Aşk filmidir diye aldım, öyle dedi filmcim. Bir de cd kabının sağ alt köşesindeki "genel izleyici kitlesi" logosunu görünce "tamam" dedim, "adam gibi bir film izleyeceğiz". Nah izlersin. Baştan aşağı cinsel terimler, üstelik bol detaylı. Afişte de zaten "kadınlar aşka akıllarıyla, erkekler cinsel uzuvlarıyla bakar" mottosu var. Bu mottoyu üretene de zaten ayrı selam ediyorum. Beyazperde'de bu filme 10 üzerinden 7.5, Imdb'de 6.5 puan çıkmış. Ben en fazla 5 veririm. Romantik değil, aşk pek yok, komedi de işte daha önce cinsel espriler duymadıysan idare eder. "Zaten ben Katherine Heigl için izledim" diyip kaçıyorum..
30 11 2009
The Ugly Truth
Aşk filmidir diye aldım, öyle dedi filmcim. Bir de cd kabının sağ alt köşesindeki "genel izleyici kitlesi" logosunu görünce "tamam" dedim, "adam gibi bir film izleyeceğiz". Nah izlersin. Baştan aşağı cinsel terimler, üstelik bol detaylı. Afişte de zaten "kadınlar aşka akıllarıyla, erkekler cinsel uzuvlarıyla bakar" mottosu var. Bu mottoyu üretene de zaten ayrı selam ediyorum. Beyazperde'de bu filme 10 üzerinden 7.5, Imdb'de 6.5 puan çıkmış. Ben en fazla 5 veririm. Romantik değil, aşk pek yok, komedi de işte daha önce cinsel espriler duymadıysan idare eder. "Zaten ben Katherine Heigl için izledim" diyip kaçıyorum..
Galatasaray-Panathinaikos maçının bilet fiyatları
İyi günde kötü günde takımı desteklemek elbette her yürekten taraftarın görevidir. Lakin o kötü günler, beceriksizlikten, disiplinsizlikten ve laçkalıktan dolayı oluşuyorsa bu taraftarın suçu değildir, çekmesi gereken bir ceza ise hiç değildir. Yok x, y'nin arkasında oynamak istiyormuş, öteki transfer döneminde gitmek istiyormuş, statta hala gelişme yokmuş. Baktığında takım tabir-i caizse zaten "leş" gibi oynuyor, izleyen zerre zevk almıyor verem oluyor, yıldız denilen adamlar mazeretlerin ardına sığınıyor ve tüm bu çözülmesi gereken "teknik" problemlerin karşılığında üstü kapanıp muhteşem(!) teknolojik standartlarla donatılan eski açık tribününün bileti 44 tl oluyor. Belki bu problemlerden sonra biletler ucuzlar diyen çok yakınım vardı, ben dahil. Hani daha fazla "omuz omuza" olmak adına. Omzunuza da maçınıza da..
Interli taraftar komada
Inter ile Fiorentina arasında oynanan maçta tribünden düşen Inter taraftarı, hayati tehlikeyi hala atlatamadı. Sky.it adlı internet sitesinde çıkan haberde, Diego Milito'nun attığı golün sevincini kutlarken ikinci katın korkuluklarına tırmanan 36 yaşındaki taraftarın dengesini kaybederek birinci kata düştüğü belirtilmişti. Hemen hastaneye kaldırılan taraftarın ambulanstayken bilincinin yerinde olmadığı ve hala yaşam savaşı verdiği yazılıyor. Sevincin de üzüntünün de fazlası, insana zarar. Hem de büyük zarar..
Derbiler haftası
4 derbi karşılaşması izledik bu haftasonu, derbi manyağı olduk. Önce Barcelona-Real Madrid maçını konuşmalı. Konuşacak pek birşeyi de yok aslında. Daha gollü, daha fazla adrenalin yüklü bir maç bekleniyordu. Golsüz geçen ilk yarıda her iki takımında daha fazla açık oynayacaklarını zannediyordum. Son 5 dakikadaki gerginlikleri de görünce, ikinci yarı aynen geçer diye düşündüm. Guardiola iyi bir değişiklikle, 50.dakikada Henry'nin yerine Ibrahimovic'i soktu oyuna. 6 dakika sonra da gol geldi. Sağ kanattan Dani Alves'in ortasını boş geçmedi Ibra. 50. dakikada Ronaldo'ya yaptığı faul sonrası ilk sarı kartını gören Busquets, 62'de topa elle müdahale edince ikinci sarıyı da gördü ve atıldı. Çok sinirlenen Guardiola, sinirini yedek kulübesinden çıkardı. Bu dakikadan sonra Real Madrid'in yığılması lazımdı Barcelona defansına, ama birtürlü beklenen goller gelmedi. Özellikle 81.dakikada kullanılan kornerde Benzema'nın kaçırdığı gol önemliydi. Yakışmadı diyebilirim. Oyunun son dakikasında Lassana Diarra, Xavi'ye yaptığı faul sonrasında ikinci sarı kartını gördü ve böylece iki takım da 10'ar kişi kalmış oldu. Barcelona, ezeli rakibini 1-0 mağlup ederken puanını da 30'a çıkardı ve La Liga'da liderliğe yükseldi. Real Madrid ise 28 puanda kaldı. İngiltere Premier Lig'inde ise 2 derbi vardı. İzleyemediğim için kısa geçeceğim. Arsenal'e konuk olan Chelsea, mükemmel futbol oynamış. Kusursuza yakınmış, öyle yazıyor kıyıda köşede. Drogba 2 gol atmış, Ashley Cole ve John Terry harika oynamış. Diğer golü Vermaelen kendi kalesine atmış. Bu neticeyle Chelsea puanını 36'ya yükseltti ve zirvede kaldı. 31 puanla 2.sıradaki Manchester United ise, Rooney'nin hattrick yaptığı maçta deplasmanda Portsmouth'u 1-4 ile geçmiş. Premier Lig'deki diğer derbide ise Liverpool deplasmanda Everton'ı Javier Mascherano ve Dirk Kuyt ile geçmiş. Komşuya dönersek, Olympiakos kendi sahasında Panathinaikos'u 2-0 ile geçti. 2 gol de Konstantinos Mitroglou'dan. Bu sonuçla da Panathinaikos 30 puanla liderlik koltuğuna oturdu. Olympiakos'un 29 puanı var, 2.sıradalar. Beklenen olaylar çıkmış yine, meşaleler vesaire. Perşembe günü Panathinaikos, Ali Sami Yen'e gelecek. 2 "çökmekte olan" takımı izleyeceğiz yani..
