27 02 2009

Hocalı

Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde, Karabağ dağ silsilesinde; Ağdam-Şuşa, Esgeran-Hankendi yollarının üzerinde bulunan, coğrafi konumu itibariyle bölge için stratejik önemi olan; 1996 Şubat’ının 25’ini 26’ya bağlayan gecesi Ermeni Silahlı Birlikleri tarafından işgal edilen Şehrin adıdır Hocalı…

Rus 366. Motorize Alayı’nın desteğindeki, Ermeni Silahlı Birlikleri tarafından işgal edilen Şehirdir; Hocalı…

Azerbaycan Türklerinin yönetimindeki, bölgedeki tek havaalanını ele geçirmek adına, Tarihte eşi ender görülen bir katliamın adıdır; Hocalı

Önce şiddetli top ateşleri ve ağır silahlarla ateşe tutulan ve boşaltılan, akabinde alevlere yenik düşen Şehirdir; Hocalı…

Ermenilerin ablukaya aldığı ve Azeri Türklerini acımasızca katlettikleri Şehirdir; Hocalı

Ermenilerin, Azerbaycan askerlerine değil; silahsız, savunmasız, sivil Azeri Türklerine karşı giriştikleri Soykırımdır; Hocalı…

Çocuk, kadın, ihtiyar ve genç ayrımı yapılmadan Ermeniler tarafından katledilen Azeri Türklerinin Şehridir; Hocalı

Ermeniler tarafından derileri yüzülen, yakılan, bıçaklanarak delik deşik edilen, türlü işkencelere maruz bırakılarak en acı ölümleri tadan Azeri Türklerinin Şehridir; Hocalı…

Hocalı; Acı… Hüzün… Zulüm… Katliam… Ölüm…Karabağ’ın işgalinden beri, Ermenilerin yaptıkları en büyük katliamdır; Hocalı…

Hınçak-Taşnak terör örgütünün, 1905’teki Yıldız Suikastı’nın, 1970lerden itibaren ortaya çıkan ASALA zihniyetinin devamıdır; Hocalı

Sözde Soykırım iddialarıyla, bilgi kirliliğinden ve yalan iddialardan başka bir şey yapmayan Ermenilerin maskesinin düştüğü Şehirdir; Hocalı…

Cenevre Sözleşmesi’nin ve İnsan Hakları Beyannamesi’nin bir paçavra misali Ermeniler tarafından yırtıldığı Şehirdir; Hocalı…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Resmi Olarak ‘Soykırım’ demediği Şehirdir; Hocalı

Sadece Azeri Türkleri ya da Türk Dünyası için acı bir olay değil, aynı zamanda İnsanlık Tarihi’nin de en karanlık sayfalarından biridir; Hocalı…

Yalnız Türk Basınını değil, Dünya Basınını bile Dehşete Düşüren Katliamların yapıldığı Şehirdir; Hocalı

[Bakınız: Krua l’Eveneman Dergisi (Paris 25 Şubat 1992), Sanday Times Gazetesi ( Londra 1 Mart 1992), Financial Times Gazetesi (Londra 9 Mart 1992), Times Gazetesi (Londra 4 Mart 1992), İzvestiya ( Moskova 4 Mart 1992), Le Mond Gazetesi (Paris 14 Mart 1992), İzvestiya Gazetesi (Moskova 13 Mart 1992), Valer Actuel Dergisi (Paris 14 Mart 1992)]

Öz topraklarında mülteci olarak yaşayan Azeri Türklerinin Şehridir; Hocalı…

Emin olunuz ki, 1992 Şubat’ında Hocalı’da eli kanlı katiller, ne Hitleri, ne Mussolini’yi, ne de Stalin’i aratmamışlardır

