31 07 2011

Azade Balkaner

Bazı "ablalar" çok güzel. Temmuz ayını da bu postla kapatmak güzel oldu.


Bill Shankly

"Bazı insanlar futbolun bir ölüm kalım meselesi olduğuna inanırlar. Sizi temin ederim ki ondan çok çok daha önemlidir."


Brezilya 2014

Grup A — Hırvatistan, Sırbistan, Belçika, İskoçya, Makedonya, Galler
Grup B — İtalya, Danimarka, Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan, Ermenistan, Malta
Grup C — Almanya, İsveç, İrlanda, Avusturya, Faroe Adaları, Kazakistan
Grup D — Hollanda, Türkiye, Macaristan, Romanya, Estonua, Andorra
Grup E — Norveç, Slovenya, İsviçre, Arnavutluk, Güney Kıbrıs, İzlanda
Grup F — Portekiz, Rusya, İsrail, Kuzey İrlanda, Azerbaycan, Lüksemburg
Grup G — Yunanistan, Slovakya, Bosna, Litvanya, Letonya, Lihtenştayn
Grup H — İngiltere, Karadağ, Ukrayna, Polonya, Moldova, San Marino
Grup I — İspanya, Fransa, Finlandiya, Gürcistan, Belarus


30 07 2011

Belen Rodriguez

20.09.1984 / Córdoba, Argentina.


2011/12 Palermo Formaları



28 07 2011

Vallahi Elmander!

Fena. Çok fena.


Napoli'nin Vespa'cı başkanı:
De Laurentiis



"Futbolu da bırakacağım, film de çekmeyeceğim. İtalyan olduğum için utanıyorum" demiş, basmış kalayı, terketmiş stüdyoyu. Kapıda gazeteciler sıkıştırıyor tabii. Ondan sonrası film. De Laurentiis atlamış bir vespanın arkasına ve topuklamış." Hikayenin özeti şurada.


Lassana mı, Mahamadou mu?

Ya bizim spor basınında ya da yurt dışı spor basınında bir problem var. Bazı gazeteler Lassana Diarra, bazı gazeteler ve haber siteleri ise Mahamadou Diarra'dan bahsediyor. Benim bildiğim başından beri Lassana Diarra üzerine yoğunlaşıldığı. Zira Mahamadou Diarra dün itibariyle Monaco'ya transfer oldu. Böylece Real Madrid bünyesinde tek bir Diarra kaldı, o da Lassana Diarra. Bu konuda da tuhaf haberler var. AS gazetesine göre Galatasaray, 8 milyon euro teklif etmiş. Bizim gazeteler 10-15 arası gidiyor. Real Madrid ise "20 milyon euro'dan aşağı satmam" demiş. Real Madrid Genel Direktörü Jose Angel Sanchez ile görüşmeler devam(!) ediyormuş. Üstelik Lassana için Juventus, Milan ve Tottenham da devredeymiş. Felipe Melo transferi, Galatasaray'ın ortasahasındaki kreatif oyuncu boşluğunu asla dolduramaz. Arda'nın kanatta oynayacak olması, Selçuk İnan'ın ise hepimizce bilinen tecrübesizliği dolayısıyla bir yabancı bu bölgeye alınacak gibi görünüyor. Eksik olan oyuncu tipi, Hagi tipinde bir 10 numara. Dolayısıyla adı geçen Lassana Diarra bu eksiği kapatacak oyuncu değil diye düşünüyorum. Cambiasso olsaydı, güzel bir ortasaha izleyebilirdik. Fakat eksiklik ortada. Bu akşam Liverpool maçı var. Bakalım orta sahada ne gibi bir diziliş göreceğiz. En önemlisi de sanırım bu maçta eksiklikler tam olarak ortaya çıkacak.