29 11 2009
Atalanta 1 - 2 AS Roma
Noemie Lenoir
2005'de Claudie Makelele ile evlenip, 2009'da ayrılan ve Kelyan Makelele adlı bir oğlu olan 30 yaşındaki Malezya asıllı Fransız model.
Genoa 3 - 0 Sampdoria
Yılmaz Paşa ve 3 Yorum
"Böyle bir galibiyetten sonra Kasımpaşa’dan bahsetmemek ayıp olur. Tabii ki Yılmaz Vural’dan... Çoğu sezon başı hazırlığı geçirmemiş oyuncuları aldı, her gün üzerine koyarak yoluna devam ediyor. İçeride dışarıda hücum oynamaya çalışıyor. Dün de aynı stilde oynadı. 4-3-1-2. 70’lerde hücum oyuncularını çıkarıp, orta sahaya takviye yaptı. Önce 2-1’lik galibiyeti korudu, ardından üçüncü golü buldu. Bravo sana Yılmaz hoca. Ali Güneş bu maç öncesinde bir demeç vermişti; “Alex çok iyi bir oyuncu ama seyircisiz oynayamaz” diye... Haklı da çıktı.."(Rıdvan Dilmen, Milliyet, "Beni de oynat hoca")
"Önce hızlı oynayacaksınız.. Hızlı, hızlı, hızlı.. Oynayamazsanız ligde lider olsanız da, derbi kazansanız da, çağın futboluna uzak kalırsınız.. Kasımpaşa’yı kutlamaktan öte Yılmaz Vural’ın cesur söylemlerini eyleme dönüştürmesini tebrik etmek gerek.. Yaparım dedi yaptı Yılmaz hoca.."(Altan Tanrıkulu, Hürriyet, "Emre'den sonra 6-1")
"Sevgili Daum sen Kadıköy'de oynuyorsun, oraya göre oynamak için futbolcularını monte etmek zorundasın. Fenerbahçelilik bunu gerektirir. Eğer şu maçta hâlâ 'Ben haklıyım' diyorsan ben de sana bir şey demiyorum. Yılmaz Vural dedi ki: 'Ben A.Gücü maçından sonra Hikmet Karaman'ı gönderdim. Trabzonspor karşılaşmasından sonra Broos'u gönderdim. Fenerbahçe'yi de yeneceğim ve Christoph Daum'u göndereceğim.' Ben de 'O zor olur Yılmaz hoca' dedim. Demek ki doğruyu söylemişsin. Hocam sen doğruyu söylemişsin. Daum gider mi onu bilemem ama büyük takımları yenmekle bitmiyor bu iş. Küçük ekipleri de yenerek Kasımpaşa'yı iyi bir yere getirmen gerekir."(Selçuk Yula, Fotomaç, "Yazıktır günahtır")
28 11 2009
27 11 2009
Kurbanlık koyun Galatasaray
Motivasyon'un M'si olmayan takımlar yenilmeye, hatta ezilmeye mahkumdur. Bu akşam bu haklılıkda bir ezen takımı, bir de ezilen takımı izledik. Sezon başındaki maçlarda ne yaptığı belli, kimin nerede oynadığı belli, motivasyonu ve heyecanı olan bir Galatasaray izliyorduk. Şimdi neler değişti saymaya başlayalım. Öncelikle motivasyon kayıp. Yılmaz Vural tarzında -mümkünse daha bol egolu olanından- bir adam ya teknik direktör olacak, ya antrenör olacak ya da idari menajer olacak. Bu şart. Galatasaray bunu hakediyor. Bu arada Neeskens'e de "cool" adam diyorduk, sahaya girip topçu dövmeye başladı. Öyle motive olmaz. İkincisi, Galatasaray'da kim nerede ne yapıyor belli değil. Harcanan adamlar kesinlikle Kewell ve Elano oluyor ama burası kesin. Arda bir yandan Sinem, diğer yandan Acun, öte yandan "nereye gidecek?" ana başlıkları altında eğilip büküledursun, ne Barış'ın ne Mehmet Topal'ın ne de Keita'nın "gazı" kaldı. 7 gollü Nonda, o golleri nasıl atmış bazen düşünesi geliyor insanın. Baros'da muhtemelen takım bakıyordur kendine. Bakmıyorsa kendi angutluğuna bakmıyordur ya da maaşını zamanında alıyordur. Üçüncüsü, Galatasaray futbol takımında -böyle diyince daha Hıncal Uluçvari, daha gergin oluyor- ben taktik göremiyorum. İleri seviyede miyopum belki ondandır, gören varsa yorum yazsın. Mesela oyuna sonradan giren Elano nerede oynadı? Mehmet Topal ve Barış'ın -özellikle bu maçta- görevleri nelerdi birileri bunları yazsın. Yukarıdaki fotoğraf da bu konuya dair güzel bir görsel oluşturuyor. Leo Franco hakkında konuşmak yersiz, Galatasaray tarihinde yoktur bu kadar kalitesiz yabancı bir kaleci. Ufuk Ceylan'a şans verilse, o şans verilen maçlarda 10 tane saçma gol yese bu kadar üzülmem. 