Ne Hitleri, ne Mussolini’yi, ne de Stalin’i aratmayan Ermeni Katiller, öldürdükleri insanların; gözlerini oyarak, kafataslarının derisini soyarak ve vücutlarının farklı organlarını keserek, hamile kadınların karınları yırtıp, insanları diri diri toprağa gömerek, birçok Şehidin cansız bedenlerini yakarak kanlı tarihlerine, kendilerine yakışır bir sayfa daha eklemişlerdir…

Şehitler Şehri Hocalı; Seni Unutmadık, Unutmayacağız, Unutturmayacağız…Tıpkı Ermeni İşgali Altındaki Türk Topraklarını, Karabağ’ı ve diğerlerini Unutmadığımız, Unutmayacağımız, Unutturmayacağımız Gibi

Tıpkı Azatlıklarını Bekleyen Türkleri Unutmadığımız, Unutmayacağımız, Unutturmayacağımız Gibi… Velhasıl; Sözün Bittiği Şehirdir; Hocalı…

Azerbaycan Milli Meclisi her yıl Şubat ayının 26. gününü “Hocalı Soykırımı Günü” ilan ederek; her yıl Şubatın 26’sında saat 17.00’de Hocalı Soykırımında can veren Şehitleri anmaktadır

Hocalı’da can veren Şehitler, ruhunuz şad, mekânınız cennet olsun…


Nasrullah UZMAN


Adidas Originals Vespa Collection #2

Koleksiyonun tüm ürünlerini İstanbul Taksim İstiklal Caddesi'nde Galatasaray Lisesi'ni geçtikten sonra sağda kalan Adidas Originals mağazasında bulabilirsiniz. Güzel ayakkabılar ve montlar mevcut. Herşey Vespa'ya özel. Yukarıdaki tasarıma hayran kalmamak mümkün değil zaten. Ayakkabıların özellikle bot tipi olmayanları daha şık. Fiyatlar ortalama. Yani ne fazla ne az. Gidin görün derim özellikle Vespa kullanıcıları..


Bir kupon #2

114 Bjk - Belediye 1
136 PSV - Heerenveen 1
231 Arsenal - Fulham 1
232 Chelsea - Wigan 1
451 Juventus - Napoli 1
452 Alkmaar - Groningen 1
454 Porto - Sporting Lisbon 1

Oran 1'e 15.
Ağlama sonra.

Bir kupon #1



"İki kurşunluk canın var"

Bu memlekette vergi rekortmeni olursan ağa gibi gezmeye, insanların her türlüsünü tehdit etmeye, halkın görüşlerini suistimal etmeye, adam vurmaya hakkın vardır. Bi tarafımın imparatoru ibrahim tatlıses'de bunu yıllarca şahane yapanlardandır. Asena'ya yaptıkları olsun, Bülent Ersoy gibi tabir-i caizse devlet gibi bir kadına yaptıkları olsun "kralını tanımayan", kendine değil adamlarına güvenen bir adam. "Kimseden korkum yok" diyor da birgün öyle birilerine denk gelirki çıkıp biyerde şarkı söyleyemez. Nefret ediyorum bu adamdan. Sırf bu adamlar gibileri yüzünden Jitem geri dönsün diyeceğim var. Sen kimsin milyonların önünde bir kadına "Seni pezevenklerin elinden kurtardım" deyip, alacağın tepkiden tırsarak programını sonlandırıp, "Burada çalışan 50 kişi ekmeğinden oldu bunun vebali Yıldız'ındır" diyorsun? Nesin sen yahu? Hangi parçan yada parçaların Yıldız Tilbe'nin yazdıklarının yanından geçebilir ibram efendi?. Habere gelin.