Sergio Aguero, Manchester City'de

23 yaşındaki Arjantinli acaba "Atletico Madrid'in bayrak adamı olur mu?" diye düşünürken Manchester City'e imzayı attı. Gerçi son 2 sezondur adı sürekli transfer haberlerinde geçiyordu. 2006'dan beri formasını giydiği Atletico Madrid'de 175 maça çıktı, 74 gol attı. Takımın gol yükünü ve kreatif oyun anlayışını sırtlayan 2-3 oyuncusundan biriydi. Manchester City'nin, Aguero transferi için yetiştirme bedeli olarak 35-38 milyon pound arasında bir ücret ödendiği söylense de net bir şey yok. Aguero ise transferi twitter hesabından şu şekilde duyurdu:

"I'm already a City player. I'm happy to be in this club and in this town. Thank you all for the welcome and the reception!!!"
http://twitter.com/#!/aguerosergiokun/status/96356702110220288


25 07 2011

Copa America, 15. kez Uruguay'da

Arjantin'de gerçekleştirilen turnuvanın başından beri en favori takımlarından biriydi Uruguay. Oyun disiplinleri ve motivasyonlarından hiçbir şey kaybetmeyerek finale kadar geldiler. Luis Suarez ve Forlan gibi iki vurucu güç ve kalede de güven veren bir isim olunca, skorlar da farklı oluyor elbette. Paraguay pek bir şey yapamadı, ciddi ataklarında karşılarında Galatasaray'ın yeni kalecisi Muslera'yı buldular. Uruguay ise önce Luis Suarez, sonra da Forlan'ın 2 golüyle kupaya uzandı. Tarihlerinde kazandıkları 15. Copa America oldu ve böylelikle rekor kırdılar. Şampiyonluk dışında Uruguay’ın kazandığı bir diğer ödül de Copa America’nın fair play ödülü oldu. Turnuva boyunca en az kart gören takım olan Uruguay’ın fair play ödülü, kaptan Diego Lugano’ya teslim edildi. Burada da güzel bir çelişki oldu bizim için. Turnuvada 5 golle Peru'lu Paolo Guerrero (Hamburg) kral oldu. Takipçileri ise 4 gol atan Luis Suarez ve 3 gol atan Sergio Agüero oldu. Turnuvada verilen ödüller arasında "En değerli oyuncu" ödülünü Luis Suárez (Liverpool), "En iyi genç oyuncu" ödülünü Sebastián Coates (Nacional) ve "En iyi kaleci" ödülünü Justo Villar (Estudiantes) kazandı. Futbola özlem duyduğumuz yaz aylarında, keyifli bir turnuva oldu.


24 07 2011

Peru 4 - 1 Venezuela



AS Roma'nın yeni transferleri:
Bojan Krkic ve Gabriel Heinze

Transferde sessiz kalan AS Roma, 2 önemli futbolcuyu renklerine kattı. Defansta Juan ve Mexes her ne kadar başarılı ve buna geçen sezon alınan Burdisso'nun da ekstra katkısı olsa da, Gabriel Heinze'nin kadroya katılması önemli oldu. Zira Riise'nin de sol bekte bir alternatifi yoktu. Heinze hem sol bekte hem de stoper mevkiinde kullanılabilecek ve hatta yeri geldiğinde orta sahanın sol kanadında da yer verilebilecek yetenekte bir isim. Bunda hepimiz hemfikiriz. Yaşı 33, dolayısıyla tecrübesini de katarak ilk 11'de mutlaka yer bulacaktır. En azından ben böyle düşünüyorum. 1 yıllık sözleşme imzalanmış kendisiyle.
Geçeyim diğer transfere. Bojan Krkic 10.5 milyon pound'a Roma'lı oldu. İlginç bir sözleşme imzalandı zira yıl sonunda Barcelona 11.4 milyon pound verirse Krkic'i geri alabilecek. Bu da Barcelona teknik kadrosunun gözlerinin Krkic üzerinde olacağının bir göstergesi. 2007'den beri Barcelona'nın profesyonel futbolcusu olan 20 yaşındaki Krkic, 104 maçta forma şansı bulup 26 gol atmıştı. Vucinic'in satılacağı konuşuluyor, muhtemelen olası bir açık için transfer edildi. Önemli bir transfer tıpkı Heinze gibi. Lazio'nun Miroslav Klose ve Djibril Cisse transferlerinden sonra bir nebze olsun Roma taraftarının için rahatladı gibi görünüyor. Kaleye bir takviyeden konuşuluyor, muhtemelen bu isim Maarten Stekelenburg olacak.