30 küsür yaşa gelmiş ama tecrübe edinememiş Leo Franco. Aslında bu sene çöküşte olan Atletico Madrid'de Sergio Asenjo'ya acıyorum. Onun yerinde Leo Franco olmalıydı. En nihayetinde bilhassa Volkan Şen önderliğindeki Bursaspor, bayramda kurban olarak Galatasaray'ı seçmişti, şahane taraftar desteği ve tekbirler eşliğinde kıbleye doğru yatırılarak kurban edildi. Hemşehrilerimi hem bayram, hem de bu haklı galibiyetleri nedeniyle tebrik ediyorum..
Futbol Ekranı (27-28-29.11)
Öncelikle bayramınızı tebrik ediyorum,
sonrasında da güzel maçlar izleyeceğimiz haftasonu futbol ekranını yazıyorum.
sonrasında da güzel maçlar izleyeceğimiz haftasonu futbol ekranını yazıyorum.
27 Kasım Cuma
20:00 Bursaspor - Galatasaray / Lig TV
21:30 Bochum - Köln / TRT 3
28 Kasım Cumartesi
16:30 Werder Bremen - Wolfsburg / TRT 3
20:00 Fenerbahçe - Kasımpaşa / Lig TV
20:00 PSG - Auxerre / Kanal A
21:00 Genoa - Sampdoria / NTV Spor
22:00 Lens - Marsilya / Kanal A
23:00 Sevilla - Malaga / NTV
29 Kasım Pazar
16:00 İnter - Fiorentina / NTV Spor
16:00 Trabzonspor - Eskişehirspor / Lig TV
16:30 Leverkusen - Stuttgart / TRT 3
18:00 Nancy - Bordeaux / Kanal A
18:00 Arsenal - Chelsea / Lider TV
18:30 Hannover - Bayern Münih / TRT 3
20:00 Barcelona - Real Madrid / NTV
20:00 Sivasspor - Beşiktaş / Lig TV
21:45 Catania - Milan / NTV Spor
22:00 Lyon - Rennes / Kanal A
20:00 Bursaspor - Galatasaray / Lig TV
21:30 Bochum - Köln / TRT 3
28 Kasım Cumartesi
16:30 Werder Bremen - Wolfsburg / TRT 3
20:00 Fenerbahçe - Kasımpaşa / Lig TV
20:00 PSG - Auxerre / Kanal A
21:00 Genoa - Sampdoria / NTV Spor
22:00 Lens - Marsilya / Kanal A
23:00 Sevilla - Malaga / NTV
29 Kasım Pazar
16:00 İnter - Fiorentina / NTV Spor
16:00 Trabzonspor - Eskişehirspor / Lig TV
16:30 Leverkusen - Stuttgart / TRT 3
18:00 Nancy - Bordeaux / Kanal A
18:00 Arsenal - Chelsea / Lider TV
18:30 Hannover - Bayern Münih / TRT 3
20:00 Barcelona - Real Madrid / NTV
20:00 Sivasspor - Beşiktaş / Lig TV
21:45 Catania - Milan / NTV Spor
22:00 Lyon - Rennes / Kanal A
26 11 2009
Bordeaux 2 - 0 Juventus
Milan 1 - 1 Marsilya
Şampiyonlar Ligi Grup Maçları #5
Salı günü oynanan maçlardan yalnızca 2 tanesinin sonucunu çok merak ediyordum. Biri elbette ki Barcelona-Inter maçı. Diğeri ise Unirea Urcizeni-Sevilla maçı. İkisinden de beklediğim sonuç çıktı. Bu vesileyle hem Barcelona hem de Uniera bir üst tura çıkmak adına önemli birer adım attılar. Dün geceki maçlarda ise ülkemizin tek temsilcisi Beşiktaş'ın, yedek ağırlıklı bir kadroyla çıkan Manchester United'ı deplasmanda yenmesi elbette büyük bir sükse. Bu konu hakkında abartı yapmak istemiyorum çünkü şimdiye dek 2 hassas konu var. Biri Mustafa Denizli'nin "koca" kariyerindeki ilk Şampiyonlar Ligi galibiyeti oldu bu. İkincisi ise, 5.maçları tamamlanan Şampiyonlar Ligi'nde Beşiktaş ilk kez 3 puanına kavuştu. Biraz geç oldu tabi. Maçın özellikle ilk yarısında, gole kadar baktığımızda Obertan ve Macheda'nın sinsi oyunu herşeyi değiştirebilirdi. Ama işte işin içine tecrübesizlik girince sonuç da böyle oluyor. Ferguson büyük bir rahatlıkla maçtan sonra "olur böyle şeyler" dedi. Maçtan önce de bizdeki bazı zevzekler gibi düşünüp "atarız 8 tane göndeririz" diye düşünmedi. Çıkardı yedek kadrosunu, herşeye rağmen tecrübe