Megan Fox #7



Sezon sonu bırakıyor

37 yaşındaki Pavel Nedved dün, sezon sonunda futbolu bırakacağını açıkladı. 1991–1992 yıllarında Dukla Prag takımında profesyonel futbol yaşantısına başlayan Nedved, 1992–1996'da ülkesinin en köklü takımı Sparta Prag'da kendini gösterdi. 98 maça 23 gol sığdıran efsane sol açık 1996–2001 yılları arasında Lazio'da performansının zirvesindeydi. 138 maçta 33 gol atan Nedved artık Çek Milli Takımının'da efsanesi olma yolunda ilerliyordu. 2001'de Zidane66 milyon euro'ya Real Madrid'e satan Juventus, Nedved için 40 milyon euro ödedi ve kadrosuna kazandırdı. İşin enteresanı 2001 yılının en kötü transferleri listesinde ilk 3 isim şöyleydi: Nedved, Mendieta ve Zidane. 2001 yılından bu yana Juventus formasıyla 238 maça çıkan Nedved 48 gol attı. Yıl sonuna kadar 250 maçı ve 50 golü görürse daha bi şık olur. 1994'den bu yana da Çek Milli Takımı'nda 91 maça 18 gol sığdırdı. Burada da 100 maça 20 gol istatistiği sağlasa güzel olurdu mesela. Bir yıldız daha kayıyor sol açıktan..


Uefa Cup Round of 32 #2

Son 16 yolunda çok enteresan neticeler var tıpkı ilk maçlarda olduğu gibi. Udinese hariç diğer tüm italyan takımları uefa kupasında nakavt oldular. Ajax'la başlamak istiyorum. Fiorentina'yı deplasmanda Kennedy Bakırcıoğlu'nun golüyle devirmişlerdi. Kendi sahalarında da 1-1 berabere kaldılar ve turu atladılar. Karşılıklı goller Leonardo ve Gilardino'dan. Twente ilk maçta kendi sahasında 1-0 yendiği Marsilya'ya deplasmanda 1-0 yenilince maç penaltılara kadar gitti. Turu geçen takım Marsilya oldu. Müthiş bir seyirci desteği vardı Twente'nin. Fotoğrafları bulmak için günümü harcamak istiyorum.Manchester City ilk maçta 2-2 berabere kaldığı KopenhagBelammy'nin 2 golüyle devirdi. 90+3'de Vingaard'ın attığı gol hiçbir işe yaramadı. Lucescu'nun Shakhtar'ı ilk maçta 2-0 yendiği Tottenham'la deplasmanda 1-1 berabere kaldı ve turu atladı. Karşılıklı goller Dos Santos ve Fernandinho'dan. En sağlam sürprizlerden biri Milan - Werder Bremen maçından. İlk maç 1-1 eşitlikle bitmişti. Milano'da oynanan rövanş maçı 2-2 bitince Werder tur atladı. İlk yarıyı 2-2 önde kapatmıştı Milan. Pirlo penaltıdan ve Pato atmıştı. 2.yarıda ise goller Bremen'den geldi. 10 dakika arayla 68 ve 78'de Pizarro attığı gollerle turu getirdi.
Zico'nun CSKA Moskova'sı ilk maçta Aston Villa ile 1-1 berabere kalmıştı. Kendi sahalarında 2-0 ile geçtiler. Goller Zhirkov ve Vagner Love'dan. Ukrayna temsilcisi Dinamo Kiev ilk maçta 1-1 kaldığı Valencia deplasmanında 2-2 berabere kalınca turu geçti. Karşılıklı goller Marchena, Del Horno ve Kravets (2)'den. Aalborg ilk maçında Deportivo'ya 3 atmıştı. Yine 3 attı ve turu geçti. Tıpkı Metalist gibi yükselen bir değer Danimarka temsilcisi. 1-3 biten maçta Aalborg'un gollerini Shelton, Johansson ve Enevoldsen atarken Deportivo'nun tek golü Sergio Gonzalez'den geldi.
Gelelim Metalist'e. İlk maçta Sampdoria'yı deplasmanda 0-1 yenmişlerdi. Kendi sahalarında da 2-0 ile geçtiler. Goller Valyayev ve Jaja'dan. İlk yarıda işi bitirmiş Metalist. PSG ilk maçta 5-1 yendiği Wolfsburg'u 3-1 ile geçmiş. Luyindula'nın 2, Rothen'in 1 golü var. Wolfsburg'un tek golü Hasebe'den. Zenit ilk maçta 2-1 yendiği Stuttgart'ı yine aynı sonuçla geçmiş. Olympiakos da ilk maçta sahasında 1-3 yenildiği St.Etienne'e deplasmanda da 2-1 yenilip safdışı kalmış. Ilan, Etienne'in sağlam topçusu. Gelecek sezona kalmaz orada. Galatasaray'ın rakibi Hamburg deplasmanda 3 attığı Nijmegen'i kendi sahasında da 1-0 ile geçmiş. Tek gol 9.dakikada Olic'den. Son olarak ilk maçta Lech Poznan'la 2-2 berabere kalan Udinese kendi sahasında 2-1 ile geçmiş rakibini. 13.dakikada Rengifo'nun golüyle Polonya ekibi öne geçmiş. 57.dakikada Pepe eşitliği sağlamış. 90+1'de Roma'nın 2 yıldır peşinde koştuğu Di Natale son sözü söylemiş. Son 16 karşılaşmalarının ilk ayağı 12 Mart Perşembe günü oynanacak. Rövanş maçları ise 18-19 Mart tarihlerinde olacak.


