31 03 2009

Muhsin Başkan #6

"Hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur. Düz yaşayacağız, dik duracağız, doğru gideceğiz.."

Muhsin Yazıcıoğlu

"Yaşarken yüreğiniz söküldü mü yerinden
Konuşurken diliniz kitlendi mi hiç?
Yanan ateşe el uzattınız mı, kırıldı mı parmaklarınız teker teker?
Ciğerinize hançer saplandı mı nefes alıp verirken?
Çat ayazda dondunuz mu hiç?
Kerbela'da yanarken inlediniz mi bir yudum su diye?
Bu acılar tarif değil ki, yüreğim yangın yeri gibi yanmakta
Yüreğim yangın yeri şimdi, ne söz dinler, ne sükut eder.
Ruhum çıplak, ruhum bedensiz acısı, yanmaktan daha beter
Bu ne ateş ki, yandıkça yanmakta?
Bilen yok mu, nasıl diner, nasıl söner?
Yokluğu hançer gibi saplanmakta.
Şüphe yok, herkes Rabbin'e döner
Kekik kokulu değil artık dağlarım
Üstünde ağlamaklı yılkı atları
Biliyorum üşümeyeceksin bir daha
Çünkü üstünde Resul'ün kanatları
.."




Sagopa Kajmer karakolluk

Sagopa Kajmer evine izinsiz girmeye kalkan 11 yaşında bir çocuğa elindeki oyuncak tabancasıyla nefsi müdafaa yapınca karakolluk olmuş. Avukatının savunması burada. Elaleme iyi malzeme olur, Sagopa içinse üzücü. Özellikle "Sat komandosunu bile 10 yaşındaki çocuk öldürdü" savunması pek bir rezalet. Konunun bir an evvel kapanması dileğiyle. Zaten çocuk "Ben suçluyum, Sago'yu çok seviyorum" demiş. İnsan çok sevdiğine hep zarar verir zaten..

***

"Çocuk yine de verdiği ifadesinde Sagopa Kajmer'i çok seviyorum zaten bana oyuncak tabancayla vurdu polis abi demiş.Bunu da okuyorsa ona diyecek bir çift lafım var Yunus abisi olarak:

Bir insanı seviyorsan O'nu incitmekten korkarsın,bir insana hayransan O'na yakın olacağım diye delilik yapmazsın. Eğer tanışmak istiyorsan senin doğru zamanın değil benim doğru zamanım önemlidir,kapıya gelir kapıyı 1 kere çalarsın, 2 kere çalarsın 3.sünden sonra beni strese sokmuş olursun. Eğer kapıyı açmıyorsam demek ki seninle görüşmek isteyecek bir Sagopa yok.Herkes her zaman her şeye müsait olamaz seni böyle tanıdığım için üzüldüm kim benim camımı açıp evimden içeri girmek isteseydi aynısını yapardım hatta sen küçük olduğun için sana oyuncak tabancanla vurdum yine de Allah'ın huzurunda senden özür diliyorum. Aslında bizim gibi adamların bu gibi durumlarda başına geldiği imtihanlar belirleyicidir.İnsanın hata yapması imtihanı kaybetmesidir. Belki bir hayranımı incittim belki de ben incitildim ama uzun lafın kısası evime girmek isteyen biri olduğunda yaşına bakmıyorum o düşündüğü fikrin başına bakıyorum. Unutmayın sat komandosunu öldüren de 10 yaşında bir çocuktu. Bu gibi bir nefsi müdafadan dolayı psikopat bir karakter olarak anılmak istemem,şarkılarımda ne yazarsam o oluyor,sınır tanımayan psikopat herif oluyorum ama gerçekten bu değilim tabi ki:)"


10 numara: Cassio Lincoln

Bu resmi koyarak zaten anketi protesto ettiğimi belirtiyor olmam gerek. 537 kişinin oy kullandığı anketin oylarının %36'sını Lincoln (197 oy), %35'ini Alex (192 oy) aldı. Bir nevi Ankara Büyükşehir Belediye seçimleri gibi. Google alavere dalavere yapmadıysa netice bu. Tabata 71, Delgado 50 oy almış. Oyum Alex'e vermiştim. 3500 adet Lincoln eder. Lincoln yahu. PC oyunlarının 10 numarası olur en fazla..


Cengaver: Servet Çetin

Yaklaşık 1.5 aydır sağ menüdeki "Cengaver?" anketine 583 kişi oy gönderdi. Oyların 299'unu yani %51'ini Servet Çetin aldı. Diego Lugano 165 oyla 2.oldu. %28'lik bir oran oluyor bu. Rigobert Song'a 51, Gökhan Zan'a da 35 oy verilmiş. Şöyle özetlemek istiyorum; Turkcell süper ligin şahsımca en iyi yerli stoperi Servet Çetin, en iyi yabancı stoperi ise tartışmasız Diego Lugano'dur.


Hakan Kutlu kaosu anlatıyor

"Ankaragücü'ndeki görevimden ayrılmış bulunuyorum. Görevimde bulunduğum süre içerisinde, futbolcular ve kulüp personeli ile birlikte en iyisini en güzelini yapmaya çalıştık. İkinci kez göreve geldiğimde kulüp içerisinde beklemediğim kadar büyük bir kaos ortamı vardı. Olumsuz havadan etkilenmemek için ben ve futbolcu arkadaşlarım moralimizi üst düzeyde tutmaya çalıştık. Aylardır ödenmeyen ücretler oyuncularımın üzerinde olumsuz etki yapmaya başlamış ve performanslarını etkilemişti.. Bu sırada kongre yapılacağı ve Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı Melih Gökçek' le ortak hazırlanacak bir listenin iş başına geleceği haberleri takım üzerinde olumlu bir etki yaptı ve bunun sonucunda da üç maçı üst üste kazanarak büyük bir moral bulduk. Ancak yapılacak olan kongrenin iptal edilmesinin ardından yaşanan hayal kırıklığı kulüp üzerinde büyük bir çöküntü meydana getirdi. Üç maçı üst üstte kaybettik. İlk yılımda ligin onuncu haftasında aldığım ve sekinci yaptığım takımım da bu sezon benim ve futbolcularımın dışında gelişen olaylardan etkilendik. Şimdi tüm Ankaragüçlülere düşen görev birlik ve beraberlik içerisinde takımı desteklemek yeni Başkan Cengiz Topel Yıldırım ile teknik kadro ve futbolculara destek vermektir. Ankaragücü' nün küme düşme gibi bir sıkıntısı olacağını düşünmüyorum. Birlik ve beraberlik içerisinde tüm zorluklardan çıkan Ankaragücü camiasi, kısa süre içerisinde ligde üst sıralara tırmanacaktır. Görev yapmaktan her zaman şeref duyduğum Ankaragücü'nde bana destek olan herkese özellikle görevi bıraktıktan sonra arayan, açıklama yapan taraftarlarımıza teşekkür ediyorum.

