31 10 2011

Semih Kaya

"Semih, 40 yıllık Galatasaraylı gibi. Tanıdığım en ahlaklı futbolculardan biri. Öğrenerek, çalışarak, daha da üstüne katarak devam edecek. Oynadığı sürece sorun yok. Ben formayı veririm. Onlar aldıktan sonra kimse de alamaz. Gökhan ve Servet takıma döndüğünde kim iyiyse o oynar. Kimin hakkıysa elimizden geldiği kadar adaleti dağıtmaya çalışıyoruz."

Fatih Terim
http://www.galatasaray.org/futbol/superlig/haber/11530.php


AS Roma 2 - 3 Milan



İlk kez Roma'nın kaybettiği bir maç için, "Roma'nın hakkıydı" diyorum belki de. Maçtaki 5 golün 4'ü kafayla atılmış. Ibrahimovic o uzun saçlarıyla hiçbir kafa topunu affetmemiş. 34'lük Abbiati kalede muhtemelen kariyerinin en iyi maçını çıkarmış. Güzel maç olmuş kısacası ancak Roma'nın defansındaki sorunlara bir çare bulunması şart.


Inter 1 - 2 Juventus



Juventus'un dünya kadar gol kaçırdığı, Pirlo ve Vucinic'in coştuğu, Maicon'un şahane bir gol attığı maç olmuş.


Juventus & Halloween



23 10 2011

Bu ülkenin kaderi

İnsanın nutkunun tutulduğu günler. Ne yazasın ne konuşasın geliyor. Bu ülkenin kaderi böyle. Bütün olumsuzluklar hep üst üste gelmiştir. Önce şehitlerimiz, şimdi de Van'daki deprem. Canlar gidiyor, yürekler yanıyor. Allah yardımcımız olsun.

Tüm bu üzücü gündem sebebiyle blogda bir süre güncelleme yapmayı düşünmüyorum. Ülkemin içi yanıp tutuşmuşken burada kim gol atmış, kim ne yapmış diye yazmanın hiçbir tarafını samimi bulmuyorum. Tez zamanda güzel gelişmelerle, güzel günlerle buluşmak dileğiyle...


19 10 2011

18 10 2011

Mancini ve atkı bağlama usulü

Bir atkı koleksiyoneri ve atkı hastası olarak, daima takma usulüm "Mancini Usulü"dür. Peki nasıl mı bağlanır? Buyurun.


SS Lazio 2 - 1 AS Roma
(Maçtan fotoğraflar)




17 10 2011

Helder Postiga'dan şahane gol



Dün oynanan Real Zaragoza - Real Sociedad maçında, Zaragoza'lı Helder Postiga şahane bir gol attı. Sporting'den bu sezon transfer olmuştu, 6.maçında 2.golü oldu bu Portekizli forvetin.


SS Lazio 2 - 1 AS Roma



AS Roma sempatizanı olarak gülerek izlediğim bir maç oldu. Zira bu maç Lazio 7-8 atsa kimsenin şaşırmaması lazımdı. İlk yarı birkaç Roma atağı, Osvaldo'nun ne kadar faydalı fakat yalnız bir forvet olması, Roma ortasahasındaki sağlam boşluklar, defanstaki kusurlar derken pek anlayamadığım bir penaltı, sonrasında 10 kişi kalan Roma ve Lazio'nun direkten dönen şutları. Henrique kesinlikle maçın adamı. Bu skor için Roma yatıp kalkıp şükretmeli. Luis Enrique dersini zerre çalışmamış...


16 10 2011

Prensip olarak; affetmez!



