14 07 2011

Cesurlar bir kere, korkaklar ise her gün ölür!

Türk futbolu bir kaosun göbeğinde. Cumhuriyet ile aynı yaşta olan futbolumuzun federasyonu da maalesef bu kaosu iyi yönetemediğini ve bundan sonra da yönetemeyeceğini tavır ve söylemleri ile ortaya koymuş durumda.

Operasyonların başladığı ilk günde “Durum vahim” diyen TFF’nin yeni başkanı, aradan bir hafta geçtikten sonra (ne değiştiyse?) çıkıp, “Bize ulaşan bilgi ve belge yok, bu yüzden lig zamanında başlayacak” diyerek bombanın fitilini ateşledi.

Bu iki tutarsızlık arasında neyin değiştiğini kapalı kapılar ardında konuşulanlar gün ışığına çıktığında göreceğiz elbet.

İlk günden bu yana operasyonları dikkatle ve titizlikle takip ediyorum kendi adıma. Çünkü işim bu. Şimdi benim ucundan kenarından içinde bulunduğum ve bir şekilde ekmeğimi kazandığım futbolun marka değeri umurumda mı? Değil! Çünkü bu kadar şaibe altındaki bir oyunun ne markası ne de değeri kalmıştır! Israrla bunu kamuoyuna pompalayanlar, yeşil sahaların temizlenmesini, ellerinin kirli kalmasına tercih ederek bugün verilen yanlış kararın destekçisi olarak gösteriyorlar gerçek yüzlerini. Onların derdi bizim sevdiğimiz saf oyun değil.. Onlar parayı seviyor! Koltuklarını da öyle!

Bir başkan “Şike yapan karısını satar” diyor ya bu söze katılmamak elde değil.
Tutuklu olanların ve gözaltına alınanların hiç biri için “Bu adam şike yapmış” diyemez kimse!

Ancak masumiyet karinesi bugün tutuklu olanlar için geçerliliğini yitirmiştir. Bugün cezaevlerinde olanlar, artık tutukludur.. Yani şüpheli değil, zanlı konumundadırlar. Bu zanlılar artık “suçsuzluklarını” ispat ile yükümlüdürler.

Türk futbolunun içinden gelen onlarca kişi cezaevlerinde, adliyelerde, mahkemelerde ve savcılarla hakimler karşısında.. Peki bu isimler neden alınıyorlar güvenlik güçleri tarafından? Öylesine mi? Ortada suç olmasa bu kadar insanın buralarda ne işi var?

İşte bu soruların cevaplarını herkes kendi vicdanında vermekle yükümlüdür. Kendine ve bulunduğu makama saygısı olan, o koltuğu layıkıyla doldurmak isteyen ve görevinin gereklerini yapmakla yükümlü olan bir başkanın, şu anda tutuklu olan bir başkanı ziyarete gidişini (insani olarak mutlaka gitmesi gerekir ve bu tavrı doğrudur), “O benim kulübümün de başkanıdır” diyerek açıklamasının akıl ve mantık ile izahı mümkün değildir!

Tarafsızlığı bu derece tartışılır hale gelen TFF’nin Başkanı, Türk futbolunun dibine dinamit koymuştur.

Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, Galatasaray Spor Kulübü’nün en yetkili ismidir. Onun sözü son sözdür ve üstüne laf edilemez. Ali Dürüst’ün Kulüpler Birliği’ne katılarak TFF'nin atacağı her adımı destekliyoruz sözünün ardından atılmayan adımı eleştirmek Galatasaray Başkanı'nın hakkıdır. Aysal’ın tepkisini ortaya koyması da gayet doğaldır ancak, TFF'nin Aysal'ı tehdit edercesine başkalarına uygulamaya çekindiği "Disiplin Talimatları'nı uygularız" demesi tam bir akıl tutulmasının işaretidir.

TFF’den bile daha köklü ve eski olan 106 yaşındaki bir futbol kulübünü ve 530 yıllık bir geleneği temsil eden Aysal’a gösterilen tepkilerin özünde yatan gerçek nettir! Tepeden tırnağa kirlenen ve bir an önce arınması geren Türk futbolunun aktörleri, bu yaşanan sürecin ucundan, kenarından kendilerine bulaşabileceği riskini ortadan kaldırmak için muhteşem bir tiyatroyu sahneye koyuyor sanki.

Ünlü düşünür ve eski bir kaleci olan Albert Camus, “Hayatta ahlaka dair bildiğim ne varsa futboldan öğrendim. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi” diyor. Bu söz bugün ile ilgili içinde çok net mesajlar barındırıyor.

Bugün verilemeyen bazı kararlar, yarın önümüze daha ciddi sonuçlar koyduğunda bu TFF ve ona destek olan kulüplerin ne söyleyeceğinin ve neler yapacağının ciddi takipçisi olacağım kendi adıma. Ben 13 Temmuz 2011 tarihini aklımın bir köşesine not ettim bile. Biliyorum ki sağduyu ve vicdan sahibi olan, sokak aralarında sevdiği futbolun kirlenmesine razı olmayan ve gelecekte çocuklarına tertemiz bir futbol bırakmayı düşleyen her taraftar da bu tarihi unutmayacaktır! Bugün alınamayan kararlarla Türk futbolunun geleceğine ipotek koyanlar, geçmişten gelen çamuru yarınlara taşıyanlar ve kirli düzenin çarkına çomak sokanlara tepki gösterenler hem gerçek taraftarın vicdanında hem de yüce yaradanın huzurunda bunun hesabını vereceklerdir..

Unutulmamalıdır ki; Cesurlar bir kere, korkaklar ise her gün ölür!


Bugün Ünal Aysal’ın söylediği gibi gerekirse ligleri ertelemeye ve hatta Avrupa’ya bu sezon takım göndermeyerek kendi içindeki şaibeleri temizlemeye cesaret edemeyenler, bundan sonra her gün konuşulacaklar, her söyledikleri dengeleri bozacak ve asla isimleri güven duygusu ile yan yana anılmayacak. Ve elbette tarih de onları yargılayacak..

Osman Altunterim
FotoGOL Gazetesi Tek Vuruş adlı köşeden alınmıştır.


8 kişi pas vermiş:

  1. Kalemine yüreğine sağlık..

    YanıtlaSil
  2. Osman kardeşim yazdıklarında haklısın. Defalarca yazdım çizdim. Takım elbiselilerin bir araya geldikleri her ortamda önce rüşvet sonra Şike eylemi gerçekleşir. Bu dünya'nın her yerinde böyledir. İzin verirseniz bir futbol tanımı da ben yapayım: "Futbol edindiğin evlat gibidir, kendini inandırsanda asla gerçek sahibi olamazsın!"

    YanıtlaSil
  3. Unutulmamalıdır ki; Cesurlar bir kere, korkaklar ise her gün ölür!

    YanıtlaSil
  4. 10 numara bi yazı olmuş osman abi lekesiz bir lig istiyoruz herkez aklanmalı

    YanıtlaSil
  5. osman kardeşim tebrik ederim yazı iyi hatta bana sorarsan fazla bile yumuşak olmuş..

    YanıtlaSil
  6. mükemmel bi yazı olmuş... başlık zaten hepsini kopartıyor hocam...

    YanıtlaSil