19 12 2010

Sonbahar

Melankolik atmosfer, az karakter ve sıfır hikaye. Bir film neden bu kadar abartılır ben anlamadım. Gerçekten sinema dünyası hakkında yapılan yorumlara "bence" kelimesi eklenmelidir. Ben de "Sonbahar" için ekliyorum. Bence ödüllük bir film de değil, bu kadar pohpohlanacak bir yapım da değil. Bu hikayeyi gecekondu mahallelerinde çokça dinleyebilirsiniz. On üzerinden 6 veriyorum. O da anne rolündeki Gülefer Yenigül hatrına. Harika oynuyor zira. Özellikle 12 Eylül'den sonra moda olan, siyasi içerikli filmlerin bitiş noktasında "onlar umuda koşmuşlardı" türü metinleri okumasak ne kadar iyi olur. Çünkü o umut, kimilerine göre umut, kimilerine göre saçmalık, kimilerine göre pişmanlık.

***

Yusuf 12 yıl kaldığı cezaevinden birkaç ay ömrü kaldığı için salınır. Çamlıhemşin-Fırtına Vadisi’ndeki köyüne, yaşlı annesinin yanına döner. Köyün bozulan ekonomisi yüzünden sadece yaşlıların kaldığı köyde, zamanını arkadaşı Mikhail ile yaşayamadıkları gençliklerini düşünerek ve akoru bozulan tulumunu onararak geçirir. Çoğu zaman hapishanedeki yaşamının alışkanlığıyla kendini eve kapatır ve iç hesaplaşmasını yaşar.

Bir gün, ilçedeki bir meyhaneye Mikhail’in zoruyla gider ve Gürcü konsomatris kız Elka’ya aşık olur. Yakın olan ölümünü içinde saklarken, aşkından ayrılacağının acısı da acısına katılır.


0 kişi pas vermiş:

Yorum Gönder