62 puanı var.
21 04 2009
Leon
Yatakta bile yatamayan, asosyal, sürekli süt içen, çiçeğini dost olarak bellemiş acımasız ve tam profesyonel bir tetikçi. Öz kardeşi hariç ailesinden nefret eden, masum ve sevimli türden velet bir kız. Paso beethoven dinleyen, ruh hastası, satılmış Dea memuru. Ortama müthiş derecede uyan müzikler. Mükemmel bir senaryo, olağanüstü bir başyapıt. İspanyol asıllı, fas doğumlu bir fransız olan Jean Reno'nun amerikalı bir italyanı oynadığı bu mithiş filmde Natalie Portman henüz 13 yaşında. Filmin müziklerini de yönetmen Luc Besson'un sağ kolu Eric Serra yapmış. 17 Ağustos depreminin olduğu gece Tgrt bu filmi yayınlamıştı. 12 Kasım depreminin olduğu sırada ise Joy Fm'de filmin en kral müziği Shape of my heart çalıyordu. Beni de daha fazla konuşturtmayın..
Madde madde #33
- Haftasonu valide, ben ve zevcem Emirgan Korusuna gittik. Son günüydü ve büyük merakla çevreyi gezdik, fotoğraf çektik ve tabiki çay keyfi. Ayrıca korunun hemen dibinde evi olup bakımsızlığa terkeden ahaliyi de epeyce çekiştirdik. Hala lale şenlikleri sürüyormu bilmiyorum ama gidin görün derim. Yukarıdaki gibi şahane manzaraları izlerken oksijen manyağı da olabiliyorsunuz.
- Osmanlı'nın Lale devrine zil cahilliğiyle atıp tutan Osmanlı düşmanları lale keyfini köşe yazılarında, kültür sanat dergilerinde okutadursun, Gizlenen Tarihimiz blogunda lale devrinin bir "ekonomik ve bürokratik altın devrimler" devri olduğunu yine belgelerle yazacağım. [Yazıldı] O kadar yalan yanlış bilgilerle eğitilmişizki, yıllarımızı yemişler. Patrona Halil'i hain bir isyankar olarak bilen eğitimin talebeleriyiz biz. Bu konuya da blogda değinilecektir.
- Tam 1 ay 21 gündür maaş alamıyorum. Bazen ağız dolusu küfür edip, beddualar yağdırıyorum. Lanet ediyorum. Bu vurdumduymazlık, bu lakayitlik nedir diye sorguluyorum, gülüyorum. Allah sabır versin.- Yaklaşık 1 aydır siteye dadanan bir sokak köpeği var. Şimdiye kadar gördüğüm sokak köpekleri arasında en tatlısı. Gözleri, çenesi ve tüyleri inanılmaz sevimli. Her sabah ve her akşam mümkün mertebe besliyorum. Çevreyi kirletip elalemden azar işitmek ve köpekten olmak istemediğim için dikkat ediyorum. Nitekim bu sabah köpeğin de bu duruma alıştığını gördüm. Eskiden poşeti kıçından tutup kaldırır, bütün yemeği yere döker öyle yerdi. Şimdi direkt kafayı daldırıyor. Silip süpürüyor ne varsa. Yalnız geçen hafta cuma günü öğrendim poposundaki yaranın neden olduğunu. Daha çok ufak olmasına rağmen mahallenin diğer ağır abilerine kafa tutmuş. 2-3'ü üzerine saldırmış. Neticede biraz topallıyor ve popo kısmında yukarıdaki fotoğrafta görüldüğü üzere tüy çıkmıyor. Belkide o yara daha ciddi bir durum. 6.kattan ıslık çalınca yukarıya bakıp kuyruk sallayan bir köpek olunca bu yaralı, daha bir üzülüyor insan.
- Hastası olduğum adam Carlos Santana, Kuruçeşme Arena'ya geliyor. Gidemeyeceğim için duyduğum üzüntü büyük.