Sevgi ve saygılarımla"


Hakan Kutlu


Foppe de Haan bıraktı

1943 doğumlu Hollanda'lı teknik adam Foppe de Haan futbol kariyerine noktayı koydu. Teknik adamlık kariyerinde ilgilendiği tek şey gençlerdi. Büyük bir aşkla gençleri çalıştırdığını söyler dururdu. VV Akkrum, Heerenveen ve Heerenveen Genç Takımı, Drachtster Boys, ACV, Steenwijk ve 2004 yılından bu yana Hollanda U-21'i çalıştırıyordu.

"My contract expires in July, then a new cycle starts for the young Oranje and that's something you have to commit to for a longer period. But I'm at an age when I need some freedom. Actually I just want to be free and don't want all that travelling any more. The decision was made after a lot of thinking."


"Osmanlılar"

Medeniyet ülkesi, demokrasi ve özgürlükler diyarı İspanya, milli maçta hepimizin gördüğü ve duyduğu gibi istiklal marşımızı baştan aşağı ıslıkladı. Biz yapsak "faşo" olurmuyduk? Tillahı olurduk. Ama İspanya, Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere vb. yaparsa olmaz. Çünkü onlar "batı" ve "medeni". Bir yerimin medenileri. Futbol Federasyonu Başkanımız Mahmut Özgener "İspanya'da bizim marşımızı ıslıklamış olsalar da biz İspanya marşı çalınırken saygı göstermeliyiz, ayrıcalıklı bir taraftar olduğumuzu göstermeliyiz" demiş. Biz hep ayrıcalık gösterdik, tarih boyunca. Ama hep kenara atılan, kendi tarihi ders kitaplarında unutturulan, kendi içinde yetişen kalemlerin ihanetine uğrayanlardan olduk. Marca'nın bize "Osmanlılar" demesi gurur okşattırıcı güzellikte. O ıslıklar boşamı sanıyordunuz? Gurur duydum bunu okuyunca. Nihayet kitaplardan sonra, hala "Osmanlı" olduğumuzu, değişen sadece ismimiz olduğunu uluslararası basında da görebildik. Evet Osmanlı'ya barbarlık, saygısızlık, insan ayrımı, edepsizlik yakışmaz. Tarih boyunca 700 yıla yakın zaman zarfında 72 millet bu şartlarda huzurla yaşamıştır bu topraklarda. En kötü ihtimal Kahveci ve Şentürk atar topu ağlara, Barbaros Hayreddin'in ruhuna..


30 03 2009

Pele vs Maradona

Oldum olası sevmem Maradona'yı. Pele'yi de aman aman sevmem gerçi ama en azından sessiz, sakindir. Edepsizlik yapmaz öbürü gibi. Tarafını belli et Vincenzo demeyin. Ben sağ menüdeki sakallı'dan başkasını sevmem. Konuya dönüyorum. Karşılıklı edilen lafları ben yazayım, yorumu size bırakmam yeterli olacaktır muhtemelen.

Pele: "Maradona çocuklara hiç iyi örnek olmuyor. İdol olarak benimsenecek bir model asla olamaz".

Maradona: "Ne söylememi istiyorsunuz? O bekaretini bir adama verdi. Bunun iyi bir örnek olup olmadığını bilmiyorum".


Böyle buyurdu Cesare Maldini

"Inter zirvede olmayı hak ediyor. Juventus da oldukça başarılı. Milanda sakatlık sorunları yaşanmasa daha iyi olabilirdi. Ancak doğrusunu söylemek gerekirse ben Fiorentina ve Roma’dan çok daha iyisini bekliyordum. Fiorentina’nın da Roma’nın da Şampiyonlar Ligi şansı sürüyor. Bu ikisi ilk dörde girerek sezonu kurtarabilirler"..


Neden olmasın?

Corriere Dello Sport 2 gündür Lugano ile Roma'nın flörtte olduğunu yazıyor. Panucci sezon sonu kesin gidiyor, Mexes'in de talipleri çok. Sağlam para gelecek ondan, güveniyorum. Lugano'nun da sezon sonu bonservisinin elinde olacağını düşünürsek..


Rossi'nin bedeli 40 milyon euro

Villarreal’in İtalyan golcüsü Giuseppe Rossi’nin menajeri Frederico Pastorello biraz uçmuş görünüyor. Tabi ben de Mourinho’nun raporları doğrultusunda Inter'in hücum hattına takviye yapmaya karar verdiğini duysam aynısını yapardım. Yaşlanan Cruz ve Crespo'ya yol verileceği, Adriano'nun da en iyi ihtimal kiralanacağını düşünürsek geriye Ibrahimovic ve Balotelli kalıyor. Ibrahimovic gidermi gitmezmi bilinmez ama Inter'in en az sağlam 2 forvet alacağını düşünüyorum. 2007 sezonundan bu yana Villarreal forması giyen Rossi, 48 maçta 23 gol attı. Henüz 22 yaşında. Bu kadar para edermi bilinmez. Hele ki bu krizde. Rossi'nin menajeri Pastorello aynı zamanda Valencia forması giyen Roma doğumlu Emiliano Moretti'nin de menajeri. Moretti, Serie A'ya geri dönmek istiyormuş. Hiç de yabana atılmayacak bir kariyeri olduğunu istatistiklerine bakarak görebilirsiniz. Hani diyorum Turkcell Süper Lig'e uğrarmı..