Luis Enrique'den iPad ile taktik

AS Roma teknolojiden faydalanıyor. Yeni teknik direktör Luis Enrique, taktikleri iPad ile anlatıyor. Yeni transferlerin de katılımıyla Roma gücüne güç katıyor. Yeni transferler? Az sonra yazacağım.


22 07 2011

Adidas Crazy Light



Adidas'ın yeni teknoloji ayakkabıları "adizero crazy light" olarak adlandırılmış. 278 gram ağırlığındalar, yani inanılmaz hafifler. Ayakkabı hastalığımı blogun takipçileri iyi bilir. Bu koleksiyonu denemek lazım, hafif ayakkabılar hem daha sağlıklı hem de yormayan özelliğe sahip oluyor. Video'da ayakkabının detaylı özellikleri mevcut. "Teknoloji harikası" deyimi bu çağda sadece otomobiller için kullanılmamalı.


15 07 2011

7 günlük ara

Bu akşam Çanakkale/Ezine yolcusuyum. Tavaklı Sahili'nde 7 günlük kısa bir tatil yapıp, arada Bozcaada'ya kaçıp, bol bol kitap okuyup, balık tutup ve dinlenip ihtiyacım olan keyifli bir tatil hedefindeyim. Bu süreçte blogu güncelleme imkanım olsa da, bilgisayarın başından uzak durmak temel görevim olacak. Size de tavsiyem, her fırsatta uzak durun şu meretten. Sağlığınıza dikkat edin, bol bol su için, hoşça kalın.

Yaz okumaları:
Mustafa Armağan - Kazım Karabekir'in Gözüyle Yakın Tarihimiz
Nihad Sami Banarlı - Türkçe'nin Sırları
John C.Parkin - S*ktir Et


Wayne Rooney: Red Devils Hero



2011/12 AS Roma Formaları

Geçen sezonun forma tasarımlarına sadık kalınmış. Kappa radikal bir değişiklik yapmamış. Roma'ya düz kırmızı ve düz beyaz formalar yakışıyor. Her zaman sadelikten yanayım tasarım konusunda.


PES 2011 vs 2012



Fevkalade özellikler var lakin ben yine de FIFA'nın tıpkı 2011'de yaptığı gibi PES'i ezip geçeceğini düşünüyorum.


14 07 2011

Cesurlar bir kere, korkaklar ise her gün ölür!

Türk futbolu bir kaosun göbeğinde. Cumhuriyet ile aynı yaşta olan futbolumuzun federasyonu da maalesef bu kaosu iyi yönetemediğini ve bundan sonra da yönetemeyeceğini tavır ve söylemleri ile ortaya koymuş durumda.

Operasyonların başladığı ilk günde “Durum vahim” diyen TFF’nin yeni başkanı, aradan bir hafta geçtikten sonra (ne değiştiyse?) çıkıp, “Bize ulaşan bilgi ve belge yok, bu yüzden lig zamanında başlayacak” diyerek bombanın fitilini ateşledi.

Bu iki tutarsızlık arasında neyin değiştiğini kapalı kapılar ardında konuşulanlar gün ışığına çıktığında göreceğiz elbet.

İlk günden bu yana operasyonları dikkatle ve titizlikle takip ediyorum kendi adıma. Çünkü işim bu. Şimdi benim ucundan kenarından içinde bulunduğum ve bir şekilde ekmeğimi kazandığım futbolun marka değeri umurumda mı? Değil! Çünkü bu kadar şaibe altındaki bir oyunun ne markası ne de değeri kalmıştır! Israrla bunu kamuoyuna pompalayanlar, yeşil sahaların temizlenmesini, ellerinin kirli kalmasına tercih ederek bugün verilen yanlış kararın destekçisi olarak gösteriyorlar gerçek yüzlerini. Onların derdi bizim sevdiğimiz saf oyun değil.. Onlar parayı seviyor! Koltuklarını da öyle!

Bir başkan “Şike yapan karısını satar” diyor ya bu söze katılmamak elde değil.
Tutuklu olanların ve gözaltına alınanların hiç biri için “Bu adam şike yapmış” diyemez kimse!