- Dün Sedat Peker'in annesi son yolculuğuna uğurlandı. Cenaze namazına; Sivasspor Başkanı Mecnun Odyakmaz, Sedat Peker'in ağabeyi Halit Peker, Sedat Peker'in oğulları Serdarhan ve Celalhan Peker, Sami Hoştan, İşadamları Şadan Kalkavan, İhsan Kalkavan, Beşiktaşlı futbolcu Yusuf Şimşek, Fatih Akyel, eski futbolcu Ali Eren, Oyuncu Şafak Sezer, Türkücü İsmail Türüt, Trabzonspor eski Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, Futbol Federasyonu eski Başkanvekili Ata Aksu ve çok sayıda Peker ailesinin yakını katıldı. Cenaze namazına katılamayan Sedat Peker, çelenk gönderdi. Taziyeleri, Mecnun Odyakmaz ve Halit Peker kabul etti. Medyamız bu yakınlıktan bu kez kendine bir pay çıkarmadı, enteresan. Benim bir ilgim, sempatim yoktur yanlış anlaşılmasın, haberdeki şahıslar dikkatimi çekti. Gerçi çoğunu biliyoruz hepimiz.
- Haftasonu merhum Turgut Özal'ın ölüm yıldönümü vesilesiyle çok sevdiği Sultanahmet Camii'nde adına mevlid okundu. Allah yapılan ibadet ve duaları kabul etsin, Özal'a gani gani rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Mevlide gidenlerin elinde yukarıdaki atkılardan varsa, ücreti ne olursa olsun almak istiyorum. Bu konuda yardımcı olan arkadaşlara gönül borcum çok olacaktır.
Bkz: Turgut Özal (13 Ekim 1927 - 17 Nisan 1993)
20 04 2009
Di Vaio 20'ledi
Marco Di Vaio takımı Bologna'nın deplasmanda Palermo'ya 4-1 yenildiği maçta tek golün sahibi olarak gol krallığında Zlatan Ibrahimovic ile zirveyi paylaştı. 20 golle zirve için mücadele ediyor 2 oyuncu. Bologna teknik direktörü Giuseppe Papadopulo bu sezon Di Vaio'nun gol kralı olması için her maçtan önce dua ettiğini söylemiş..
10 yıllık hasret son buldu
Geçen hafta Ligue 1'de lider değişmiş, Marsilya zirveye oturmuştu. Bu hafta değişen birşey olmadı. Aksine Bordeaux, 10 yıl aradan sonra Lyon'u devirerek kendine şampiyonluk yolunda büyük bir gaz verdi. Lyon bir anda 3.sıraya geriledi. Tek gol 42.dakikada Alou Diarra'dan geldi. Lider Marsilya ise 2 kırmızı kartın çıktığı maçta Lorient'i deplasmanda 1-2 ile geçti. Dakika 8'de Kevin Gameiro'nun attığı gol soğuk su etkisi yaptı Erik Gerets'e. 59.dakikada Renato Civelli durumu eşitledi Marsilya adına. Son sözü ise 79.dakikada Evaeverson Brandao söyledi. 89.dakikada Marsilya'dan Lorik Cana ve Lorient'ten Arnaud Le Lan direkt kırmızı kartla atıldı. Diğer uzaktan takipçi PSG ise sahasında Le Havre'yi 3-0 ile geçti. Ludovic Giuly, Jerome Rothen ve Guillaume Hoarau gollerin sahipleri. Bu sonuçlardan sonra ligde puan durumu şöyle; Marsilya 64 puanla lider. 2.sırada 62 puanla Bordeaux var. 3.sıradaki Lyon'un 60 puanı var. 4.sıradaki PSG'nin 59, 5.sıradaki Toulouse'un ise 56 puanı var. Toulouse eğer deplasmanda Grenoble'ye 1-0 yenilmeseydi PSG gibi iddialı olabilirdi. Bizim lige çok benzetiyorum bu sene Ligue 1'i. Bu haftasonu bizde Sivasspor - Trabzonspor gibi büyük bir öneme sahip maç var. Ligue 1'de ise Lyon - PSG maçı zirveyi çok etkileyecek. Lyon yenilirse havlu atar, PSG yenerse büyük umut bulur. Öyle bir hafta ki, Marsilya eğer deplasmanda Lille'ye yenilirse, Lille bile şampiyonluk adayları arasında kendine yer bulabilir.
AZ Alkmaar tarihinde 2.kez şampiyon oldu
Louis van Gaal'in yönetimindeki AZ Alkmaar, ligin bitimine 3 hafta kala matematiksel olarak şampiyonluğunu ilan etti. Takipçisi Twente'nin deplasmanda Feyenoord'a 1-0 yenilmesinden sonra AZ Alkmaar da kendi sahasında Vitesse'ye 1-2 yenilmesine rağmen, bitime 3 hafta kala Twente ile puan farkı 11 olunca tarihindeki 2.şampiyonluğunu ilan etmiş oldu. Son şampiyonlukları 1981 yılındaydı. 28 yıl aradan sonra gelen bu mucizevi şampiyonlukta en büyük emek sahibi şüphesiz Louis van Gaal. 2005 yılında takımın başına geçip genç takımdan a takıma kadar büyük bir atılım gerçekleştirdi ve 4 yılın ardından meyvelerini toplamaya başladı.