Fanatik forma değiştiriyor

Açıkçası merak ediyorum Fanatik'in yeni yüzünü. Neticede memlekette en beğendiğim spor gazetesidir. Diğerleriyle aynı kefeye koymam bile. Umarım daha okunaklı, daha ciddi bilgilere ve daha kaliteli haberlere sahip bir Fanatik görürüz bundan sonra.


Muhsin Başkan #5

"Herkes için önemli olan bir şey vardır. Benim ise gözümden sakındığım, platonik aşkım Sivas var. Gelin bunu bana verin, bizi birbirimizden mahrum etmeyin".
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu

***

29 Mart 2009 Sivas Yerel Seçim Sonucu
%50.78 BBP (77.608 oy)

***

"Sivas'ı kazanmaktansa Genel Başkanımızı kaybetmemeyi dilerdik"..
BBP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Destici


Enzo Zidane

Cezayir asıllı efsane Zinedine Zidane'ın 14 yaşındaki oğlu Enzo, Real Madrid'in altyapısına neredeyse doğduğunda yazıldı. Orada aslanlar gibi topunu oynuyor. Şuanda gündemde olan şey, Enzo'nun hangi milli takımı seçeceği. Ben bu işi zerre anlamıyorum. Milli takım seçmek, seçtirmek, yönlendirmek. Mısır'da doğmuş birinin Japonya milli takımında oynaması mesela bana göre çok ciddi "gerzekçe" bir durum. Mesela Roy Keane ne kadar güzel söylemiştir Patrick Vieria'ya: "Sen zaten adam olsaydın ülkeni işgal edenlerin milli takımında oynamazdın". Konu da bu zaten. "Milli hususlarda" hassasiyet gösterilmesinden yanayım. Bu sebeple Cezayir futbol federasyonu da "Babasını kaptırdık oğlunu asla bırakmayacağız" diyerek konuyla yakından ilgileniyor..


27 03 2009

Muhsin Başkan #4

1954 Sivas - . . . . . . . .

İmamoğlu'na, Türkeş'e, Sazak'a, Necip Fazıl'a, sayelerinde bu topraklarda nefes aldığımız tüm Osmanoğlu ecdadımıza, atalarımıza, senin gibi şehit mertebesine ulaşmış tüm vatan aşıklarına bizden selamlar götür Başkan. Ne seni unutacağız, ne bıraktıklarını, ne öğütlerini, ne de çizgini. Ruhun şad, mekanın cennet olsun. Sen bir elinde hilal'i diğer elinde gül'ü tutan adamdın, liderdin, başkandın. Unutulmayacaksın..


Muhsin Başkan #3

3 adet skorsky, 1 adet cooger tipi helikopter, 1 casa uçağı, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne ait4 adet helikopter, Sağlık Bakanlığı'na ait 2 adet ambulans helikopter, 20 kişilik 4 medikal kurtarma ekibi, 14 ambulans ve toplam 79 sağlık personeli, Doğal Afet Kurtarma Taburu, Özel Harekat ve Jandarma Timleri, 500'e yakın partili, 1000'e yakın sivil 3 gündür Başkan'ı bulamadı. Peki bu bölgede bir turist kaybolsaydı ne kadar sürede bulunurdu? Muhsin Yazıcıoğlu'nun daha önceki kazaları hiç incelendimi? Yaralı olarak atlattığı 2 trafik kazasında karşı tarafın 8'de 8 suçlu olması hiçmi birşey ifade etmiyor? O kamyon şoförü durup dururken neden sola kırmıştı direksiyonu? Muhsin Yazıcıoğlu neden "şüpheli kazalar atlattım" demişti? Sadece umutları değil, içimizi de tükettiniz..

***

Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır,
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum,
Gözlerim parke parke taş duvarlarda,
Açılıyor hayal pencerelerim..
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum,
Kekik kokulu koyaklardan aşarak,
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor,
Bir çeşme başı arıyorum..
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp,
Mis gibi nane kokuları arasında,
Ruhumu dinlemek istiyorum.
Zikre dalmış her şey..
Güne gülümserken papatyalar,
Dualar gibi yükselir ümitlerim,
Güneşle kol kola kırlarda koşarak,
Siz peygamber çiçekleri toplarken,
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum..
Huzur dolu içimde,
Ben sonsuzluğu düşünüyorum.
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim,
Güneşimi kapatmayın,
Beton çok soğuk, üşüyorum
..


Muhsin Yazıcıoğlu
Video



20 milyon euro + Raffaele Palladino

Juventus'un Marek Hamsik için Napoli'ye yaptığı teklifin bu olduğunu yazıyor La Gazzetta dello Sport. Juventus yöneticisi Jean-Claude Blanc geçen hafta "Şu anda Serie A'nın en iyi isimlerinden biriyle anlaşmak üzereyiz" demişti. Bakalım Slovak oyuncunun ve elbette Napoli'nin kararı ne olacak. Napoli başkanı Aurelio De Laurentiis'in, geçen yaz Chelsea'nin 35 milyon euroluk bir teklifini geri çevirdiğini biliyoruz..