kazandırdı. Beşiktaş'ta Bobo, Galatasaray'da Nonda, nedense ortasahanın gerisine kadar gelip defansa yardım ediyor. Bu anlamsız. Tamam elbette duygusal bağlamda güzel bir ruh ama ileride adam kalmıyor işte. Bobo fena yoruldu. Belki diyorum çift forvetle çıkılsaydı sonuç daha farklı bile olabilirdi. İbrahim Üzülmez hem derbi de hem de bu maçta kaç kilometro koştu keşke bilsek. Maçın adamı Rüştü'dür. Çünkü maçı kurtarmıştır. Olağanüstü 3 kurtarış yaptı. Rüştü böyledir yıllardır, olmayacak maçları kurtarır, olacak maçları batırır. Tebrikler Beşiktaş'a. İlk maçlar neticesinde bir tahmin yapıp, Beşiktaş'ın en fazla 6 puan toplayacağını söylemiştim. Dilerimki CSKA ile oynanacak son maçı farklı kazanıp hem benim tahminimi tarihin küflü sayfalarına gömerler, hem de Avrupa Ligi'nde omzumuza bir ay-yıldız daha dayanır.
Gruptan çıkabilecek takımları da tahmin etmiştim. Bunu son maçtan sonra değerlendiririz. Özellikle Bordeaux'nun, Sevilla'nın, Olympiakos'un, Fiorentina'nın ve Unirea'nın tur atlaması pek keyifli olacak. Bayern Münih'i Avrupa Ligi'ne bekleriz. Hatta Rubin Kazan ve Liverpool'u da. İstatistiklere de biraz değinip konuyu kapatalım. 4 golle Cristiano Ronaldo krallıkta lider. 3 golle takip edenlerin sayısı fazla. Grafite, Mutu, Anelka, Fabregas, Dzeko, Krasic ve Dzagoev. Son saydığım 2 isim CSKA'dan. Asist krallığında ise 4 asistle Sevilla'dan Luis Fabiano ve Bordeaux'dan Wendel bulunuyor. Beşiktaş'tan 2 asistle İsmail Köybaşı da listede. Son maçlar 8-9 Aralık tarihlerinde oynanılacak.
24 11 2009
Adidas: Kopanya




Advertising Agency: TBWA\Hunt\Lascaris, South AfricaExecutive Creative Director: Damon Stapleton
Creative Directors: Damon Stapleton, John Hunt
Copywriter: Nicholas Hulley
Art Director: Nadja Lossgott/Marion Bryan
Account Supervisors: Mellisa Dittberner, Lisa Finkelstein
Illustrators: Nadja Lossgott, Tracey Milne
Typographer: Nadja Lossgott
Photographer: David Prior
23 11 2009
Faşist Özhan Canaydın
Fotoğrafı bile ürkütmeye yeter. Basketbolda yaşanan skandaldan sonra "Burası sarımsakspor mu? Sokak, kulübü yönetirse böyle olur" demiş. Haber Kadir Çetinçalı'nın. Yuh diyorum. Başlatmayın liseli zihniyetinize. Üstelik toplantıda yöneticilerden Sinan Kılıç, Özhan Canaydın'ın bu açıklamalarına "Nasıl acayip bir adam, bu lafları nasıl söyler büyük ayıp etti" diye çıkışınca, toplantıda bulunan Mehmet Helvacı, Faruk Bil ve Ahmet Dedehayır, Sinan Kılıç'ın üzerine yürümüş. Özhan ağabeylerine sahip çıkmak için. Başınıza taş düşsün ağabeyiniz kadar. Sivil darbe yapacaksın. Tüzükleri, defterleri, bilmemneleri alıp yırtacaksın. Üstüne de pilav değil makarna yiyeceksin. Al sana lise! Faşo Canaydın. "Liseden olmayana Galatasaray'da yer yok" diyen bir zihniyetten ne bekleniri, ne denir. Faydasız.
Benvenuto Francesco!
Sakatlıktan 3 golle geri dönüşünü, şu golle kutluyoruz. Badem bıyıklı Vucinic izlesin de, insaniyet namına bişeyler öğrensin artık "bir zahmet"..
Madde madde #40
- 2 ay olmuş madde madde yazmayalı. Yeni bir iş, yeni bir yoğunluk derken blogu biraz arkaplana attım. Bünye toparlandıkça blog da toparlanacaktır.- İstanbul'da son 4 gündür sağlam sis var. Yukarıdaki fotoğraf gibi romantik değil. Ürpertici. Bilhassa geceleri gerilim filminde oynuyormuşçasına yürüyoruz sokaklarda. Sisli hava sağlık için iyimidir kötümüdür bilemem ama sanki biraz ferahlık veriyor gibi. Güzel fotoğraflar çıkmıştır birkaç gün içerisinde mutlaka. Yukarıdaki fotoğraf zajebişey'e ait.