Maçın hemen ardından:
Galatasaray 2 - 1 Bursaspor

Maçın heyecanlı olacağını zaten hepimiz tahmin ediyorduk, ancak ben yine de bu kadar kalp ritmiyle oynayacağını düşünmüyordum. Bir Aralık ayı gibiydi bugün hava İstanbul'da. Soğuk, rüzgarlı ve yağmurlu. Dünü evde geçirmenin verdiği enerjiyle dışarıya attım kendimi. Akordeon çalan kıymetli bir dostumun evine konuk olup klarnetimle ona eşlik ettim. Bir yandan da saate bakıyordum, bir an evvel eve gitmeliyim diye. Sevda bunun adı. Sürekli saate bakmak, sevdalanmış olmaktan ileri geliyor. Akreple yelkovanın hızla hareket etmesini istiyorsun. Bir an önce kavuşmayı bekliyorsun sevdana. En nihayetinde evime gelip salonda gerekli hazırlıkları yapıp maçın başlayacağı dakikayı beklemeye koyuldum. Çay ve okumakta olduğum kitabım biraz olsun rahatlattı. Ve sonra hakem düdüğü çaldı, maç başladı...
İlk yarı Galatasaray kusursuza yakın top oynadı. Trabzonsonspor'dan alınan Selçuk İnan ve Engin Baytar'ın 40 yıllık Galatasaraylı gibi oynaması, canlarını dişlerine takmaları ve sahada adım atmadık yer bırakmamaları gerçekten takdire şayan. Nitekim Galatasaray'ın ilk golünde, pozisyonu adeta yoktan var eden Engin Baytar, şahane bir pasla topu Elmander'e bıraktı. Kale önünde bir golcü topla buluşursa ne olur? Elbette gol olur. Golde en büyük pay şüphesiz Engin Baytar'ın. İlk yarıda sürekli baskılı ve bitmeyen enerjiyle topa hakim olan, pozisyonları bulan taraf hep Galatasaray oldu. Defanstan forvete kadar herkes bir bütün olarak, tek vücut olarak oynayınca futbol da güzel oluyor. Yalnız ikinci yarıda işler biraz değişti, bunda şüphesiz kondisyon zaafları var. İlk yarıda çok koşan Galatasaray ikinci yarıda hakimiyeti Bursaspor'a teslim etmek "zorunda" kaldı. Bu kez pozisyonları bulan taraf Bursaspor oldu. Sestak ve N'Diaye'nin pasifliğine katlanamayan Ertuğrul Sağlam oyuna Insua ve Tagoe'yi alarak sistemini daha canlı oyuncularla, daha etkin olarak yeniledi. Çok kritik bir dakikada, Sercan'ın yaptığı bir hata sonucu korner kazanan Bursaspor'da, ön direk organizasyonunda golü atan isim bir defans oyuncusu ve kaptan Serdar Aziz oldu. Golden sonra Galatasaray çok hızlı toparlandı. Oyuna da bir golcü, Milan Baros girmişti...
Neden yedekte beklediğini -neden tek forvet oynandığını da- hiçbir zaman anlayamadığım Milan Baros, oyuna girer girmez sinsice kaleye yaklaştı. Sabri'nin sağ kanattan getirdiği topta, yenilen golde büyük hatası olan Sercan'ın muhteşem bir pasıyla sağ köşeden kaleyi karşısına aldı. Gerekeni yaptı. Golcüler gerekenleri daima yaparlar, o yüzden golcüdürler. Milan Baros affetmedi, affetmesi de mümkün değildi. Gelecek hafta Antalyaspor deplasmanında taktiğin değişeceğini pek sanmıyorum, ancak çift forvet oynamak için bir şeyler düşünülmeli. Gerçi şu an kadroya bakıldığında yedek bırakılacak tek bir oyuncu dahi yok. Belki Riera. Çünkü çok pasif görünüyor maçlarda. Belki de mevkisi değiştirilebilir. Engin Baytar da solda ne kadar başarılı olur bilinmez, forvet arkası ona yakışıyor. Galatasaray güzel top oynuyor, kondisyon da tam anlamıyla sağlandığında ve sol kanat için takviye yapıldığında sorun kalacağını hiç sanmıyorum. Güzel bir yıl bekliyor biz Galatasaraylıları, öyle düşünüyorum.


AS Roma - Lazio maçını Ictimai TV yayınlayacak

Bugün büyük gün. Geçen yıldan bir fotoğrafla hatırlamak şart. Bana göre yılın değil asrın fotoğrafı. Baktıkça keyif alıyorum. Umarım bugün de keyif alacak bir oyun ve skor alırız Roma sempatizanları olarak. Maçı Ictimai TV yayınlayacak. Forza Roma!


Kale arkası

15 Ekim'de oynanan Thonon-Gaillard - Saint-Etienne maçından bir görüntü. Kale arkasına, meşaleden tutun da çift sopalılar, küçük bayraklar ve renkli pankartlar çok yakışıyor...