Simon Kjaer

20 yaşındaki 1.90'lık stoper önümüzdeki transfer sezonunun Serie A'daki yıldızı olacağa benziyor. 2008'in başında ülkesinde oynadığı Midtjylland takımından Palermo'ya geçmişti. Burada şimdiye dek 19 maça çıksada (2 de golü var) Inter, Juventus, Milan ve Fiorentina'nın kapıda beklediği belirtiliyor. 2009 başı itibariyle Danimarka milli takımında da yer bulan Kjaer'in fiyatına 12 milyon euro biçilmiş. Şöyle konuşmuş Kjaer’in menajeri Mikel Bekk: "Simon’un şu anki değeri 12 milyon euro. Dürüst olmak gerekirse, Palermo’dan ayrılmak isteyip istemediğini bilmiyorum. Şu an için Palermo ile dört senelik daha sözleşmesi var. Sanıyorum ki Simon, Palermo’da kalacak. Fakat futbolda her şey çok hızlı gelişir ve değişir. Bu yüzden de kesin konuşmak istemiyorum."


Ibra'nın fiyatını belirledi

Her ne kadar Mourinho ve Inter yönetim kurulu başkanı Ernesto Paolillo, yıldız forvetin takımda kalacağını açıklasalar da, Moratti eğer isterse Ibrahimovic'in uygun bir fiyata takımdan gidebileceğini belirtti. Corriere Dello Sport'a yaptığı açıklamada "Ibrahimovic gitmek istemiyor ama onun için 100 milyon euro verirlerse üzülmem" demiş. "Eğer takımdan giderse, nasıl bir Inter oluruz kestirmek güç" diye de eklemeyi unutmamış..


Muhsin Başkan #2

1976 yılının Eylül ayının başlarıydı. Siyasal'da yeni öğrencilerin kayıtları devam ediyordu. Dev-Yol, fakültenin girişine masayı kurmuş, gelenleri zorla derneğe kaydediyor, haraç alıyordu. Bize selam verip kayıt yaptırmaya gidenlerden birkaçını da sıkıştırmışlar. Sorumluluk bendeydi. Yardım istedim. Site Yurdu'nda iki kişi beni buldu. Mütevazı ama çok kararlı görüneni benimle konuştu. Muhsin Yazıcıoğlu ile ilk karşılaşmamdı. İki saat sonra, kulaktan kulağa yayılan, iki kişinin Siyasal'ı bastığı ve iki metre boyundaki Sedat'ın herkesin ortasında adamakıllı dayak yediğine dair inanılması güç bir rivayeti dinliyordum. Birkaç gün sonra burnu bantlı Dev-Yol liderini görünce ben de bu hikâyeye inandım. Bu anekdotu, 70'li yılların Muhsin Başkan'ını resmetmek için aktardım. O yıllarda onu tanıyan herkes, size benzer hikâyeler anlatacaktır.

(...)

Cezaevinde geçirdiği 7,5 sene zarfında ve sonrasında da bizim liderimiz olmaya devam etti. Hepimiz ona "Türkeş'in halefi" gözüyle bakardık. Aksini düşünen de çıkmazdı. Ne var ki liderler haleflerden hoşlanmıyorlar. Türkeş, yakın çevresini sürekli değiştirerek yoluna devam eden bir politikacı idi. Muhsin Başkan'ı değil ama, onun yakın arkadaşlarını çembere aldı. Muhsin Başkan, kendisine güvenenleri yarı yolda bırakmamak uğruna MHP'den ayrılmak zorunda kaldı. Ayrılırken geride geçmişten intikal eden bir şey bırakmadı, hepsini aldı yanında götürdü.

Politikada farklıydı. Hep gerekli esnekliği gösteremediğini, kişiliğinden ve prensiplerinden ödün vermediğini düşünmüşümdür. Politika saf inançla yürümüyor; Muhsin Başkan hesap değil, gönül adamıydı. Politikanın içine taşıdığı kendi dünyasının bu toplumdaki karşılığını, evvelki akşam Büyük Birlik Partisi Genel Merkezi önünde endişe içinde ağlayan gençlerin yüzünde gördüm. Galiba onu tanıyanların, hepimizin yüzü öyleydi.

İnsanın içinde bir şeyler ağırlaşıyor ve kopuyor. Kopan bedeninizden, yüreğinizden, beyninizden veya geçmişinizden bir parça değil. Her şeyinizin iyi ve güzel yanlarına dair çok esaslı bir şey. Özünüze dair.

Son dakikalarında, o helikopterde herkesi nasıl sakinleştirdiğini, nasıl kaya gibi metin durduğunu gözümde canlandırırken, bizler niye darmadağın oluyoruz?

Ah başkanım ah; bize kaybettirdiğinin ne olduğunu bir bilseydin..

Mümtaz'Er Türköne
http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=830523



26 03 2009

Muhsin Başkan

"Bugün burada tarihin en acı günlerinden biri yaşanmaktadır. Aziz Türk milleti bugün, tarihinin en acı günlerinden birini yaşamaktadır. BBP Genel Başkan Yardımcısı olarak yetiklilere sesleniyorum. Bu işte yetkili olanlar, Bakanından Başbakanına kadar, Valisinden Garnizon Komutanına kadar şapkasını önüne koyup düşünmelidir. Eğer bir siyasi partinin genel başkanı bir helikopter kazası geçiriyor ve 14-15 saat içerisinde helikopter dahi bulunamıyorsa bu Türkiye'nin ayıbıdır. Bunu burada kınıyorum. Askerlerimize, erlerimize, AKUT elamanlarımıza ve arazide gezen diğer sivil kurtarma ekiplerine teşekkür ediyorum. Onlar bizimle beraber uyumadılar, bizimle beraber bütün imkansızlıklara rağmen helikopteri aramaktadırlar, halen de arıyorlar.

Şimdi İçişleri Bakanı az önce beyanatta bulundu. Biz arazideyiz ve akşamdan beri buradayız. Kaza olduktan 2 saat sonra ben buraya intikal ettim. Hiçbir helikopter görmedik. Hiç kimse de helikopter görmedi. Hiçbir uçak da görülmedi. Ben Bakanımıza kendim sordum. Bu devlet bu kadar aciz mi, Kuzey Irak'ta, sınırlarımızda bir teröristi yürürken gösteren devlet, televizyonlara veren devlet nerede? Bir helikopteri nasıl bulamaz?"