Galatasaray 4 - 3 Bordeaux

Ne ok'tu be. O kadar çok şey özlenmiştiki. Tabi bazen doyumsuzluklarda vardı. Mesela kuzenle konuşurken, "Biz Şampiyonlar liginde oynamalıydık" diyorduk. "Uefa nedir, zaten daha önce aldık" diyorduk. Az görüyorduk. Oysa Sabri'nin attığı golden sonra "goooolllll" diye bağıramamıştık bile. Çünkü o sesin çıkamadığı, gırtlakların düğümlendiği anı çok özlemiştik. Heyecanı ve hırsı sahada görmeyi çok özlemiştik. Çok şükür ki önce Yaratan sonra da Sabri, özlediklerimizi gösterdi bizlere. Bunun adı kaderdir. Ve kaderin önüne hiçbir insanevladı geçemez. Hiçbir güç duramaz onun önünde. Bir kere daha gördük takdir-i ilahi'nin ne olduğunu. Mecidiyeköy'ün dondurucu soğuğunda, haftalarca günah keçisi ilan edilen bir adam golünü attığında eğer boğazlar düğümleniyorsa, eğer bu anda dakika 90 ise; hayat susuyor. İşte o zaman hakikatler konuşuyor..
Ebru Kılıçoğlu'nun yazılarına hastayım. Tıpkı onun dediği gibi 6.saniyede Bellion'un golünden sonra "oluru yok bu işin" dedik. Arda'nın attığı gol farklı bir mevzuydu zaten. O topun kornerden tıngır mıngır gelişi, Baros'un vuramamasından kaynaklanan gerginlik ve saliseler sonra Arda'nın sakin vuruşu ve tıngır mıngır topun ağlara gidişi. Çok tahrik edici. 3 dakika sonra Kewell'ın akıllara zarar bir golü. O top o falsoyu nasıl aldı, doksana nasıl girdi de yan ağları sarstı. Tam bir "Wizard Of Oz" işi. 64.dakikada Lincoln'ün "al da at bi zahmet la" dediği pasa Arda'nın fevkalade sakin vuruşu. Ne olmuş bu çocuğa yahu? 73 ve 75'de önce 2 yıldır takibinde olduğum ve çok beğendiğim Chamakh'ın, daha sonrada maç boyu "ağır lan" dediğimiz Cavenaghi'nin golü bize hava soğukluğunu 10 derece daha az hissettirdi. Ama işte ilk paragrafta dedim ya, takdir-i ilahi başka bişey. Özellikle de golü atanın inanmış biri olması ayrı bir takdir.Tarih 3 Kasım 1999 (Şahane bir doğumgünü hediyesi). Galatasaray, Şampiyonlar Ligi H Grubu son maçında Milan'ı 3-2 yeniyor. 90. dakikada Ümit Davala'nın penaltı golü grup üçüncülüğünü getiriyor, Galatasaray yoluna UEFA Kupası'nda devam ediyor. O yolun sonunda Kopenhag'da UEFA Kupası'nı kaldırıyor. Tarih 26 Şubat 2009. Yer yine Ali Sami Yen Stadı. Galatasaray, Uefa Kupası'nda son 16 yolunda Bordeaux'yu 4-3 yeniyor. 90. dakika'da Sabri'nin attığı golle UEFA Kupası'nda yoluna devam ediyor. Tesadüf değil, takdir-i ilahi. Maç boyu muhteşem bir dinanizm ve optimizm gösteren değerli dostlarım Spesiyal'e, kuzen ve yiğenime sonsuz teşekkürler. Hamburg'a uçak bileti ne kadar?..