Ancak masumiyet karinesi bugün tutuklu olanlar için geçerliliğini yitirmiştir. Bugün cezaevlerinde olanlar, artık tutukludur.. Yani şüpheli değil, zanlı konumundadırlar. Bu zanlılar artık “suçsuzluklarını” ispat ile yükümlüdürler.

Türk futbolunun içinden gelen onlarca kişi cezaevlerinde, adliyelerde, mahkemelerde ve savcılarla hakimler karşısında.. Peki bu isimler neden alınıyorlar güvenlik güçleri tarafından? Öylesine mi? Ortada suç olmasa bu kadar insanın buralarda ne işi var?

İşte bu soruların cevaplarını herkes kendi vicdanında vermekle yükümlüdür. Kendine ve bulunduğu makama saygısı olan, o koltuğu layıkıyla doldurmak isteyen ve görevinin gereklerini yapmakla yükümlü olan bir başkanın, şu anda tutuklu olan bir başkanı ziyarete gidişini (insani olarak mutlaka gitmesi gerekir ve bu tavrı doğrudur), “O benim kulübümün de başkanıdır” diyerek açıklamasının akıl ve mantık ile izahı mümkün değildir!

Tarafsızlığı bu derece tartışılır hale gelen TFF’nin Başkanı, Türk futbolunun dibine dinamit koymuştur.

Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, Galatasaray Spor Kulübü’nün en yetkili ismidir. Onun sözü son sözdür ve üstüne laf edilemez. Ali Dürüst’ün Kulüpler Birliği’ne katılarak TFF'nin atacağı her adımı destekliyoruz sözünün ardından atılmayan adımı eleştirmek Galatasaray Başkanı'nın hakkıdır. Aysal’ın tepkisini ortaya koyması da gayet doğaldır ancak, TFF'nin Aysal'ı tehdit edercesine başkalarına uygulamaya çekindiği "Disiplin Talimatları'nı uygularız" demesi tam bir akıl tutulmasının işaretidir.

TFF’den bile daha köklü ve eski olan 106 yaşındaki bir futbol kulübünü ve 530 yıllık bir geleneği temsil eden Aysal’a gösterilen tepkilerin özünde yatan gerçek nettir! Tepeden tırnağa kirlenen ve bir an önce arınması geren Türk futbolunun aktörleri, bu yaşanan sürecin ucundan, kenarından kendilerine bulaşabileceği riskini ortadan kaldırmak için muhteşem bir tiyatroyu sahneye koyuyor sanki.

Ünlü düşünür ve eski bir kaleci olan Albert Camus, “Hayatta ahlaka dair bildiğim ne varsa futboldan öğrendim. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi” diyor. Bu söz bugün ile ilgili içinde çok net mesajlar barındırıyor.

Bugün verilemeyen bazı kararlar, yarın önümüze daha ciddi sonuçlar koyduğunda bu TFF ve ona destek olan kulüplerin ne söyleyeceğinin ve neler yapacağının ciddi takipçisi olacağım kendi adıma. Ben 13 Temmuz 2011 tarihini aklımın bir köşesine not ettim bile. Biliyorum ki sağduyu ve vicdan sahibi olan, sokak aralarında sevdiği futbolun kirlenmesine razı olmayan ve gelecekte çocuklarına tertemiz bir futbol bırakmayı düşleyen her taraftar da bu tarihi unutmayacaktır! Bugün alınamayan kararlarla Türk futbolunun geleceğine ipotek koyanlar, geçmişten gelen çamuru yarınlara taşıyanlar ve kirli düzenin çarkına çomak sokanlara tepki gösterenler hem gerçek taraftarın vicdanında hem de yüce yaradanın huzurunda bunun hesabını vereceklerdir..

Unutulmamalıdır ki; Cesurlar bir kere, korkaklar ise her gün ölür!


Bugün Ünal Aysal’ın söylediği gibi gerekirse ligleri ertelemeye ve hatta Avrupa’ya bu sezon takım göndermeyerek kendi içindeki şaibeleri temizlemeye cesaret edemeyenler, bundan sonra her gün konuşulacaklar, her söyledikleri dengeleri bozacak ve asla isimleri güven duygusu ile yan yana anılmayacak. Ve elbette tarih de onları yargılayacak..