BBP Genel Başkan Yardımcısı
Ahmet Şanverdi

***

"Kim bilir ne kadar, sığmaz ki dile,
Say saya bilirsen kaç ehl-i çile.
Kırk çatal yürekli Muhsin'im bile,
Vallahi billahi seninle şimdi.."

Ozan Arif


İşsiz dostu Villarreal

Villarreal başkanı Başkan Fernando Roig, dünya futbolunda eşine daha önce rastlanmamış bir uygulama başlatacaklarını duyurmuş. Okuduğumda inanamadım ve gerçekten tebrik ettim, saygı duydum. Projelerine göre, küresel ekonomik krizin etkilerini hisseden taraftarlarına yardım etmek amacıyla; işsizlik yardımı alan Villarreallilerin önümüzdeki yıl stada girişlerinin ücretsiz olacakmış. Başkan Roig şöyle konuşmuş: "Bu uygulamayı başlatırken kulübün geniş sosyal tabanını düşündük. İşlerini kaybetmiş olan şanssız taraftarlarımız böylece El Madrigal’de futbol izlemeye devam edebilecek". Bu proje için futbolcuların, yöneticilerin, taraftarların ve sponsorların birleşerek bir fon oluşturacağı, böylece uygulamanın sübvanse edilebileceği söyleniyor. Takımın abilerinden Joseba Llorente'nin yorumu; vaziyetin durumunu, düşünce yapısını ve projenin değerini belirtmek için yeterli: "Birçok insanın işi yok. Eğer bundan dolayı stada gelmeyecek olurlarsa, bu çok utanç verici olur"..


25 03 2009

The Damned United

Leeds United'ın başında Brian Clough'un geçirdiği 44 günü anlatan film. David Peace'in aynı adlı romanından uyarlanmış. Hartlepool ve Derby County'nin başında Brian Clough yardımcısı Peter Taylor ile başarıdan başarıya koşuyor. Taylor olmadan giriştiği Leeds United işi hiç uzun sürmüyor. Yönetmen Tom Hooper. 27 Mart'ta Britanya'da sinemalardaymış. Trailer burada.Brian Clough kariyerinde yalnızca Middlesbrough ve Sunderland formaları giymiş, toplamda 274 maçta 251 gol atmış. İngiltere'de striker dendiği vakit 1950 ve 1960'larda akla gelen 2-3 isimden biriymiş. Hartlepools United, Derby County, Brighton & Hove Albion, Leeds United ve Nottingham Forest takımlarını çalıştırmış. 1935 Middlesbrough doğumlu Brian Clough, 20 Eylül 2004 tarihinde 69 yaşında mide kanseri sebebiyle bu dünyaya veda etmiş. Oğlu Nigel Clough ise şu sıralar Derby County'i çalıştırıyor.
Peter Taylor ise 1928 Nottingham doğumlu. 4 Ekim 1990'da 62 yaşında Mallorca'da vefat etmiş. Menajerlik kariyeri boyunca Brian Clough'un yardımcısı olarak çalışmış. Brian Clough ondan 1 kere vazgeçmiş, o da kariyerinin çöküşüne sebep olan Leeds United günlerini oluşturuyor. Filmin konusu da bu. Bir menajerin önemi yani..


Dr.Jose

Jose Mourinho'ya, 20 yıl önce lisans eğitimi aldığı Lizbon Teknik Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümü'nce, fahri doktora unvanı verildi. ''Bu övgüyü hak ettiğimden pek emin değilim'' demiş. "Bu onura değer görülmekten duyduğu şaşkınlığı" ifade etmiş. Bazı fakülte üyeleri bu ünvan verilme mevzusunu protesto etmiş ve adil bulmamış. İtalyanları bilmemde İspanyollar güzel karikatür yaparlardı bu iş üzerine.


Messi'nin gözünde Arda

"Türkiye'de en çok beğendiğim futbolcu hiç şüphesiz Arda. Hem Galatasaray'da hem de milli takımda birkaç kez izledim. Çok yetenekli bir yıldız olduğunu düşünüyorum. Avrupa'da birçok takımın onu istediğini okudum ve duydum. Haksız değiller. Play Station'da futbol oynarken onu takımıma muhakkak alıyorum. Yaşıtlarım arasında yıldız diyebileceğim birkaç isimden biri. İspanya Ligi'nde olmasını isterim. La Liga birçok yetenekli oyuncunun forma giydiği bir lig ve Arda da burada oynamayı fazlasıyla hak ediyor.."

Lionel Andres Messi


24 03 2009

Güneşi Gördüm

Beyaz Melek'te Mahsun Kırmızıgül muazzam bir saygınlık kazanmış, özellikle memleketin ihtiyarlarının gönlünde taht kurmuş, gençliğe ise derin dokunaklı öğütler vermişti. Güneşi Gördüm hakkında önce Beyaz Show'da fikir sahibi olduk. Ben genelde filmlerin ilk çıkış haftasında değil de daha sonraları gitme taraftarıyım. Zira halkın yorumlarını önce kafama entegre ediyorum, sonrada kendi fikirlerimle karşılaştırıyorum filmi izlerken. Beyaz Show canlı yayında çeşitli sinemalarda film bitiminde halka sorular sordu. Daha doğrusu sormaya çalıştı. Halk ağlıyordu, yerinde durabilenler ise mükemmel tespitler sunuyordu. Nitekim 10 gün olmadı daha Güneşi Gördüm çıkalı. Verebileceğim minimum puan: 10/10. Şöyle bir Osmanlı'yı hatırladım film bitiminde. 72 ayrı milleti 700 yıl zerre sıkıntısız yaşatmış, dünyaya meydan okumuş, mazlumun elinden tutmuş, çağlara anadolusunda ninni söyletmiş Osmanlı'yı. Ve tabii şimdiki memleket yönetimini de düşündüm. Acizlik, emperyalist memleketlere tam teslimiyet, bozuk hiyerarşik yapı. Ne denir ki. Yakın tarihimizin en can alıcı toplumsal sorunlarına ve bilhassa teröre %100 realist bir yaklaşım. Gidin izleyin. Gönüllere "Hepimiz kardeşiz, bu kavga ne diye" ile giren Galatasaray'lı Mahsun Kırmızıgül, filmi Galatasaray Lisesi mezunlarından Cahit Sıtkı'nın mükemmel şiiriyle bitirdi. Kimsenin yapamadığını yaptığı için, bu cesareti gösterdiği için, film tamamlandıktan sonra -şimdi bile- kekeleyecek kadar kendini işine verdiği için gönülden tebrik ediyorum. Allah razı olsun, paramız son kuruşuna kadar helal olsun.