- Internet Explorer hariç tüm tarayıcılarım, georgia fontu göstermiyor. Yerine asalak bir font gösteriyor. Rezillik. Çözüm önerilerinizi bekliyorum.
- 1 ay evvel validenin 6.kattan intihara sürüklediği Sony Ericsson w880i telefonumu genpa teknik servisine bırakmıştım. 20 gün sonra, "telefonun değişimi" kararı çıktı. Sürpriz bir heyecan yani. Dedim kesin 3 yıl öncenin bir telefonu verilir. Şuanda satışta olan t700 modeli verildi. Enteresan biçimde şaşırdım ve çok sevindim. Tam da yeni bir telefon almayı düşünürken. Gerçi pda cinsi birşey düşünüyordum ama askerden dönene kadar götürür bu beni. Bu arada, 2. telefonum olan Nokia 6300'ı "ihtiyaçtan, acil" satıyorum. Temizdir. Uygun bir fiyata alıcısını bekliyor. Arzu eden mail vasıtasıyla ulaşabilir, hesap sorabilir.
- Sony Ericsson'lar bana pek gitmiyor. İlk aldığım otobüs durağında elimden kaymış, kaldırımda 2 kez sekip yola uzanmış, üzerinden de kamyonet geçmişti. Evet kamyonet. 2.aldığıma yukarıdaki muamele gösterildi "yanlışlıkla" olsa da. Bakalım yenisine ne olacak.
- Hatırlatma yapayım aöfdaşlarıma. İlk taksitler için ödeme 1 Aralık 2009'da başlıyor, 21'inde bitiyor. Detayları burada. Bedelleri ise burada. Kendimden örnek vereyim, sınıf geçen öğrenciler ve 6.senesine girenler kategorisindeyim. Bu yüzden 190 tl öğretim gideri ve 78 tl katkı payı ödeyeceğim. Böylece ederi 268 tl'ye çıkacak. Kurs ve yardımcı kitap paraları da bonus! Allah bereket versif aöf. Parayı Sokaktan Topluyoruz Çünkü Biz A.Ş.
- Şu da, açıköğretime farklı bir bakış açısı. Almanya'dan.
- Japonlar kurşun geçirmeyen gözlük üretmiş. Yeminle aklıma gelmişti. Benim camlar bu kalınlıkla zaten magnum kurşunu bile geçirmiyor. Yavaş.
- Hadi selametle.
22 11 2009
AS Roma 3 - 1 Bari
Bologna 1 - 3 Inter
Fiorentina 2 - 3 Parma
21 11 2009
Beşiktaş 3 - 0 Fenerbahçe
Bu maçın, özellikle ilk yarısının bu kadar sıkıcı geçeceğini tahmin etmezdim. Kırılma anı, ilk yarının son dakikasında Fenerbahçe'nin Alex'le kullandığı frikiktir. Ardından gelen şutu da sakat sakat oynayan Rüştü iyi kurtarmıştır. Bu kırılma anından sonra ikinci yarıda Mustafa Denizli'nin daha defansif oynatabileceğini, Daum'un Semih'i hemen oyuna alacağını düşünüyordum. Lakin, beklediklerimin tersi çıkınca oyun şahane bir şekilde keyif verici hale geldi ne hikmetse. Bunda, Beşiktaş ortasahasındaki perde arkası kahramanların mükemmel bir maç çıkarması yatıyor. Bilhassa Ernst, 2 değil 4 adamlık oynadı. Basmadığı yer, girmediği delik kalmadı. Maçın adamı bence Ernst'tir. Ernst ve Fink gibi adamlardan gol bekleyemezsiniz. Onların görevi ortasahayı derlemek, toplamaktır. "Günümüz futbol anlayışında herkes gol atmalıdır" diyen zihniyet bu yorumuma karşı çıkabilir ama günümüz futbol anlayışını yiyim çok afedersiniz.
Maçın hakkı hukuku, gakkı gukuku elbette Beşiktaş'ın. Kanat oyuncusu yoksunu bir takımın ortasahasının bugün "muhteşem" oynayacağını asla düşünemezdim. Özellikle Uğur'un attığı goldeki organizasyonu ayakta alkışladım. Sonra evde yalnız olduğumu anlayıp oturdum "delimiyim ben" diye. Şaşkın ve bu 2 takımın rakibi olan bir takımın taraftarı olarak da gayet mutluyum. Bendeniz, Fink'in attığı golden sonra kendimden geçmiş, Beşiktaş'ın farka gideceğini düşünmüştüm. Forvetten yoksun, 2 hırçın adam ve Alex'le bütün derbileri koparmaya bakan Fenerbahçe'ye bu tokat gerçekten yarayacaktır. Kazım'dan forvet olamayacağı da gayet açıktır. Ben hayatımda bu kadar şımarık bir futbolcu görmedim. Yok yok gördüm. Balotelli'yi unutmamak lazım. Bir de Batuhan Karadeniz var ama o konuya hiç girmeyelim. Kazım, kendini bizim "şıtandart Kazım"la karıştırıyor olacak ki, 35 metreden lakayitçe şutlar atabiliyor, en mühim anlarda pas atmaktan aciz davranabiliyor ve savunmaya zerre yardım etmiyor. Kökten Fenerbahçe'li Emre'den de kalayı yiyor neticede. Bu arada Volkan'ın da çok dengesiz bir kaleci olduğunu bu maçta rahatlıkla görebiliriz. Hem Bobo'nun hem de Uğur'un gollerinde külliyen hatası var bana kalırsa.