Osman Altunterim
FotoGOL Gazetesi Tek Vuruş adlı köşeden alınmıştır.


Lazio'nun yeni forvetleri:
Miroslav Klose ve Djibril Cisse

Forvet hattında Tommaso Rocchi, Mauro Zarate ve Sergio Floccari gibi oyuncuları bulunduran Lazio, son olarak 2 yıldızı daha kadrosuna kattı. Bunlardan ilki Almanların kuşkusuz en iyi golcülerinden Miroslav Klose. 33 yaşındaki golcü, 2 yıllık sözleşme imzalamıştı. Bayern Münih'te geçirdiği 4 sezonun ardından (98 maç, 24 gol) yeni heyecanlar arayan Klose bence en doğrusunu yapmış. Lazio, geçtiğimiz sezonu gayet iyi bir noktada bitirdi ve şampiyonluğu düşünecek kadar ciddi transferler yaparak da kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Alman forvetlere ve bilhassa Klose'ye düşkün biri olarak zevkle izleyeceğimizi düşünüyorum Lazio'nun maçlarını.
Lazio'nun kadrosuna son olarak kattığı "tank" golcü ise Djibril Cisse. Yine hayranı olduğum, takibinden vazgeçmediğim bir forvet ve yine Lazio. 29 yaşındaki Fransız golcü 2 sezondur Panathinaikos'da forma giyiyordu ve takımının neredeyse tüm gol yükünü omuzlarına almıştı. Kolay değil; 60 maç, 50 gol. Hala neden Fransa milli takımında banko oynamıyor diye sorsam büyük tartışmalar çıkar ama Henry'ler, Anelka'lar bitmedi mi artık? Karim Benzema ve Kevin Gameiro dışında geleceği sağlam adam yok gibi görünüyor. Roma'lı Jeremy Menez'in de hakkını yememek lazım elbette. Kıssadan hisse, bu yıl Lazio çok can yakar.


13 07 2011

Yossi Benayoun'dan şaka gibi gol



Chelsea forması giyen İsrailli forvet Yossi Benayoun, Wycombe'a karşı oynanan hazırlık maçında tabiri caizse şaka gibi bir gol atmış.


Fenerbahçe’nin kuruluş belgesi

"Fenerbahçe'nin kuruluş belgesinde Fenerbahçe'nin kuruluş amacı "Beden ve fikir eğitimini yaygınlaştırmak, vatan gençlerini hayat mücadelesine, sıkıntılara ve savaşmaya alıştırmak" olarak zikrediliyor."

Güzide tarihçilerimizden Erhan Afyoncu'nun bu güzel yazısını, tarih blogumdan okuyabilirsiniz:

http://gizlenentarihimiz.blogspot.com/2011/07/fenerbahcenin-kurulus-belgesi.html


12 07 2011

Essien en az 6 ay yok

Sakatlıkları sebebiyle bir türlü istenen verimin alınamadığı Michael Essien, Chelsea'nin ilk çift antrenmanlı günü sırasında sakatlanmış. En az 6 ay sahalardan uzak olacağı söyleniyor. Chelsea'nin yeni teknik direktörü Andres Villas-Boas ona her zaman değer verdiğini belirtiyordu. Bu durumda transfer istemek durumunda kalabilir.


Carlos Tevez, Corinthians'a geri dönüyor

Dedikodulara göre Manchester City, Corinthians'ın çılgın teklifini kabul etmiş. 35 milyon pound'dan bahsediliyor. Bazı dedikodulara göre ise bonservisinin alınmayacağı, 1 sezonluk kiralanacağı belirtiliyor. Corinthians Futbol Direktör Yardımcısı Duilio Alves, "Bir rüyayı gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Taraftara yanlış ümit vermek istemiyorum. Deneyeceğiz. Tüm söyleyebileceğim bu. Geri dönmek istiyor, herkes bunu biliyor. Corinthians ya da Boca Juniors ile tekrar oynamak istediğini defalarca söyledi. Onun bu ilgisi üzerine harekete geçtik." demiş. 2004–2006 sezonlarında Corinthians forması giyen Arjantinli, geri dönecek gibi görünüyor. Bu yaşta neden Brezilya tercih edilir zerre anlamıyorum, anlamak da istemiyorum.


