Maçın heyecanlı olacağını zaten hepimiz tahmin ediyorduk, ancak ben yine de bu kadar kalp ritmiyle oynayacağını düşünmüyordum. Bir Aralık ayı gibiydi bugün hava İstanbul'da. Soğuk, rüzgarlı ve yağmurlu. Dünü evde geçirmenin verdiği enerjiyle dışarıya attım kendimi. Akordeon çalan kıymetli bir dostumun evine konuk olup klarnetimle ona eşlik ettim. Bir yandan da saate bakıyordum, bir an evvel eve gitmeliyim diye. Sevda bunun adı. Sürekli saate bakmak, sevdalanmış olmaktan ileri geliyor. Akreple yelkovanın hızla hareket etmesini istiyorsun. Bir an önce kavuşmayı bekliyorsun sevdana. En nihayetinde evime gelip salonda gerekli hazırlıkları yapıp maçın başlayacağı dakikayı beklemeye koyuldum. Çay ve okumakta olduğum kitabım biraz olsun rahatlattı. Ve sonra hakem düdüğü çaldı, maç başladı...
İlk yarı Galatasaray kusursuza yakın top oynadı. Trabzonsonspor'dan alınan Selçuk İnan ve Engin Baytar'ın 40 yıllık Galatasaraylı gibi oynaması, canlarını dişlerine takmaları ve sahada adım atmadık yer bırakmamaları gerçekten takdire şayan. Nitekim Galatasaray'ın ilk golünde, pozisyonu adeta yoktan var eden Engin Baytar, şahane bir pasla topu Elmander'e bıraktı. Kale önünde bir golcü topla buluşursa ne olur? Elbette gol olur. Golde en büyük pay şüphesiz Engin Baytar'ın. İlk yarıda sürekli baskılı ve bitmeyen enerjiyle topa hakim olan, pozisyonları bulan taraf hep Galatasaray oldu. Defanstan forvete kadar herkes bir bütün olarak, tek vücut olarak oynayınca futbol da güzel oluyor. Yalnız ikinci yarıda işler biraz değişti, bunda şüphesiz kondisyon zaafları var. İlk yarıda çok koşan Galatasaray ikinci yarıda hakimiyeti Bursaspor'a teslim etmek "zorunda" kaldı. Bu kez pozisyonları bulan taraf Bursaspor oldu. Sestak ve N'Diaye'nin pasifliğine katlanamayan Ertuğrul Sağlam oyuna Insua ve Tagoe'yi alarak sistemini daha canlı oyuncularla, daha etkin olarak yeniledi. Çok kritik bir dakikada, Sercan'ın yaptığı bir hata sonucu korner kazanan Bursaspor'da, ön direk organizasyonunda golü atan isim bir defans oyuncusu ve kaptan Serdar Aziz oldu. Golden sonra Galatasaray çok hızlı toparlandı. Oyuna da bir golcü, Milan Baros girmişti...
Neden yedekte beklediğini -neden tek forvet oynandığını da- hiçbir zaman anlayamadığım Milan Baros, oyuna girer girmez sinsice kaleye yaklaştı. Sabri'nin sağ kanattan getirdiği topta, yenilen golde büyük hatası olan Sercan'ın muhteşem bir pasıyla sağ köşeden kaleyi karşısına aldı. Gerekeni yaptı. Golcüler gerekenleri daima yaparlar, o yüzden golcüdürler. Milan Baros affetmedi, affetmesi de mümkün değildi. Gelecek hafta Antalyaspor deplasmanında taktiğin değişeceğini pek sanmıyorum, ancak çift forvet oynamak için bir şeyler düşünülmeli. Gerçi şu an kadroya bakıldığında yedek bırakılacak tek bir oyuncu dahi yok. Belki Riera. Çünkü çok pasif görünüyor maçlarda. Belki de mevkisi değiştirilebilir. Engin Baytar da solda ne kadar başarılı olur bilinmez, forvet arkası ona yakışıyor. Galatasaray güzel top oynuyor, kondisyon da tam anlamıyla sağlandığında ve sol kanat için takviye yapıldığında sorun kalacağını hiç sanmıyorum. Güzel bir yıl bekliyor biz Galatasaraylıları, öyle düşünüyorum.
0 kişi pas vermiş:
Yorum Gönder