Ara transfer döneminde 2 iyi kanat oyuncusu alabilirse eğer Beşiktaş, şampiyonluğa hiç uzak olmaz. Aksine, "rahat" şampiyon olur. Çünkü bu sene, Turkcell Süper Lig iyice Galatasaray ve Fenerbahçe'nin ligi olmuş gibi yansıtılıyor. Bursa ve Trabzon'dan bir hamle bekleyemeyeceğimize göre, Beşiktaş'ı kendine getirecek bu derbi galibiyeti, lige de can verecektir. Tüm Beşiktaşlı dostları kutlarken, Ernst'e olan hayranlığımı belirtmek ister ve Fink'in attığı golün, şişe kola açarken çıkan sesin vücutta oluşturduğu haz gibi bünyemi sarstığını da eklemek isterim.20 11 2009
19 11 2009
Ömer Lütfi Mete (1950-2009)
Ömer Lütfi abiyle tanıştığım günü hiç unutamam. Güleryüz, muhteşem bir zeka, tavsiyeler, samimiyet.. Sen de bıraktın gittin, kim kaldı artık be Rizeli? İlk sıkıntından sonra "Doktorlar bile yaşadığıma inanamıyor, dualar olmasa hayata dönemezdim" demiştin. Kendi kendine nazarın değdi.. Çok isterdim bugün sana son görevimi gerçekleştirmeyi. Ama en yakın zamanda, Çengelköy'de, yanıbaşında kulağına fısıldıycam duamı.. Senin yazdığınla sana veda etmek istemezdim ama öyle bir yazmışsın ki "abi"..***
"Feleğe dayandım gülüm,
Öldüm de uyandım gülüm,
Öldüm de uyandım.."
18 11 2009
Hakemler de delirir
Kurşun Top
Fransa'da "Altın Top" ödülüne karşı olarak Les Cahiers du Football adlı derginin geleneksel olarak her yıl, sezonun en kötü futbolcusuna verdiği "Kurşun Top" ödülünün adayları açıklandı. En büyük aday olarak Kezman gösterilmiş. Ardından da Keita geliyor. İlk okuduğumda "Nasıl yani?" desemde Lyon'daki performansı bu ödüle aday olarak gösterilmesine yeter de artar bile. Değerlendirmede, 1 yıl içerisinde 2 farklı takımda oynasa bile ilk takıma daha çok önem veriliyor. Güncel olarak baktığınızda Kezman'ın Zenit'te şimdiye dek 8 maçta 2 gol, Keita'nın da Galatasaray'da 8 maçta 3 gol atmasında rezillik bir durum yok elbette.
"Kurşun Top" adayları: Mateja Kezman (PSG ve Zenit), Abdelkader Keita (Lyon ve Galatasaray), Stefan Babovic (Nantes ve Feyenoord), Mustapha Bayal (Saint-Etienne), Stéphane Dalmat (Sochaux), Nicolas Dieuze (Grenoble), Fred (Lyon ve Fluminense), Ivan Klasnic (Nantes ve Bolton), Luigi Pieroni (Valenciennes), Diego Placente (Bordeaux) ve Elliot Grandin (Marseille ve Grenoble).
17 11 2009
Old Master of Playstation
Bu yaşlara geldiğinde eşinle oynayacaksın PlayStation'ı. O kesin parkinson olmuştur ve her maçı 20-0 kazanırsın. Ama sen de gol sevincini fazla yaşayamazsın bağsurdan..
Kaptan Rooney
Manchester United'da şimdiye dek sadece 2 maça kaptan olarak çıkabilen Wayne Rooney, Fabio Capello ve John Terry tarafından milli takımda geleceğin kaptanı olarak gösteriliyor. Rooney ise Press Association'a şöyle konuşmuş: "Kaptan olmak gerçekten gurur verici. Küçükken hayalini kurduğunuz şeyin gerçekleşmesi çok güzel bir duygu. Umarım, sonraki maçta yine kaptan olarak sahaya çıkarım ve bu sefer kazanan taraf biz oluruz." Şimdi Terry çıkıp "Biz daha ölmedik" dermiş..Arda ve Roma #2
Peşpeşe oldu ama iyi oldu. Anadolu Ajansı'nın haberine göre Arda Turan'ın menajeri Ahmet Bulut, Roma ile çıkan transfer haberini yalanlamış. "Ben kendisiyle Roma'ya gitmedim. Arda'nın Roma kulübüyle görüştüğü yönündeki haberler hayal ürünüdür. Kendisi şu an Galatasaray'ın kaptanı. Zaten Arda'nın yol haritasını Başkan Adnan Polat ile daha önceden belirledik" demiş. Şu yol haritası lafını bu aralar kullanmamak lazım Ahmetciğim. Roma gitti, Barcelona kaldı. Hadi bakalım..