Catania 2 - 1 Inter



Geçen hafta kendi sahasında Napoli'ye 3-0 yenilen Inter, bu kez de deplasmanda Catania'ya 2-1 yenildi. Cambiasso'nun attığı gol muhteşem. İlk yarıda Inter daha üstün oynuyor ama bu üstünlük top hakimiyetinde. Pozisyona dökülemiyor, netice sadece bir gol olunca ve 2.yarıda üstünlük tamamen ev sahibi Catania'da olunca durum değişiyor. Catania adına gelen ilk gol, yani Almiron'un golüne dikkatli bakınız. Kazandıkları penaltı ise tamamen yalan bir penaltı. Inter'in durumu içler acısı, oynadıkları 6 maçta sadece 1 galibiyet aldılar. 1 beraberlik ve 4 yenilgileri var. 8 gol atıp 13 gol yediler ilk 6 haftada. Kötü oyun bir taraftan, mağlubiyetler diğer taraftan derken, Claudio Ranieri için çanlar çoktan çalmaya başladı. Sezonun ilk yarısını kapatabileceğini pek sanmıyorum.


Lionel Messi tarihe geçti

Barcelona, La Liga'da henüz galibiyetle tanışamayan Racing Santander'i Camp Nou'da 3-0 yendi. Maçta 2 gol atan Lionel Messi, ligdeki gol sayısını 10'a çıkartırken, kulüp tarihinde de en çok gol atan ikinci futbolcu olma özelliğini tek başına ele geçirmiş oldu. Messi, kulüpteki toplam gol sayısını 196'ya çıkarırken 194 gollü Macar Ladislau Kubala'yı geride bıraktı.


14 10 2011

Galatasaray'ın yeni sarı forması

Nike tarafından Galatasaray için tasarlanan sarı formalar 15 Ekim itibariyle Türkiye’de satışa sunulacak. %100 geri dönüştürülmüş polyesterden üretilen sarı formada üst kısım maksimum performans ve çevre üzerinde minimum etki amacıyla tasarlandı. Kumaş yeni bir iplik üretmek üzere eritilen kullanılmış plastik şişelerden üretildi. Her bir formada sekiz plastik şişe kullanıldı.

Kaynak: TribünDergi
Ayrıca bkz: GSStore


13 10 2011

Derbide Totti yok

16 Ekim Pazar günü, Derby della Capitale günü. Roma derbisinde kaptan Francesco Totti olmayacak. 3-1'lik Atalanta galibiyetinden sonra sağ bacağındaki kaslarında bir sakatlık olmuştu. İyileşme süreci devam ediyor ama derbiye hazır olması pek mümkün görünmüyormuş. Bu durumun bana göre hiçbir olumsuz tarafı yok. Totti'nin son yıllarda özellikle derbilerdeki performansı çok iyi değil. Yenilenme yolundaki Roma, yeni transferleriyle bu maça sağlam çıkacaktır ancak Lazio'nun da kadrosu oldukça iyi. Sakat olan Mauri'nin de derbiye hazır olduğu belirtiliyor. Oynarsa Erik Lamela'nın güzel işler yapacağına inanıyorum Roma adına.


De Rossi gidici

AS Roma'nın ikinci kaptanı, tribünlerin sevgilisi fakat son dönemde çok eleştirilen ve satılması gündemde olan Daniele De Rossi, Rai Sport'a şunları söylemiş:

"Sözleşmem hakkında verilecek kararı bilmiyorum. Ancak benim için önemli olan alacağım para değil Roma kulübü olur. Kulübe katkım olacaksa beni gönderebilirler. Böylece finansal anlamda da rahatlamış olurlar. Eğer kalırsam da bu kulüp için elimden geleni yapmaya devam edeceğim."


Fenerbahçe 97 - 103 Galatasaray

2 kez uzatmaya giden maçın sonucunda Cumhurbaşkanlığı Kupası 26 yıl aradan sonra Galatasaray'da. 1995'te elde edilen Türkiye Kupası'nın üzerinden geçen 16 senenin ardından erkek basketbolda kupaya uzanmış oldu Galatasaray. Yani bu zaferle birlikte özlenen bir dönem de temize çekildi. Ender Arslan'ın 18, Mert Shumpert ve Luksa Andric'in 22'şer sayısı Kayseri Kadir Has Kongre ve Spor Merkezi'nde kupayı Galatasaray'a kazandırdı. Kayseri'de tribünleri dolu ve coşkulu görmek güzel oldu.