***

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun
.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun
.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun..


Cahit Sıtkı Tarancı


Kemal Abi'den temiz pak skandal

Sunuculuğunu gazeteci Nahit Duru'nun yaptığı ve 19 Mart akşamı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuk olduğu Yerel Seçim 2009 Özel Programı öncesinde, programın sunucusu Nahit Duru'yu çeken kameranın açık unutulması skandala yol açmış. Halka kendini "temiz pak" tanıtan Kemal Abi, yine halkın neredeyse %40'ının oy verdiği -sempati beslediği, sevdiği, memleketi yönetmesini istediği- partiye ve mensuplarına "puşt" dendiği vakit "tabii tabii" diye cevap verebiliyor. Çok şükür ki aklımız başında ve chp'nin geçmişinden bu yana bu tip adamlarla kıvırdığını çok iyi biliyoruz. Tarihin derin sayfalarında "çarşaf açılımı" ve "türbe açılımı"nız da mevcut. Dönemin karikatür ustalarını sansürlediğiniz de mevcut. Ama akp yapınca suç oluyor değil mi? Tarihseverleri, okuyanları kandıramazsınız. Yemezler. Güzel bir rezillik oldu. Akp mensuplarının yerinde olsam kişi başına 1 adet olmak üzere dava açarım. Görüntüler burada. Artık kendisinin sözde liriği olan "hem temiz hem dürüst"e trajik ve zeki cevaplar bekliyoruz. Geçmiş ola Kemal Ağabey.

Not: Akp taraftarı da değilim, muhalifi de.

***

Duru: Önümüzde daha bir hafta, 10 gün zaman var. O süre içerisinde de geçerdiniz. Ama bunlar puşt. Çok ciddi söylüyorum.
Kılıçdaroğlu: Tabii... Tabii...


ESPN: Animals

"Brazilian soccer cup.
Forget all you know about favoritism.
Watch Brazilian Soccer Cup best coverage on ESPN"

Advertising Agency: Neogama/BBH, São Paulo, Brazil
Executive Creative Director: Alexandre Gama
Creative Directors: Márcio Ribas, Wilson Mateos
Art Director: Daniel Leitão
Copywriter: Silvio Amorim
Illustrator: Bruno Mazzilli



G2: Kevin, Candace, Kerri

Advertising Agency: TBWA\Chiat\Day, Los Angeles, USA

Executive Creative Director: Rob Schwartz
Art Director: Brent Anderson
Copywriter: Steve Howard
Photographer: Thierry Des Fontaines



Efsane formalar #8

1989-91 yılları arasında Liverpool'un giydiği iç saha forması. Özellikle geçen yıl Adidas Outletlerde fazlasıyla bulunmaktaydı. Aptallık yapıp almadım. Bu senen görürsem kaçırmam diye düşünüyorum. Özellikle yaka kısmı, kabartmalı Candy reklamı ve rengi beğeniliyordu. Dönemin efsane futbolcuları; Ian Rush, Peter Beardsley, John Barnes, Kenny Dalglish ve Alan Hansen. Özellikle Danimarkalı stoper Alan Hansen, Liverpool formasıyla 1977–1991'e toplam 620 maça çıkmıştı.


Trajedi

Karaktersiz futbol haftalarından sonra tek zaman pazartesi akşamları olur. Memleketin en kaliteli spor programını izlemek için not defterimle beraber tv'nin önüne geçerim. Dün biraz gecikmeli oldu. Malum aöf vizelerine 2 haftadan az zaman kaldı, insan hepten dalgın oluyor böyle zamanlarda. Neyse konuya geçeyim. Uzun uzun anlatmak yerine direkt Hıncal Uluç'un ağzından herzamanki gibi muhteşem tespitler var. Konu başlıklarına göre neler konuşulduğunu yazıyorum, yorumlarınız çok önemli amma ve lakin ben %100'üne katılıyorum.

***

Sivasspor - Beşiktaş
"Kamanan ve Balili, iki tane hücum oyuncusu. Türkiye'de bu oyuncuların oynamayacağı, Fenerbahçe, Galatasaray dahil, kaç takım ismi bana verebilirsiniz? Bu iki adam kenarda oturuyor, buna kimsenin itirazı yok; çünkü içerde en az onlar kadar önemli ve iyi forvet oyuncusu var. Mehmet Yıldız ve Tum. Sivasspor'un Türkiye'nin her takımında oynayacak, milli takım da dahil, 4 tane forveti var. Ama bu transferleri yapan Sivasspor'un oyun kuracak bir tane adamı yok. Bu muhteşem hücum adamlarına topu getirecek, Sivas'ın her maçını bir gol panayırına çevirecek bir oyun kurucusu yok. Esas aranan adamı bulamamışlar. Genelde Sivasspor'un orta sahası koşuculardan kurulu. Öyle olduğu zaman da Sivasspor'un o muhteşem forvetleriyle göze hoş gelen bir futbolu yok."