Gökhan İnler, Napoli'de

"Ho scelto Napoli per vincere". Kazanmak için Napoli'yi seçtim demiş Gökhan İnler. Sözleşmesini imzalarken de aslan maskesi takmış. 27 yaşındaki Gökhan, önümüzdeki sezon 88 numaralı formayı giyecek. Bonservis bedeli hakkında resmi bir açıklama yok fakat 13 milyon euro olduğu tahmin ediliyor. Güzel rakam Udinese için, iyi para kazanmışlar.
Basel, Aarau, Zürich ve Udinese derken kendisini ispatladı Gökhan İnler. 2006'dan bu yana İsviçre milli takımında da 45 maçı ve 4 golü var. Orta sahada ne kadar güçlü olduğunu hepimiz biliyoruz. 4 sezonda Udinese'de 142 maçta sahaya çıktı. İstikrarı ortada. Napoli'de daha çoşkulu oynayacağını düşünüyorum, taraftar önemli faktör.


11 07 2011

Dennis Bergkamp yaşıyor



Ajax'ın başına Frank de Boer'un geçmesiyle birlikte teknik ekibe katılan Dennis Bergkamp, antrenmanda attığı golle yaşadığını ele güne gösteriyor. Tek kelimeyle, müthiş.


David Beckham @ Preston

1995-1996 sezonu. 1993 yılı itibariyle Manchester United'da forma giymeye başlayan David Beckham'ın Preston'a kiralandığı sezon. 5 maçta oynadı, 2 gol attı ve tekrar United'a geri döndü. Sonrası malum. Şaşaalı bir kariyere uzanan yolculuk.


Marco Materazzi @Everton

1998-1999 sezonu. Marco Materazzi'nin Everton forması giydiği yıllar.


2011/12 Parma Formaları



Srebrenitza / 8372

”Tam 16 yıl oldu seni unutamadık,
Affet bizi Srebrenitza…”


Neds

Peter Mullan yapımı film, biraz Green Street Hooligans biraz da This is England kokuyor. İskoçya ingilizcesi, kıyafetler ve filmdeki dram/aksiyon çok güzel işlenmiş. Serseriler, gelecek vaad eden akıllı uslu bir genç adamın ödüllerle dolu parlak öğrencilik günlerinden bıçak taşımaya başladığı ilk gençliğine uzanan hikâyesini anlatıyor. John McGill kurbandan intikamcıya, papaz yardımcısından tinerciye dönüşür. Tekrar eski günlerine dönmek istediğinde ise içinde bulunduğu yeni durum ve daha önce yaptıklarının ağırlığı, kurallara uymasını neredeyse imkânsız, kendi kaderinin şiddetle sonlanmasını kaçınılmaz hale getirir.


Adidas Originals mağazasında:
Maziye bir bakıver

İstiklal Caddesi'ndeki Adidas Originals mağazasının alt katında görebileceğiniz koleksiyon, 1950'li yıllarda rekor sahibi sporcuların kullandığı ayakkabılardan oluşuyor. Eskiler her zaman harika oluyor. Tasarıma bakarken o döneme gidiyorsunuz.

Emil Zatopek (d. 19 Eylül 1922 –ö. 22 Kasım 2000) uzun mesafe dalında yarışmış Çek atlet. Helsinki'de yapılan 1952 Yaz Olimpiyatları'nda uzun mesafe koşularında kazandığı üç altın madalya ile tanınır. Kazandığı üç madalya nedeniyle kendisine "Çek Lokomotifi" adı verilmiştir.

Muhammed Ali (Cassius Marcellus Clay Jr, d. 17 Ocak 1942, Louisville, Kentucky, ABD) "Tüm zamanların en iyi boksörü" unvanına sahip ağır siklet boks şampiyonu.

Adidas Weltmeister: 1950'li yılların özellikle Dünya Kupası'nda kullanılan favori kramponu. Şuradan daha detaylı fotoğrafları görülebilir. Harika bir tasarım.