AS Roma 3 - 2 Lecce
İBB 0 - 1 Galatasaray
Maçtaki futbolun özetidir yukarıdaki fotoğraf. Özellikle ilk yarı gerçekten uyuttu. İdmanlarda şahane oynadığı yazılan Nonda neden ilk 11'de başlamaz? Paflarda her hafta -bu hafta da- gol atan Cem Sultan ne zaman A takıma yükselecek? Emre Güngör ile Linderoth'un sakatlıkları arasında bir benzerlik varmı? Turcell süper ligden daha çok sular akar diye düşünüyorum. Lig bu yıl hakikaten çok keyif verici.
19 04 2009
Genoa 0 - 1 Lazio
Juventus 1 - 1 Inter
Galatasaray ve Roma
Dün Fenerbahçe deplasmanda Ankaraspor'a 1-0 yenildi. Ankaraspor 10 maçtır kazanamıyordu. Böylelikle Galatasaray'a uefa yada şampiyonlar ligine katılma yolunda bir umut doğdu. Dün Lazio deplasmanda Genoa'yı 0-1 yendi. Genoa üstüste 4 maç kazanmış, 5'lik seriye bağlamak istiyordu. Böylelikle Roma'ya şampiyonlar ligine katılma yolunda bir umut doğdu.***
Bu 2 takım arasındaki benzerlikleri tarihten bu yana yazmaya kalkarsam ansiklopedi serisi olur. Bunu 3 yıldır bu blogda söylüyorum. Şöyle bir geriye dönük sakatlık haftalarına, ekonomik iflasa ramak kalan zamanlarına, kazanılan kaybedilen maçlarına ve takım içindeki sosyolojik yapılanmaya bir uzanın derim meraklısına..
3 albüm 3 yorum
Önce bu yeni çıkan 3 albüm arasında en iyisinden başlayayım. Manga'nın 3.albümü Şehr-i Hüzün. 2004'te çıkan ilk ambüleri Manga'da şahane bir çıkış yakalayıp 100.000 satış rakamını aşmışlardı. Yeni bir grup için şahane rakam. 2006'da ise Manga+ albümleri zaten ilk albüme 1-2 ekleme ile ortaya çıkmıştı. Şehr-i Hüzün'de 16 şarkı var. Intro yerine Gün Doğumu, Outro yerine Gün Batımı'nı görmek şahane. Nerden çıktıysa bu intro muhabbeti. Bol turntable, bazen ney, bazan tasavvuf, bol melankoli var albümde. Evdeki Ses devam ediyor yeni bir versiyonla. Mimar Sinan Üniversitesindeki konserlerinde başlarına gelenler yüzünden bol giderli bir parça da var. Tabi 7 göbekten rockçılar var bu memlekette, sorsan Erkin Koray kim diye, Türk sanat müziğimi söylüyor derler mesela. Onlara hitaben. Albüm gerçekten harika, keyifle dinleyiniz. Favori şarkım "Hayat bu işte". O nasıl bir piyano ritmidir..
Teoman'ın 8.albümü geçtiğimiz günlerde çıktı. İnsanlık Halleri'ni ben beğenmedim. Vasat diyorum. Çoban yıldızı güzel bir parça. Melodi ve ritim hastası olarak bu tip şarkılara dikkat ederim her zaman. Diğer albümlerden bir farkı yok. Arada bir romantik, arada bir erotik, arada bir sert. Ancak benim için vasat. Tutmadım albümü.
Gelelim Hande Yener ablaya. 9.albümü oldu Hayrola. Diğerlerinden biraz daha farklı. Melankolik şarkılar da var, her zamanki gibi technovari şarkılarda. Ama istikrar tam gaz devam ediyor. Her albümünü severek dinlemişimdir. Bundan da büyük keyif alıyorum. Albümün geneli eğlenceye yönelik. Deliler ve albüme ismini veren hayrola güzel parçalar mesela. Kıssadan hisse bu 3 albümü bol bol dinleyeceğiz yaz sonuna kadar. Sıralamamın başında Manga, ortasında Hande Yener, sonunda Teoman var. Ani albüm yığılmasını seviyorum yahu..