Arda ve Roma
Dün Milliyet'te bir haber çıkmıştı. 2 yıldır Arsenal ve Barcelona ile adı geçen Arda Turan'ın, İtalya'ya giderek Roma kulübü ile masaya oturduğu iddia edilmişti. Yönetim genelde bu tip, özellikle de "masaya oturdu" haberlerini genelde yalanlıyorken, buna bir cevap gelmemesini tuhaf karşıladım. Milliyet, Arda'nın "menajeri Ahmet Bulut ile birlikte Çizme'ye uçarak İtalyan yöneticilerle görüştüğünü, para konusunu hiç konuşmadığını, olumlu geçen görüşmelerin ardından Roma yetkililerinin İstanbul'a gelerek Galatasaray yönetimine resmi teklifi sunacağını" yazmıştı. Adnan Polat, "zirvede olmayan bir takıma Arda'yı göndermem" diyor. İyi de diyor. Ahmet Çakar'a inat Barcelona'ya, kişisel "sorunum" sebebiyle de Roma'ya gitmesini çok isterdim. Olur mu? Bence olmaz. Keşke olsa, pankart asarım eski açığa romArda diye he heh..
16 11 2009
Adidas: Create your adicolor


Advertising Agency: TBWA Barcelona, SpainCreative Directors: Ramón Sala, Miquel Sales, Fer Garcia
Art Director: Jordi rins
Copywriter: Albert Calsina
Photographer: Ramón Serrano
Ziraat Türkiye Kupası 2009/10
Futbolda Ziraat Türkiye Kupası'nda grup maçlarının kura çekimi İstanbul'da yapıldı, maç programı da belirlenmiş oldu.1. HAFTA
23 Aralık 2009 Çarşamba:
(A) Grubu: Fenerbahçe-Altay, Antalyaspor-Eskişehirspor, (Tokatspor bay)
(B) Grubu: Denizli Belediyespor-Ankaragücü, Galatasaray-Trabzonspor, (Orduspor bay)
(C) Grubu: Giresunspor-Bursaspor, Sivasspor Tarsus İdmanyurdu, (Denizlispor bay)
(D) Grubu: Manisaspor-Beşiktaş, Konya Şekerspor-Kasımpaşa, (İstanbul Büyükşehir Belediyespor bay)
2. HAFTA
10 Ocak 2010 Pazar:
(A) Grubu: Tokatspor-Antalyaspor, Eskişehirspor-Fenerbahçe, (Altay bay)
(B) Grubu: Orduspor-Galatasaray, Trabzonspor-Denizli Belediyespor, (Ankaragücü bay)
(C) Grubu: Denizlispor-Sivasspor, Tarsus İdmanyurdu-Giresunspor, (Bursaspor bay)
(D) Grubu: İstanbul Büyükşehir Belediyespor-Konya Şekerspor, Kasımpaşa-Manisaspor, (Beşiktaş bay)
3. HAFTA
13 Ocak 2010 Çarşamba:
(A) Grubu: Altay-Eskişehirspor, Fenerbahçe-Tokatspor, (Antalyaspor bay)
(B) Grubu: Ankaragücü-Trabzonspor, Denizli Belediyespor-Orduspor, (Galatasaray bay)
(C) Grubu: Bursaspor-Tarsus İdmanyurdu, Giresunspor-Denizlispor, (Sivasspor bay)
(D) Grubu: Beşiktaş-Kasımpaşa, Manisaspor-İstanbul Büyükşehir Belediyespor, (Konya Şekerspor bay)
4. HAFTA
17 Ocak 2010 Pazar:
(A) Grubu: Antalyaspor-Fenerbahçe, Tokatspor-Altay, (Eskişehirspor bay)
(B) Grubu: Galatasaray-Denizli Belediyespor, Orduspor-Ankaragücü, (Trabzonspor bay)
(C) Grubu: Sivasspor-Giresunspor, Denizlispor-Bursaspor, (Tarsus İdmanyurdu bay)
(D) Grubu: Konya Şekerspor-Manisaspor, İstanbul Büyükşehir Belediyespor-Beşiktaş, (Kasımpaşa bay)
5. HAFTA
27 Ocak 2010 Çarşamba:
(A) Grubu: Eskişehirspor-Tokatspor, Altay-Antalyaspor, (Fenerbahçe bay)
(B) Grubu: Trabzonspor-Orduspor, Ankaragücü-Galatasaray, (Denizli Belediyespor bay)
(C) Grubu: Tarsus İdmunyurdu-Denizlispor, Bursaspor-Sivasspor, (Giresunspor bay)
(D) Grubu: Kasımpaşa-İstanbul Büyükşehir Belediyespor, Beşiktaş-Konya Şekerspor, (Manisaspor bay)
Antonio de Nigris Guajardo
Özellikle Gaziantepspor forması altındaki performansıyla benim çok dikkatimi çekmişti, sevmiştim. Sonrasında Ankaraspor ve Ankaragücü maceraları vardı. Bu sezon Larissa'da devam edebilirdi gollerine. Kalbi izin vermedi. Dün, futbol kariyerine başladığı Monterrey kulübünün başkanı Fernando Urdiales; Antonio de Nigris'in kalp krizi neticesiyle hayata veda ettiğini açıkladı.
