30 05 2011

Barcelona 3 - 1 Manchester United

La Liga şampiyonu Barcelona, en son 2008/09 sezonunda aldığı Şampiyonlar Ligi Kupası'nı 4.kez müzesine götürdü cumartesi gecesi. Maçın başında Manchester United'ın yoğun baskısı vardı. Özellikle ilk 15 dakika güzel pas yapan ve sürekli dikine oynayarak Barcelona defansını tedirgin eden ataklar yapan ManU, bu ataklarda golle burun buruna gelemedi. 15.dakikadan sonra ipleri eline alan Barcelona, özellikle ortasada Xavi ve Iniesta'nın liderlik özelliklerini değerlendirip topu sıklıkla Messi ve Pedro ile buluşturmaya çalıştı. Çakallık görevi ise David Villa'daydı. 15.dakikada sağ kanattan kale dibine gelen şahane pası gole çeviremeyen Pedro, 27.dakikada kendini affettirdi. Golün geleceği ise belliydi zira Manchester United'ın bekleri, atakları karşılamakta zorlandı. İngilizlerin defanslarının güçlü bölgesi elbette stoperlerin olduğu bölümdü. Vidic ve Ferdinand kolay boşluk bırakmadı ve özellikle hava toplarında mükemmele yakın mücadele ettiler. Golde de Vidic salise farkıyla topa müdahale edemedi. Van der Sar şansını tecrübesinden yana kullanarak vücudunu sola doğru verdi ancak sağa giden top ağlarla buluştu.
Golden 7 dakika sonra Manchester United durumu eşitledi. Rooney attığı golün aynı zamanda atağını da geliştiren oyuncuydu. Son sözü kendi söyledi ve maçta durum eşitlendi. Golde Rooney'nin son vuruş ustalığını görmek mümkün. Vurulabilecek en güzel ayak açısıyla, beklemeden. Bir "striker"ın yapması gerektiği gibi. Maçta durum eşitlenince iki takım da biraz randımanlı oynamaya gayret gösterdi çünkü geriye kalan 35 dakikada yoğun efor sarf ettiler. İlk yarı her iki takımın ortasahada top tutabilme, ayağa pas yapabilme ve kaleyi yoklayabilme istekleriyle bitti.
2.yarıda Guardiola sahaya daha motive bir Barcelona çıkardı, bu apaçık. 54.dakikada Messi soldan ceza sahasının ortasına doğru öyle güzel gelip, sol ayağının içiyle öyle güzel vurdu ki, Van der Sar o boyuna rağmen uzanamadı kalenin kendisine göre solunda bulunan alana. Oradan atılabilecek en güzel şutu atmış oldu Messi ve çılgın bir gol sevinciyle -ki her taraftar buna bayılır- golü kutladı. Bu dakikadan sonra İngilizler biraz sertleşmeye başladı. Barcelona da karşılık verince 2 dakikada 2 sarı kart çıktı. Önce Dani Alves sonra Carrick.
2-1 giden bir maçta 70.dakikadan sonrası fazlasıyla heyecan veridir. Bu esnada Manchester United'ın atacağı bir gol maça büyük keyif katabilirdi. Aslında yeterince zevkli bir maçtı. 70.dakikada David Villa o kadar güzel bir gol attı ki, Van der Sar'ın gerçekten de kariyerini bu maçta bitirmesi gerektiğini hissettim. Golün öncesinde sağ kanattan Messi'nin bir gelişi var ki golün adeta habercisi. Sonra attığı pası Manchester defansı kapsa da, topu yeniden Busquets'in kapması ve David Villa kısa bir pasla yollaması. Villa'nın önce topu durdurup, düzeltmesi ve ardından sağ ayağının içiyle topu doksan diye tabir edilen ve coşkuyu verdikçe veren yere göndermesi maçın haklı kazanını da çıldırırcasına ortaya koyuyordu.
Bu maçta sadece Barcelona, Manchester United'ı yenmedi. Aynı zamanda Guardiola'da eze eze Alex Ferguson'u yendi. Ferguson artık bırakmalı, üstelik işin tadı da kalmadı. 70 yaşındaki bir teknik adam -ki görebileceği her kupayı görmüş- neden bu ezilmişlikten sonra devam etmek ister ki? Bence istememeli. Maçın bitiminde Ferguson, Guardiola'nın elini öyle güzel sıktı ki, bu yazdıklarımla ne demek istediğimi gayet iyi anlayabilirsiniz. Barça'ya kupa(lar) yakışıyor, ortasahasını izlemek insana keyif veriyor.


0 kişi pas vermiş:

Yorum Gönder