04 01 2010

Son nefeste bile mücadele

Hayatı boyunca aşırı istekli, dolayısıyla hırslıydı. Anlatılanlar öyleydi onun hakkında. Aşırı isteğiyle sevdi birini, olmayınca trafik kazasıyla kendine geldi. Değişen birşey olmadı. Hep mücadele etti. Aile hayatının en güzel yıllarıydı. Bursa'da kurduğu tekstil fabrikasıyla hem çıtasını hem maddiyatını hem de maneviyatını güçlendiriyordu. Ama bu kazanımlar hırsına hırs katıyordu. Hep daha fazla istedi ve hep daha fazla mücadele etti. Yıllar geçti, fabrika kapandı, eve haciz geldi, ailesi dağıldı. Çoluğundan çocuğundan uzak fakat özüne yakın, baba ocağına geri döndü. Babasıyla anlaşamadı, derken ahirete yolcu etti onu. 5 sene sonra yani geçen yıl ise ona bakan ve yüreğiyle seven annesini kaybetti. Artık omzuna dayanabileceği hiçkimse yoktu yanında, imkan buldukça yanına koşan kardeşleri ve akrabaları dışında. Tüm bu yokluğa bir de varolan diyabet hastalığına böbrek rahatsızlığı eklendi. Diyalize başlandı. Evde kendi kendine yapabiliyor, yaşamına aynı mücadeleyle devam ediyordu. Özellikle son 6 ayda hayata olumlu bakmaya başlamış, yıllardır hayal ettiği ve "yapacağım" dediği projelerini inatla kovalamaya devam etmişti.

Samimiyetsizleşmiş bir "aşk" hikayesinin vermiş olduğu zarar sebebiyle annemle tartışıyordum. Hem çok üzüldüm, hem üzdüm. Derken odama çekildim. 10 dakika sonra annem, kızkardeşiyle tartışıyordu telefonda. "Nasıl yani sabahtan beri ulaşamıyormusun?" diyordu. Koştum salona. "Yağız" dedi, "dayının ev kapısı sadece içerden kitlenebiliyor, dışarıdan kitlenemiyor, dayına sabahtan beri ulaşamıyoruz, komşu ara camdan bakmış, mutfağın ışığı yanıyormuş". Tek cevabım "metanetli ol" idi. Semtteki tüm arkabaları eve yönlendirdik, kapıyı camı kırın dedik. Vakit geçti, telefonu elime aldım. Dayımın evini arayayım dedim. Telefona biri çıktı. "Beyefendi ben sağlık görevlisiyim, derhal buraya gelebilirmisiniz?". Yıkılmakla yıkılmamanın eşiğinde koştuk semte. Polis ekibini yararak merdivenlerden nasıl çıktığımı pek hatırlamıyorum. "Bakma" dediler çocukca. "Ürkebilirsin, korkarsın". "Ölenden değil, yaşayandan korkulur" dedim. Evin kapısını araladım. Cansız bedeni, kanlar içerisinde yerdeydi. Yüzünde şok ifadesiyle bakıyordu kapıya. Tuvalette başlayan kan kaybına ve bilinmeyen sağlık hadisesine rağmen son bir umutla kapıya yönelmişti. Mücadele etmişti.

Sesini duyurabilmek, yaşayabilmek, "yapacağım" dediği şeyleri yapabilmek için. Son nefesinde bile mücadele etmişti. Azrail de ailemizdeki mücadelesine devam etmişti bir yılbaşı daha, geçen yıl olduğu gibi. Ruhun şad, mekanın cennet olsun "dayı"..

***

O demdeki perdeler kalkar, perdeler iner,
Azrail'e "hoşgeldin" diyebilmekte hüner..
Necip Fazıl Kısakürek


8 kişi pas vermiş:

  1. Başınız sağolsun Yağız. ALLAH mekanını cennet eylesin

    YanıtlaSil
  2. Başınız sağolsun.Mekanı cennet olsun.

    YanıtlaSil
  3. Allah sabır versin arkadaşım.Başınız sağolsun.

    YanıtlaSil
  4. Allah rahmet eylesin.Mekanı Cennet olsun.

    YanıtlaSil
  5. Dayina Allah'tan rahmet, sana ve ailene sabir diliyorum Yagiz. Basiniz sagolsun.

    YanıtlaSil
  6. Allah razı olsun, dostlar sağolsun.

    YanıtlaSil
  7. Başınız sağolsun...

    YanıtlaSil
  8. Başın sağolsun Yağız, Allah geride kalanlara sağlık versin; başka ne diyebilirim ki. Kusura bakma anca okuyorum şimdi..

    YanıtlaSil