İncir Reçeli

Aytaç Ağırlar'ın yönetmenliğini yaptığı İncir Reçeli düşük bütçeli ve kadrosu dar. Lakin harika bir iş çıkarmış. Yani düşük bütçeyle ve 2 karakterle de nasıl film yapılabileceğini görebiliyorsunuz. Son derece duygusal ve hayattan önemli kesitleri karşına getirebilen bu film, Sezai Paracıkoğlu'nun derin şarkıları ve güzel oynadığı rolüyle güzel bir etki bırakıyor. Senarist ve yönetmen Aytaç Ağırlar şöyle diyor filmi için: "Farzet ki dördüncü kadehte sana anlattığım trajik bir hikayeydi bu film.". Aynen öyle. Temiz kafayla izlendiğinde, "kafa yaptırıyor" film.


10 07 2011

2011/12 Inter Formaları

Serie A'da formalar konusunda maziye dönüş Inter'de de devam ediyor.


08 07 2011

Lorik Cana, Lazio'da

Sessiz sedasız gitti bizim arnavut. Oynayabileceği en güzel lige gitti. Başarılı olacağına inanıyorum, en azından Galatasaray'daki enerjisinden daha fazlasını katacaktır kendisine. Karşılığında gelecek olan Fernando Muslera'nın ise Galatasaray'ın kale sorununu en az 5 sene çözmesi gerektiğini ve hatta hiç abartmadan, efsane olacağını düşünüyorum. Zira kendisini Serie A ve Lazio'dan mütevellit dikkatlice takip etmiş, daima beğenmişimdir. Lorik Cana da, Muslera da hayırlı olacaktır her iki takıma.

Refik Arkan: "Muslera transferinde bir sorun yok." (Kaynak)


PGwear - Ultras Shop



Futbol, tribün, aşk

Dünyanın en güzel üçlüsü müdür? Elbette öyledir. Allah affetsindir.


Alize Cornet ve cep telefonu



Caroline Wozniacki tam maç sayısı için servis kullanacakken Alize Cornet'in telefonu çalmış.


07 07 2011

Valeri Bojinov, Sporting Lizbon'da

Lecce'de başlayan profesyonel futbol kariyeri, Fiorentina'da yükselişe geçmişti bulgar futbolcunun. Sonra Juventus'a kiralandı ama dikiş tutturamadı. Derken Manchester City onu aldı. Orada da verimli olamayınca Serie A'ya geri döndü, Parma'ya kiralandı. 30 maçta 8 gol atsa da Parma onun bonservisini aldı. Geçtiğimiz sezon 31 maçta 3 gol atınca Bojinov'dan forvet olmayacağını anlayan Parma yönetimi onu Sporting'e sattı. 5 yıllık sözleşme imzalamış. Yıllık 2 milyon 600 bin euro kazanacak, performansına göre bu para 3 milyon 500 bin euro'ya kadar yükselecek. Bojinov adına güzel iş. 7 numaralı formayı giyecekmiş. Sporting'in kadrosundaki diğer forvetler: Ricky van Wolfswinkel (Utrecht'ten alındı, geçen yıl 63 maçta 26 gol attı), Andre Carrillo (Alianza Lima'dan alındı, yaşı 20, forma bulma şansı zor), Yannick Djalo, Helder Postiga (2008'den beri 64 maçta 11 golü var, çok istikrarsız) ve Diego Rubio (Colo-Colo'dan alındı, 11 maçta 6 gol atmış geçtiğimiz sezon boyunca. Dikkat: 18 yaşında.) Bojinov forma şansı bulacaktır, nasıl değerlendireceği ise muamma.


2011/12 Sampdoria Formaları

Blogda sık sık bu sezon göreceğimiz formaları paylaşıyorum. Birçoğu Serie A'dan. Sampdoria forma tanıtımı için bayanları seçen kulüpler arasında yer alıyor. Formalarında radikal bir değişiklik yok. Yalnız dikkatimi çeken, bazı takımlar eski tip formalara dönüyor. Daha geniş çizgiler, daha belirgin armalar ve daha dikkatli 3.renk seçimleri gözümden kaçmıyor.


2011/12 Juventus Formaları