Galatasaray 55 - 49 Chevakata

FIBA Eurocup çeyrek final rövanş maçında Rusya'nın Chevakata ekibiyle karşılaşan Galatasaray Bayan Basketbol Takımı, karşılaşmadan 55-49 galip ayrılarak yarı finale yükseldi. Geçen sene de bu kupada yarı final oynayan Galatasaray, yarı finalde mücadele edeceği takımı bekliyor. Bugün oynanacak Athinaikos AC (Yunanistan) - Dynamo Kursk (Rusya) maçından sonra rakip belli olacak. İlk maçı Dynamo Kursk 77-52 kazanmıştı, dolayısıyla avantaj onlarda. Maçta Seimone Augustus 18 sayı, Sophia Young 13 sayı, 8 ribaund ve Işıl Alben 7 sayı, 9 ribaund, 5 asistlik performansla oynadı. 2 yıl üstüste bu başarı çok önemli. Avrupa'daki istikrar futbolda, basketbolda, masa tenisinde, herşeyde ligden daha önemli.


26 02 2009

Korkmaz #3

Yemişim Kiko'nun, Torres'in, Güiza'nın okunu. En sağlam oku bugün Korkmaz atacak Bordo'ya..
Korkmaz #2
Korkmaz #1


ASR Ultras @ Emirates



Rehberg: ''Mesut Türkiye sevdalısı''

Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün'e yerel seçimlerde destek vermek amacıyla Büyükçekmece'ye gelen Schalke 04'ün Onursal Başkanı Gerhard Rehberg, Mesut Özil'in Alman Milli Takımı'nda oynamasının çok önemli bir olay, AB'ye uyum sürecindeki Türkiye için çok olumlu olduğunu savunmuş. Zaten hep böyle olur. Daha önce memlekette bunu çok gördük. Kimlik değiştirenler, hepimiz bilmemneyiz diyenler, kendi milliyetine sövüp ödül alanlar. Sağolsunlar bu sayede bizi ab'ye alacaklar. Ab'ye alınınca ne olacak orası ayrı bir muamma tabi. Şöyle konuşmuş Rehberg: "Mesut, Almanya'da doğup büyümüş. Alman futbolunda çok önemli bir kariyer elde etmiş bir çocuğumuzdur. Ancak Mesut hiçbir zaman Türklüğünü unutmamış, her ortamda Türklüğünü sürekli olarak ön plana çıkartacak kadar da Türkiye sevdalısıdır. O yüzden onu eleştirmemeli, aksine destek olmalıyız. Bazı ülkelerin milli takımlarında oynayan Türk futbolcular, Türkiye'nin adını yüceltiyor. Bu unutulmamalı". Yücele yücele bi hal olduk. Benim yıllardır merak ettiğim durumlardan biri de Büyükçekmece - Schalke ilişkisi. Bilen varsa yorum bıraksın yahu..
Tercihi Almanya
İsminin cismini dinle
Buna bile üzülemiyorum


"Niye aklıma deve geliyor"

Dünyanın her yerinde uçak düşebilir, uçaklar havada oldukça bu zaman zaman olacak da...