"Soyunma odasında teknik direktör takımı kara tahtaya yazdığı zaman futbolcu teknik direktörün ne düşündüğünü anlar' sözü Mustafa Denizli'ye ait. Sivasspor maçındaki şu kadroyu tahtaya yazdığı anda Beşiktaşlı futbolcunun anlayacağı bir tek mesaj var. Hoca beraberliğe razı. Sahaya çıkardığı takım hocanın tamamen beraberliğe razı olduğunu ortaya çıkarıyor. Bu yüzden de maçtan sonra müthiş bir neşe içindeydi. Öbür taraf zaten keyifli. Farkı da korumuş. Ertesi gün Galatasaray da yenilince bu keyif bala dönüştü. Şurası açık, iki takım da beraberliğe çok razıydı. Goller dışında lider ile ikinci arasındaki mücadele futbol zevki açısından çok düşüktü."

Galatasaray - Eskişehirspor
"Lincoln geldiği günden bu yana Galatasaray ile oynuyor. Arkadaşlarıyla, seyirciyle, yöneticiyle oynuyor ve buna tahammül ediyor Galatasaray. Takımda olanlar inanılacak gibi değil. Galatasaray büyük bir trajedi yaşıyor. Bir yönetim trajedisi yaşıyor. Bir kulüp bu kadar başıboş olmaz. Bülent Korkmaz'a söyleyecek bir şey bulamıyorum ben. Adam daha geldiği gün çıktığı maçta antrenörlükten ne kadar bir haber olduğunu gösterdi. Ben de ertesi gün büyük bir utanç içinde onun için söylediğim olumlu sözleri geri alıyorum dedim. Bir saniye bile bu kulübün başında kalmamalı, gönderilmeli dedim. Göndermediler, çantada keklik bir UEFA Kupası gitti, ortada rakip takım yok. Maçı orada 1-1 bitiriyorsun ve burada 2-0 öne geçiyorsun hala tura devam edemiyorsun. Daha sonra da kendi sahanda küme düşme savaşı veren Eskişehirspor'a ikinci kez yeniliyorsun. Bülent'in henüz hoca olmadığı kesin; ama Bülent, Galatasaraylı da değil. Ben Bülent'i çok da iyi Galatasaraylı zannederdim. Çok iyi Galatasaraylı olsa dün geceki maçtan sonra Florya'ya gider, Adnan Polat'a emaneti iade ederdi. Ben bu takımı yönetmeye layık değilim diye."

Aziz Yıldırım
"Fenerbahçe başından sonuna kadar yanlış. Ben bunu birinci günden beri söylemekten bir hal oldum. Bu yanlışın da bir tane sorumlusu var, o da Aziz Yıldırım. Ne Aragones, ne futbolcular ne de başkası. Bir yanda kurumsal olarak, finans olarak Avrupa'nın en iyi 20 takımından birini yaratan adam, öte yanda baş üstünde baş tanımadığı ve kendisine rakip olabilecek herkesi temizleyen bir adam. Yıldırım, antrenör dahil, ben futbolu bilirim, takımı sahaya nasıl çıkarması gerektiğini de söylerim diyebilecek kadar ileri gittiği için Fenerbahçe bugün bu hale gelmiş. Bir yanda dünyanın en güzel şatosunu kuruyor, öte yandan bir fiskeyle onu kağıttan bir şatoya çeviriyor. Bana sorsanız son 50 yılın en iyi başkanı da en kötü başkanı da Aziz Yıldırım. Kulüp başkanı olarak mükemmel, futbol başkanı olarak felaket."


23 03 2009

Kriz

"Galatasaray´ın Brezilyalı futbolcusu Casio Lincoln, izinsiz olarak ülkesine giderek sarı-kırmızılı kulüpte yeni bir krize neden oldu.."

***

4 bavulla gitmiş Lincoln. Ntvspor canlı olarak gösterdi sağolsun. "Yarın döneceğim abartmayın" demiş Lincoln. İyi de durup dururken o 4 bavul ne iş? Sezon sonu hazırlığı mı? Evet evet.. Bir de "Galatasaray benim kalbimde" demiş. Kek taraftarları da böyle aldattı 2 yıldır. Armayı öperek..

***

Bir Mehmet Can Peköz şiir geliyor:

"Yalanmıydı yaşanan seneler?
Mazide kalması mecburmuydu?
Bu aşkın hatrına geri dönsen ne olur,
Şu saatten sonra sevsen ne olur?.."


Zlatan

İnter'in Reggina'yı 3-0 yendiği maçta 2 gol atarak, gol krallığında Bologna'da yeniden kendini bulan Marco Di Vaio ile birlikte zirveyi paylaşıyor. 9 hafta kala her 2 oyuncunun da gol sayısı 19..


"Şifreli bir kanalda çık"

Özellikle 2.paragrafta %199 haklı Başbakan. Tıpkı MHP'de olduğu gibi koltuk sevdası var CHP'de de. Deniz Baykal ölene kadar bırakmayacağını resmen onaylatmış. Devlet Bahçeli'de öyle. Her ikisi de parti içi muhalefete tamamen karşı. Özellikle "koyu demokratım" diyen Deniz Baykal'a sormak lazım "bu nasıl demokratlık" diye. Bu konuda CHP'nin çok tartışılacak zihniyette fazlasıyla örnek var. Özellikle de sansür bazında. Belki yakında Gizlenen Tarihimiz adlı blogda yazabilirim.

***

Recep Tayyip Erdoğan: "Baykal kendini parçalıyor ekranlara çıkalım diye. Baykal ekranlar senin olsun. Çarkıfeleğe mi televoleye mi nereye çıkarsan çık. Çıkta ne olursun gece 12'den sonra ya da şifreli bir kanalda çık. Senin yanında çıkacak kişiler bu insanların ahlakını bozabilir..

Geçenlerde, AK Parti yüzde 52'nin altında kalırsa başarısız olur diyor. Sana ne? Bir lider böyle konuşur mu? Baştan maçı kaybedeceğini biliyor da, gerekçesini açıklıyor. Baykal, ben birinci parti olamazsam siyasetten çekilirim diyorum. Baykal, sen birinci parti olamazsan siyasetten çekilmeye veya genel başkanlıktan çekilmeye var mısın? Çekilde CHP'liler rahatlasın senden kurtulsunlar ya.."


