27 09 2011

AS Roma le Bandiere: Francesco Totti



Istoria 52

Son zamanlarda fırsat bulup artık kıyıda köşede biriktirdiğim ve hatta yeni aldığım filmleri izlemek için elimden geleni yapıyorum. Dün gece Istoria 52, bizde çevrilen adıyla "Şüphe"yi izledim. Çok açık konuşmak gerekirse vakit kaybı olarak görüyorum. İlk 40 dakika zor dayandım, acaba ne zaman izlemeye devam etmemi sağlayacak bir şey göreceğim diye kara kara düşündüm. Sonuç, hüsran. İsmine aldanıp aldığım ve memnun kalmadığım filmlerden biri olarak geçti. 2008, Yunanistan yapımı filmi Alexis Alexiou yönetmiş. Film, sınırlarının ötesine geçmek, hatalarını telafi etmek, sevdiği kadını geri kazanmak uğruna kendine olan güvensizliğinin ve zayıflıklarının üstesinden gelmek için mücadele eden ve tüm bunları yaparken kendini cezalandıran bir adamın öyküsünü anlatıyor. Ama kötü anlatıyor. Maalesef.


İmam emeklerse...

AS Roma'da yapılan transferler iyi gibi görünse de büyük sıkıntıların olduğu ortada. Geçtiğimiz haftasonu Parma'yı deplasmanda 1-0 yendiler Pablo Osvaldo'nun golüyle. Bu haftasonu rakip Atalanta. Olimpico'da alınacak galibiyet lige başlarken eksik olan hırs ve özgüveni biraz da olsa silmek ve seriye başlamak için önemli. Kısacası Roma'nın hali şimdilik emekleme dönemi. Fotoğraf da bunun özeti. İmam emeklerse...


26 09 2011

Pitbull!



14 09 2011

5000


Blogdaki 5000.posta da bu video yakışırdı. Vicente Calderon'dan tüyleri diken diken eden "Arda Turan" sesleri... Nice 5000 postlara...


Madde madde #47

- Madde madde yazmayalı o kadar uzun zaman olmuş ki. En son 15 Ekim 2010'da yazmışım. Zamanın nasıl geçtiği konusunda hiçbir fikrim yok. Geçiyor işte, ama öyle ama böyle...

- Biliyorum bu yıl blogu çok boşladım. Emin olun ki aklım burada. Takdir edersiniz ki 7 yıllık bir emek var bu blogda. İnsan boşladığında, sevgilisini aldatmış gibi oluyor. Zira biliyorsunuz benim bir kaç blogum daha mevcut. Sanırım onlarla biraz fazla ilgilenince, Romanista Bukowski çuvalladı. Sağlık oldukça, yazmaya devam.

- Efendim bu süreçte çok şey değişti, dereden çok sular aktı, akan suyun büyük bir kısmı da yatağını buldu. İş değişikliği olsun, üniversite mezuniyeti olsun, çeşitli projeler olsun gün geçtikçe bir şeyler kattım hayatıma. Çıkanlar da oldu elbette. Zaman kaybı ve duygu israfı olan her şeyi çıkarmak lazım hayatımızdan. Yoksa pişmanlık ve samimiyetsizlikle baş başa kalabiliyoruz.

- Reklamcılık, bilirsiniz ki çok yoğun bir dünya. Kafayı kaldırmayı bırakın, helaya gitmeye vakit yok. Çocuğumuz olmayacak bu gidişle. Fırsat buldukça yazabiliyor, okuyabiliyor, ebedi yârim klarnetimle ilgilenebiliyorum. Hayat güzel be, tadını sağlam çıkarıyorum çok şükür.

- Bir de kitap projem var. Muhtemelen eylül ayının sonuna kadar tamamlamış ve yayınevlerine yollamak üzere hazır hale getirmiş olurum. Bir şiir kitabı. İçerisinde yaklaşık 80 şiir ve 6 kısa hikaye/deneme olacak. İsmini şimdilik söylemeyeyim. Satış kaygısı olmayan, birbirinden samimi kelimeleri toparladım, geçip gidenleri andım, iz bırakanlara selam verdim. Hayırlısı olsun.

- Sağlığınıza dikkat edin, buraları unutmayın. Tabii ben de unutmayayım. Emek verdiğimiz hiçbir şeyi unutmamamız lazım. Unutmamaya değiyorsa eğer...


Juventus Stadium

Juventus'un yeni stadı muhteşem bir törenle açılmıştı. Fotoğrafları paylaşmak için biraz geç kalsam da, blog arşivine düşmesini istedim. Stat 105 milyon euro'ya mâl oldu Juventus'a. Hernando Suarez ve Gino Zavanella'nın mimarlığında tasarlanan stadın kapasitesi ise 41.524. Bakalım Juventus'a yeni stadı uğurlu gelecek mi...


