
Hiç şüphesiz izlediğim en keyifli
Beşiktaş - Fenerbahçe maçıydı. Maçtan saatler önce Kadıköy'de arkadaşlarla dolanırken, konuşmalarımızda Beşiktaş'ın "
zaten" kaybedeceğini tahmin edebiliyorduk gönül rahatlığıyla. Maça dönecek olursam, ilk yarıda komple bir Fenerbahçe üstünlüğü vardı. Özellikle
Dia'yı harika kullandı Fenerbahçe. Beşiktaş'ta çok ciddi bir kanat sıkıntısı var. Her şey
Quaresma'nın keyfi deparlarına ve sağ ayağının dışına kalmıyor maalesef. Fazla yıldız daima daha fazla rehavettir. Metaforik konuşmaya gerek yok, bu yazıda yer verdiğim 3 fotoğrafı da aldığım
Habertürk, gazetedeki derbi köşesine güzel başlık atmış. "
İlk golü yiyen, dağılır." Nitekim Beşiktaş dağıldı. Dağıtan da
Alex oldu. Tabiri münasipse Alex, Beşiktaş'ın ağzını burnunu kırdı. 5.dakikada maçın kötü adamlarından
Necip'in kendi kalesine attığı gole 44.dakikada
Ekrem Dağ şahane bir golle karşılık verdi. Her iki ayağını da çok güzel kullanıyor Ekrem. Sağdan geldi, sol ayağının içiyle doksana doğru gönderdi topu. Dillerden "
haşırt" dedirtecek türden bir goldü.

İkinci yarıya
Beşiktaş daha diri çıktı. Ortasaha adeta devre arasında şarj olmuş gibiydi. Duran topu iyi takip eden, topu durdurup sertçe ağlara yollayan isim gündemdeki isimdi.
İbrahim Toraman maçta Beşiktaş'ın üstün duruma çıkmasını sağlayan isim oldu. Golünü atınca tahmin ettiklerimizi yaptı. Kapalıya doğru koştu, şükretti vesaire. Maçın elbette en önemli anlarında genelde kameralar
Lugano ve
Ferrari'yi gösteriyordu. Normalde çirkefliği ve asabiyetiyle gönüllerimizde yer edinmiş(!) olan Lugano, bu maçta enteresan bir duruma düştü. Ferrari her pozisyonda kendisini nakavt etmeyi başardı. Biri, %100 penaltıydı ancak hakem görmezden geldi. Evet çok açık, görmezden geldi. Buna da taraftar baskısı diyoruz. Diğerinde ise artık mecburen penaltı kararını vermek zorunda kaldı. Topun başına geçen
Alex, sağ köşeye gönderdi.
Rüştü biraz daha uzayabilse -
ki bu insan fizyolojisine göre pek mümkün değil- top kornere çıkabilirdi. 2-2 eşitlenen maçta 7 dakika sonra yine kaptan Alex sahneye çıktı. Bu sefer kafa golüne imza attı, takımını da 2-3 öne geçirdi. Penaltı itibariyle 10 kişi kalmış Beşiktaş, ciddi boyutta dağılmıştı. Çok açık görünen bir nokta da;
Guti,
Quaresma,
Simao ve
Almeida bu maçta vasatın da vasatıydı. Mühim olan ligde can çekişen takımlara karşı coşmak değil, bunu artık 8 yaşındaki "
mahalle topçuları" da biliyor.

2-3 giden maçta son sözü yine kaptan
Alex söyledi. Üstelik kalitesini de her zamanki gibi ele güne göstererek. Ceza sahasının solundan aldığı topta kaleye yaklaştı,
Rüştü'yü çalımladı, sıfıra yakın bir noktadan sol ayağının içiyle topu kalenin sağ köşesine gönderdi. Kim ne derse desin -
ki ne dediklerini anlayamıyorum- Alex çok çok büyük bir futbolcu. Bu ülke futbol tarihine adını altın harflerle yazdıran bir 10 numara. Bunun aksini iddia edenlerde şu psikolojik unsur gözardı edilmemeli: Fanatizmden olgunlaşamayan bir ruh ve deforme olmuş bir beyin. Fenerbahçe ligin zirvesine yerleşti, puanı 48. 2.sıradaki
Trabzonspor'un 1 maç eksiği var, yarın
Manisaspor deplasmanına gidecekler. 1 puan alsalar bile averajla zirvedeler. 3.sırada
Bursaspor bulunuyor, 45 puandalar. Bu hafta
Gaziantepspor'u konuk ettiler ve 4 yediler. 7 maçtır yenilmeyen Gaziantepspor haftaya
Eskişehirspor'u konuk edecek.
Galatasaray'ın ligdeki konumu adına değerli bir maç. Haftaya bir güzel maç da
Trabzonpor - Kayserispor olacak kuşkusuz.
http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=22223953
YanıtlaSilaynen şu olmuş üstad :)