15 11 2009
Kin
"Ben doğrusu kin tutarım. Yani birisiyle çatıştığımı pek unutmam. Ben "haksız" bir tasarrufu kimsenin yanına bırakmamaya çalışırım. Aldatmış, yalan söylemiş, dolandırmış, hırsızlık yapmış. Ben onu "diskalifiye etmeye" bakarım bir şekilde. Yaptığını, kimsenin yanına bırakma taraftarı değilim. Birşey yaptıysa, burada da cevabını alır, on sene sonra da, yirmi sene sonra da. Bitmez o fasıl, açılmıştır artık onun defteri. Elim ayağım tuttukça ona birşey yaparım. Hiç kimseye toplumda "hak etmediği bir statüyü" vermemek lazım. Bu haksız bir imtiyazdır.."İlber Ortaylı
(Nilgün Uysal, Zaman Kaybolmaz, "İlber Ortaylı Kitabı",
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Nehir Söyleşi 19,
2006, Sayfa 518-519)
The Proposal
Filmin yönetmenliğini 2006 yılının sürpriz hiti, bol müzikli filmi Step Up ile önemli bir çıkış yakalayan Anne Fletcher yapmış. Güzelde yapmış. Yaşlanan Sandra Bullock ve Ryan Reynolds iyi iş çıkarıyor, büyükanne Betty White da çok sempatik. Konuya geleyim. Bir yayın firmasının üst düzey yetkililerindne olan Margaret Tate, Kanada'lı bir "göçmen" olmasının ortaya çıkmasından mütevellit sınır dışı edilecektir. Fakat editörlük hayalleri kuran asistanı Andrew Paxton ile zoraki bir evlilik yaparak bu işten kurtulacağını düşünür. Andrew "eğer editör yapacaksan" diyerek kabul eder. En nihayetinde Margaret, ezik olarak gördüğü Andrew'in devasa yüreğini ve zekasını gördükten sonra samimiyetsizlik yapmamaya karar verir, üstelik yolun sonunda. Ama..Bir fikir: Samimiyetsizliğe olan kini ilkokul sıralarında bir "veled-i zina aşkı" ile başlayan şahsım, bu filmle birlikte varolan kinini sonsuza katlamıştır. Samimiyetsizliği de ömrü boyunca "kıvırmayı" amaç edinmiş insanlar yapar diye düşünmektedir. Bu konuda tez bile yazabilir.
Teresa Enke
Hannover'daki AWD-Arena'da düzenlenen cenaze töreninde 40.000 seyirci vardı. Sosyal yorumlamak istiyorum vaziyeti. Ölenin ardından 1000 tane belgesel çeksen ne olur? Enke'nin tabutu oyun sahasının ortasında bulunduğu esnada eşi Teresa Enke'nin yüz ifadesinin fotoğrafını gördüğümde kitap yazmak istedim. Sanki "destek olamadım" der gibiydi. Destek olamayan, olamayacak kadın da eş olmamalı. Eş olmaz ondan zaten. Evli bir erkek kolay kolay intihar etmez diyorum ben. Hele ki çocuğu varken. Çevremde ya Allah korkusundan ya çoluk çocuk sevgisinden intiharın kıyısından dönen çok insan var. Hepsi bundan 3-5 sene önce boşanmıştı. Terk edilmişti. Belki "cep"ten, belki de "ayak uyduramamak"tan dolayı. Robert Enke tren raylarında fani dünya yolculuğuna son verirken, sonsuzluğun yolculuğuna da çıkmış oldu..
No alla tessera del tifoso
"Tessera del tifoso" bizdeki "kolpa" taraftar kartlarına benzemiyor. Birsürü aktivite indirim avantajları işin "şaka"sı. Bu kartlarda kimlik bilgileri, numaraları ve elbette "biri bizi gözetliyor" çipi de mevcut. Bol şekilli ve karizmatik görünebilir ama madalyonun arkası öyle değil. Birincisi bu uygulama zorunlu tutuluyor, maça gidecek olan herkes de bu kart olacak İtalya'da. Kartın yoksa maça da gidemeyeceksin. Hangi takımın taraftarına sahipsen zaten hem kartta yazacak hem de ona göre işlem yapacak. Böylelikle deplasman tarafından bilet alma korsanlığı da engellenmiş olacak. Başvuruları italyan yerel polisleri değerlendirecek ve son 5 yılda bir suç işlediysen kartı alamayacaksın. Taraftar hangi turnikeden girdiğine kadar polis takibinde olacak. Polise göre çocuk parkı gibi olacak statlar böylelikle. Aman ne güzel! Bu konuda yine her "terso" konuda olduğu gibi en büyük protestoyu yapanlar Roma taraftarları olmuşlar. Aylardır "taraftar kartlarına hayır" diye bas bas bağrıyorlar. Belki de birçoğu bu yüzden şimdiden "suçlu" olmuştur bile. İlerleyen günler italyan tribünleri fena karışacak gibi görünüyor. Çünkü çok iyi organize olmuş durumda taraftar grupları. Artık derbiler, takım ve şehir düşmanlıkları bir kenara atılacak; öncelikle bu "sorun" çözülecek Ultras gruplarınca. Avukatları da tabiki arkalarında. Neler oluyor anlamak mümkün değil. Taraftarlara karşı tüm dünya neredeyse "terörist" muamelesi yapmaya hazır..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