İsrail vahşiliğini belgeleyen tişörtler

Gazze operasyonunun ardından askerlerce tasarlanıp komutanların da onayını alan asker tişörtlerinde, ordunun daha önce yasakladığı Arap karşıtı sloganlar yazılı. İsrail başkenti Tel Aviv’de bulunan Adiv tekstil fabrikasında, İsrail ordusunda görevli askerlerin siparişi olan tişörtler basılıyor. Haaretz’in haberine göre, türünün en büyük örneği olan fabrikadaki siparişler, farklı birliklere göre sınıflandırılıyor. Tişörtlerin üzerine basılacak resimleri, karikatürleri ve yazıları her birlikte görevli askerler tasarlıyorlar. Her ay 1000 farklı tasarım basılıyor. Tişörtler, bölük veya müfreze komutanından izin alındıktan sonra, eğitimlerini tamamlayan askerlere düşük bir fiyat karşılığında dağıtılıyor. İsrailli askerler orduda spor yaparken, kendi birliklerinin armasını da taşıyan bu tişörtleri giyiyorlar. Bu tişörtlerin Filistinlilere karşı şiddet ve saldırganlığı teşvik eden içeriklere sahip olması bugünlerde tartışılıyor. İsrail ordusu, "Tişörtler askerlerin kendi girişimiyle basıldı. Tasarımlar ordumuzun değerlerine uygun değil ve tek kelimeyle tatsız. Bu tür bir mizah kabul edilemez" açıklamasını yaptı. Fakat eski bir İsrail askeri olan barış gönüllüsü Michael Maniken, "Ordu, içinde birkaç çürük elma olduğundan sürekli bahsediyor, ama bu tişörtler genel bir sorun olduğunun kanıtı" dedi.
Birliklerin en çok tercih ettiği tişörtler şöyle:
Golan Tugayı: Etrafta bakire kalmazsa, terör saldırıları da biter. (Filistinli bir kadına tecavüz eden İsrailli asker resmiyle)
Lavi Taburu: Geldik, gördük, yok ettik (Üstündeki resimde, yıkık bir cami görülüyor).
Haruv Taburu: Kafasına sıkmadan gevşeme. Her Arap anası, oğlunun kaderinin benim ellerimde olduğunu bilsin (İsrail ordusu bu iki sloganı daha önce yasaklamıştı).
İstihkamcılar: Yalnız Tanrı affeder (İsrail askeri tarafından havaya uçurulan bir cami resmi var).
Diğer: Prezervatif kullansa daha iyi olurdu (Tişörtteki resimde, Filistinli bir anne, vurularak öldürülen bebeğinin yanında ağlıyor).


Gökçek, Birand, Dündar

Melih Gökçek: "Mehmet Ali Birand ve Uğur Dündar’a Türkiye’yi dar etmezsem bana yazıklar olsun. Ben Emin Çölaşan’ı tarih yaptım. Seçimden sonra Mehmet Ali Birand ve Uğur Dündar’ı tarih yapacağım inşallah".
Mehmet Ali Birand: "Uğur Dündar bu kişinin ağzının payını verdi. Doğrusu, böylesine bir tehdit olmasa, açıklama yapmaya tenezzül dahi etmeyecektim. Gökçek’in ne olduğunu kendi partisi dahil, artık herkes biliyor. Yönettiğim Kanal D Ana Haber ve CNN TÜRK kanallarında bu şahsa yönelik bir tek mesnetsiz yayın yapılmamıştır. Hele iftira hiç atılmamıştır. Biz Gökçek’ten ne kadar uzak durmak, çamura bulaşmamak istedikse de yolsuzluklarıyla ilgili yağmur gibi yağan belgeli iddiaları, siyasi rakiplerinin açıklamalarını veya yargıya düşmüş yolsuzluklarını yayınlamak zorunda kaldık. Her defasında bana bizzat telefon edip söz hakkı istediğinde yanıtlarını da ekrana çıkarttım. ’Türkiye’yi dar etmek’ konusuna gelirsek... Türkiye’yi bana dar etmek Gökçek’in boyunu aşar. Şimdiye kadar, ondan daha uzun boylu ve çok daha güçlü kişiler, hatta siyasiler de denediler, açıkça hedef gösterdiler ancak başaramadılar. Dikkat etsin, bu tehdidi emir sayıp birileri bana zarar vermeye yeltenirse, Gökçek hayat boyu bunun altından kalkamaz."

Uğur Dündar: "Ben 40 yıldır bu mesleği yapıyorum. Bir siyasetçinin bir gazeteciye bunları söyleyebilmesi için tüm dengelerini yitirmiş olması lazım. Bir kere ben Melih Gökçek’in muhatabı değilim, siyasi rakipleridir. Bütün iddialar Melih Gökçek’in siyasi rakipleri tarafından dile getiriliyor ve biz de onun kişilik haklarına özen göstererek, toplumun gerçekleri öğrenme hakkı doğrultusunda kamuoyuna yansıtıyoruz. Melih Gökçek’in yaptığı açık bir tehdittir. Şunu bütün kamuoyuna duyuruyorum, ’Ona dünyayı dar edeceğim sözü çok net, çok açık bir tehdittir. Günlerdir susuyordum ama artık iş öfkeli toplumlara hedef göstermeye gelince, susmamak bir görev olarak benim için şu anda söz konusudur. Başıma birşey gelirse, ailemin, çocuklarımın başına birşey gelirse o da Melih Gökçek’tir."

***

Ortalık çok şahane be. Dün Maraton'da Şansal Büyüka karşısındaki Erman Toroğlu'na "Hocam hep gerginlik hep kavga dövüş istiyorsun" demişti. Ben istiyorum arkadaş. Yesinler birbirlerini. Çamurmu pasmı, altınmı elmasmı ortaya çıkıyor işte..