08 09 2011

127 Hours

Gerçek bir olaya dayanan 127 Hours, Oscarlı yönetmen Danny Boyle'un şahane Slumdog Millionaire"den sonraki çalışması. 5 gün boyunca kolu kayaya sıkılmış bir halde çaresiz, aç ve susuz kalan Aaron, sevgilisi, ailesi ve yolda karşılaştığı iki dağcı kızdan yardım bekliyor. Sonrası filmde. 93 dakikalık filmde hiç sıkılmıyorsunuz ve bazı sahnelerdeki stres yüzünden başınız ağrıyabiliyor. 10 üzerinden 7.5 verebilirim filme. İnsan sahip olduklarının kıymetini bilmeli. Eğer sahip oldukları onun kıymetini bilmiyorsa da cesur hareket edip tüm istek ve heyecanıyla hayatında değişikliklere gitmeli. Bazen acımasız olmak lazım...


07 09 2011

"Yıllardır kendime soruyorum: Yerime kim gelebilir?"

"Yıllardır kendime soruyorum: 'Yerime kim gelebilir?' Bu görev için adı geçen teknik adamlardan bazılarının şu anda işi yok. Bu yüzden bunu bilmek zor, çünkü potansiyeli olduğunu düşündüğüm birisi kısa süre içinde görevinden alınır ve silinip gidebilir. Uzun vadede, çok tecrübeli birine ihtiyacınız var bence. Ama şu anda emekli falan olmuyorum zaten."

Sir Alex Ferguson

Kaynak: Tribün Dergi / Facebook


06 09 2011

Ricardo Bochini & Diego Maradona

Arjantinli 2 futbol efsanesi. Ricardo Enrique Bochini ve Diego Armando Maradona. "Neden bu el öpme?" diye soracak olursanız, Maradona, Bochini için "idolüm" derdi.


Loul Deng, İspanya ve rakip şimdi Fransa

İddiası olmayan Büyük Britanya, Polonya'yı yenince bizimkiler de tur atlamış oldu. Bu rahatlığa rağmen dün İspanya'yı son saniyede Hidayet Türkoğlu'nun attığı üçlükle 65-57 yendik, sıradaki rakip Fransa. Gönüller, şu sportif anlamdaki kara günlerde hem futbolda hem de basketbolda Millilerimizin zaferleri birer birer elde etmesini istiyor elbette. Sıradaki rakip Fransa. 7 Eylül Çarşamba günü oynanılacak ve NTV Spor'dan canlı olarak yayınlanacak. Elbette şifreli. Polonya'yı yenen Büyük Britanya ekibinden Loul Deng, bu sürpriz zaferlerinden sonra "Ömer Aşık ve "Türk Michael Jordan"ı Hido'dan Chicago'da güzel Türk yemekleri bekliyorum. Ve bir de yeni araba." diyerek hepimizi kahkahalara boğması da günün güzelliklerindendi.


Lionel Messi: "Oh My God!"



04 09 2011

Gişe Memuru

Tatile çıkarken yanına yedi film alıp sadece birini izleyen başka kim var? Gören de günleri dolu dolu, nefes alamayacak kadar yoğun aktiviteler içerisinde geçti zannedecek. Neyse ki tatil sonrası işe başlayacağımız bu haftada, "her gece bir film" hareketimi yeniden aktif hale geçirme kararı aldım. Güzel filmler var elimde, belki bu gece 127 Hours ile başlarım bu hareketime. Filme dönecek olursam, Gişe Memuru dramatik komedi olarak bazı mecralarda anlatılmış. Komedi tarafı yok, dram ise çok az. Daha çok trajik desek de kurtulsak? Yönetmenliğini ve senaristliğini Tolga Karaçelik'in yaptığı Gişe Memuru, 47. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Görüntü Yönetmeni (Ercan Özkan), En İyi Erkek Oyuncu (Serkan Ercan) ve En İyi İlk Film Ödülleri'ne layık görülmüş. Konusu ilgi çekici olsa da, biraz daha canlandırılabilirdi. Neticede çok rutin bir iş hayatı gişe memurluğu. Ev hayatı biraz daha renkli olabilirdi ya da birisi gişe memurunun hayatında önce umut verip, sonra utandıran bir rol üstlenebilirdi. Düşman başına. Çok rezil bir haldir umut verip utandırmak...

***

Kendi halinde bir gişe memuru olan Kenan, babasıyla yaşayan, işiyle evi arasındaki küçük dünyada gidip gelen ve insanlarla iletişim kurmaktansa, kendi hayallerinde yaşamayı tercih eden bir karakterdedir. Çatalca gişeler bölgesinde çalışan ve görevinin başındayken zaman zaman kendi kendine konuşmasıyla bilinen Kenan’ın, diğer insanlarla olduğu gibi babasıyla da mesafeli bir ilişkisi vardır.

Kenan’ın kalp hastası olan babasına, gündüzleri Nurgül bakıcılık yapar. 30 yaşlarındaki konuşkan ve anaç Nurgül, Kenan’ı, babasını ve yıllar önce vefat etmiş annesini küçüklüğünden beri tanımaktadır. Kenan’ın işiyle evi arasında sıkışıp kalmış monoton hayatı, yeni işletme şefinin Çatalca’yı denetlemeye geldiği gün değişecektir.



58

Fatih Terim bugün itibariyle 58. yaşına girdi. 4 Eylül 1953 doğumlu imparatora uzun ve başarılarla dolu bir ömür diliyoruz.


FIFA 12 TV Ad: Love Football, Play Football