12 10 2011

Almanya 3 - 1 Belçika



Azerbaycan'ı yenmekten daha çok Almanya - Belçika maçının sonucu önemliydi bizim için. Gazetelerimizin ilk sayfalarında Türk formasıyla Almanyalı futbolcuların yer alması bile bana kalırsa rezaletti. Bunları çok basit şeylermiş gibi sunmayı aklım almıyor. Geçelim... Dün Almanya'nın ilk golünü Mesut Özil attı. Attı ama nasıl attı, göremeyenler bir baksın istedim.


101 kiloluk Adriano

Adriano 101 kg olmuş. Corinthians formasıyla topunu oynamaya devam ediyor. Arada da göbeğini gizlemeye çalışıyor...


11 10 2011

A Separation

Hastalıktan kırılarak geçirdiğim bugünü, gözlerim yettiğince kitap okuyarak ve film izleyerek geçirmek istedim. Zorlansam da, "A Seperation"ı bitirdim. Konu fazla uzatılmış gibi geldi bana. Gereksiz uzatmak yerine daha okkalı duygusallıklarla vurucu hale getirilebilirdi. Yine de 10 üzerinden 7.5 veriyorum. İran sinemasından gelen son örneklerden biri A Separation. Film, boşanmak üzere olan ama çocuklarının velayeti konusunda ikileme düşen bir çiftin öyküsünü anlatıyor. Başrol oyuncuları fevkalade bir performans sergiliyor. 300.000 dolarlık bütçeye sahip olan film, ülkesi olan İran'da yaptığı 3.300.000 dolarlık hasılatla bütçesini 10'a katlamış. 2 saat süren filmi tam hastalığım sebebiyle tam konsantre izleyemedim ama film içerisindeki bir hastayı görünce hem şükrettim hem de daha dikkatli izlemeye çaba gösterdim. Dram severler izlesin diyor, ıhlamura abanmaya devam ediyorum.


Pişman mısın Hamit?

* Hamit dünyada yılın golü ödülünü aldıktan sonra teşekkür konuşmasını Almanca yaptı. Türk Milli takımıyla attığı golün konuşmasıydı bu. Mesut ise atamadığı gollerden sonra kızgınlığını gayri ihtiyarı Türkçe küfrederek ifade ediyor her seferinde.

* Mesut Alman Milli Takımı’nı seçti. Ama Türkiye’ye hep güzel mesajlar yolluyor... Hamit Türk Milli Takımı’nı seçti ama hemen her maçtan sonra ne kadar yanlışımız varsa hiç çekinmeden yüzümüze vuruyor.

* Mesut Alman Milli takımını seçti iyi bir paraya Real’e tranfer oldu. Hamit Türk Milli Takımını seçti ama Türkiye’de ona teklif edilenin 4’te birine Real’e gitti. Oynamazsam 1 kuruş almam diyerek.

Şimdi Hamit’e bir soru sormak lazım aslında:

Pişman mısın Hamit?

Mehmet Demirkol
(Fanatik, 11.10.2011)


10 10 2011

Türkiye'nin İlk Spor Haber Sitesi Turkspor.Net'in iPhone Uygulaması Yayında!

Günümüzde mobil internet kullanımının gözle görülür oranda yaygınlaştığı ve neredeyse kullanıcıların bir web sitesini ziyaret ederken önceliklerine arasına mobil uygulamaları koyduğu apaçık ortada. Türkiye'nin İlk Spor Haber Sitesi olma özelliğine sahip Turkspor.net de bu gerçeğin farkına vararak iPhone uygulamasını yayına aldı. Daha önce ziyaretçilerine, haberlerini en kolay ve en hızlı şekilde ulaştırmak adına WAP sistemini de hayata geçirmiş olan Turkspor.net, iPhone uygulamasıyla da futbol tutkunlarına, tüm gelişmeleri istedikleri herhangi bir zamanda en rahat şekilde ulaştırmayı hedefliyor.

Geçtiğimiz günlerde pankreas kanseri sebebiyle hayatını kaybeden, Apple'ın kurucusu ve teknoloji dünyasına devrim niteliğinde kabul edilecek yenilikler miras bırakan Steve Jobs'un öncüsü olduğu akıllı telefonlar ve gelişen dünyada üzerinde sıklıkla durulan mobil internet kullanımı, Turkspor.net tarafından ciddi bir şekilde takip ediliyor, tüm teknolojik gelişmeler Turkspor.Net sistemine ihtiyaç dahilinde ve mümkün olduğunca entegre ediliyor.