Dün düşen uçak için de kimseyi peşin suçlamak elbette doğru değil. Ama uçağın düşmesinin hemen peşinden yaşananları gördünüz; havacılık tarihinin en kara-mizah olasılıkları bir bir sıralanıyordu:

"Motor düştü..."
"Benzin bitti..."
"Yeni pilot inmeyi öğreniyordu..."

Yıllar önce düşmüş uçakların sebebini dahi Türk kamuoyu hálá öğrenememişken, altı saat önce düşmüş uçağın düşüş sebebini nerden bileceksiniz?

Bilinen tek gerçek:

Güvensizlik...

Muhtemel basiretsizlik...

Ölen insanlar, acı içinde yakınları...

Ve siyasi iktidarların elinde oyuncak olmuş, rantı bol koca bir milli kuruluş...

Yoksa uçak görünce niye aklıma deve geliyor?...



"Ahaliye Ceza çıkarmak için yarışıyorlar"

Ceza...
Rap'çi.
Gençler bayılıyor.

*

"Fark var" diye bi şarkısı var.
Bütün partiler peşinde.

*

AKP istemiş.
CHP istemiş.
Saadet istemiş.
Mitinglerde çalmak istiyorlar.

*

(Romantik AKP'nin "beraber yürüdük biz bu yollarda" filandan "ceza"ya dönmesi, enteresan.)

*

E bütün partiler isteyince...
Acaba nedir bu "fark var" diye merak ettim, sözlerine baktım...

*

"Seninle iyi arasında fark var!"
"Yalancı şahitler çoğalmış..."
"Sanki herkes zan altında" diyor.
"Maymunlar cehennemindeyim..."
"Ayrılmış birbirinden millet..."
"Umudum kalmadı" diyor!
"İnsanlar yabancılaştı..."
"Ortamlar yabanileşti..."
"Kelamlar acayipleşti" diyor.

*

Memleketin geldiği noktayı bundandaha iyi özetleyen şarkı olamaz...
Sanırım o yüzden hepsi peşinde!

*

Ama gel gör ki...
Ceza kabul etmemiş.
"Siyasetle işim olmaz" demiş.

*

Bu nedenle...
Siyasi partilerimize İsmail YK'nın "Allah Belanı Versin" isimli şarkısını öneriyorum.