Turkspor.net daha önce http://turkspor.net/m adresiyle WAP sistemini hayata geçirmişti. Şimdi ise mobil pazarda en çok tercih edilen akıllı telefonların zirvesindeki iPhone için özel geliştirilen uygulamasını da geçirmiş bulunuyor.

İlerleyen günlerde Android işletim sistemli akıllı telefonlar ve iPad kullanıcıları için de projeler geliştirmeyi hedefleri arasına yerleştiren Turkspor.Net'in iPhone uygulamasına http://t.co/tkC2edKT adresinden ulaşılabiliyor.

Yayın hayatına başladığı günden bu yana ziyaretçilerini doğru, dürüst, ilkeli ve tarafsız haberlerle buluşturmayı misyon edinmiş bulunan Turkspor.Net, bu uygulamayla birlikte vizyonuna da değer katmaya devam ediyor.

http://www.turkspor.net


07 10 2011

"El Loco" Rene Higuita



06 10 2011

Lugano ve Gomis'in sevgilisi

"Lugano futbol oynamıyor. Savaşıyor, dövüşüyor, kavga ediyor. Sahada katil gibi dolaşıyor. Gomis çıldırmış durumda. Sevgilisinin bile yatakta kendisini bu kadar tırmalamadığını söylemiş. Bu adamın kart bile görmemesi hakemin büyük utancıdır."

Lyon başkanı Jean Michel Aulas


05 10 2011

02 10 2011

AS Roma 3 - 1 Atalanta #2



AS Roma 3 - 1 Atalanta



Agresif ve golden sonra güzel tepkiler veren oyuncuları sevdiğimiz gibi, öyle teknik direktörleri de seviyoruz. Roma buna kavuşmuş gibi. Takım oyunu da iyice oturuyor. Luis Enrique her golden sonra kendinden geçiyor, oyun boyunca takıma müdahale ediyor. Her şey güllük gülistanlık gibi yazdım ama elbette öyle değil. Ancak Pablo Osvaldo ve Bojan Krkic'in her geçen gün daha iyi olması takımın yenilenme süreci için umut verici. Osvaldo geçen hafta olduğu gibi bu hafta da golünü attı. 5 maçta 3.golü oldu bu. Goldeki sakinliğine ve topu durduruşuna dikkat. 9 numara ona yakışıyor ve hırsıyla taraftarın da göz bebeği olacak gibi. Maçtan güzel fotoğraflar var, az sonra blogda olacaklar. Unutmadan, Totti de güzel zayıflamış. Daha çok koşuyor gibi.


Diego Forlan: "Ben seni unutmak için sevmedim"

Diego Forlan, en beğendiğim forvetlerden biri ancak bu yıl Inter'in performansı ve takım oyunu pek iç açıcı olmayınca Atletico Madrid günlerini çok arar, unutamaz diye düşünüyorum. Napoli maçında etkisi sıfırdı. Galatasaray'a gelseydi de efsane olurdu. Peşin bir konuşma bu ama öyle...


Inter 0 - 3 Napoli



Napoli'li çılgın spiker Raffaele Auriemma eşliğinde maçın geniş özeti. Napoli'nin kazandığı penaltıda, yani ilk golde sanki Joel Obi faulu dışarıda yapmış gibi. 40.dakikada kazanılan bu penaltı hem Inter'i 10 kişi bırakıyor hem de Napoli'yi 2.yarıya tam motive olarak hazırlıyor. Gerçi penaltıyı Julio Cesar çıkarıyor ama Hugo Campagnaro güzel takip etmiş. 56.dakikada gelen 2.golde Marek Hamsik'in attığı depara ve elbette pasa dikkatle bakmak gerekiyor. Göstere göstere gol böyle atılır. Burada Hamsik'i kovalayan ve Joel Obi'nin oyun dışı kalmasından sonra Chivu'nun yerine oyuna dahil olan Yuto Nagatomo'nun da etkisizliği ve kaleci Julio Cesar'ın hatası gözler önünde. 65.dakikada kaçan bir Napoli golü var ki evlere şenlik. Zuniga golü atsa maç 5-6 farka giderdi, net. 75.dakikada Hamsik'in 2. ve takımının 3.golü ise Inter'in 2 golden sonra nasıl çöktüğünün göstergesi. Bitik oynamış Inter tek kelimeyle. Eze eze maçı almış Napoli.