Yılmaz Özdil


Chelsea 1 - 0 Juventus



Şampiyonlar Ligi 2.Tur Maçları #2

Star TV'nin yayınladığı her 2 maçta güzeldi. Her ne kadar gollü olmasada. Liverpool yapabileceğinin en iyisini yaptı Real Madrid önünde ve çok avantajlı bir skorla dönüyorlar İngiltere'ye. Premier lig'deki yegane takımım. Alın şu kupayı da, adidas'dan bi Liverpool forması kapayım kendime. Robben'in ve Xabi Alonso'nun kaleye uzaktan şutları netice vermedi, son sözü 82'de Benayoun söyledi. Tabi haliyle maçın adamı da seçildi. Toplamda Real Madrid 13 şut, Liverpool 7 şut çekmiş. Neredeyse yarıyarıya ve sonuç ortada. Atamayana atıyorlar.
2.turun en gollü maçıydı. Bayern Münih deplasmanda Sporting Lisbon'a 5 attı. Toni 2, Ribery 2 ve Klose gollerin sahipleri. Acayip hızlı oynuyor Bayern Münih, sanki bir premier lig ekibiymişçesine. Maçın adamı Ribery oldu. Bayern'in 13 şutunun 7'si kaleyi bulmuş 5'i gol olmuş. Sporting kalecisi Tiago'ya yıl sonu yol verirler. Fabio Rochemback, Joao Moutinho ve Simon Vukcevic dünyada her takımın ortasahasında rahatça oynayabilecek adamlar yıllardır.
Villarreal işi zora attı ve 1-1 ile bitirdi maçı kendi sahasında. İlk golü 59.dakikada Karagounis ile buldu Panathinaikos ve cevabı 8 dakika sonra penaltıdan Rossi verdi. Yunanistan'dan çıkamaz Villarreal. Bu maçta 17 şut çekmesine rağmen 1 golü ancak penaltıdan bulursan deplasmanda ne yaparsın. Villarreal'in %60'a %40 pozisyon üstünlüğüyle bitti maç.İtalyanlar 2.turun ilk maçlarında hüsrana uğradılar ve uğrattılar. Hem taraftarlarını hem medyalarını. Dün Inter sahasında Manchester United'la berabere kaldı, oyun olarak yenildi. Roma deplasmanda Arsenal'e 1-0 yenildi. Bugün de Chelsea deplasmanında Juventus 1-0 mağlup oldu. Tek gol 12.dakikada Drogba'dan geldi. İtalyanların ilk maçlarına baktığımda Juventus ve Roma'da avantaj görüyorum. Inter'e ise %5 şans veriyorum. İngiltere'deki sahalarda resmen boğuluyor Serie A ekipleri. O Motta'nın şutu 90'da patlasaydı görürdüm ben Arsenal'i..
Şampiyonlar Ligi 2.Tur Maçları #1


25 02 2009

Dağ Evi



Afrika Bambaataa

En büyük aptallığımdır Afrika Bambaataa, Babylon'a geldiğinde gitmemek. Sen git Exploited'e, ama Bambaataa'yı kaçır akıl işi değil. Hip hop, funk, electro karması muhteşem şarkılar üreten ve birçok gruba prodüktörlük yapan Bambaataa'nın bir albümünü paylaşmak isterim. Albüm: Afrika Bambaataa - Electro Funk Breakdown (2001)


Mauro Zarate

Hani bazı konular olur da karşımızdaki sazanlık veya aşırı zekilik(!) yaptığı vakit "Sen laz mısın?" deriz ya, Mauro Zarate'nin bu kendi çekimi fotoğraflarından sonra da "Sen Lazio'lu musun?" diye sormak gerekiyor. Daha ne fotoğrafları var koymaya utandım. Emo şekli falan yapmış. Vudu'ya bırakıyorum bu görevi artık ne diyim ben.


Arsenal 1 - 0 AS Roma


Fotos: Ansa, AP, La Presse, Reuters



Atletico Madrid 2 - 2 Porto


Fotos: Marca



Inter 0 - 0 Manchester United

Fotos: Marca


Şampiyonlar Ligi 2.Tur Maçları #1

Inter bu futbolla tur atlarsa çok yazık olur. Sevmiyorum böyle haketmeyenin biryerlere gelmesini. Serie A yetiyor Inter'e yıllardır, ötesi yok. Dün Julio Cesar kaç top kurtardı öyle? Giggs'in kaçırdığı 2 yüzde yüzlük gol fırsatı var. Rooney saçma sapan bi dakikada oyuna katılmış, Park ayağına gelen her topu kaçırmış, Berbatov savunmada kaybolmuş ama yinede Manchester United gidip 12 şut çekmiş Inter kalesine. Inter ise genelde doldur boşaltlar vasıtasıyla ve bilhassa Adriano'nun topa basıp yaptıklarıyla 8 şut atabilmiş Van der Sar'ın kalesine. İngiltere'de hezimet olur. Olmalı da zaten. Maçın adamı Cristiano Ronaldo seçilmiş. Maçtan önce resmen gerilim çıkardılar Ibra'mı, Ronaldo'mu diye. 0-0 biten maçta Ronaldo "maçın adamı" seçiliyor, Mourinho hala konuşuyor. Zaten Ronaldo cevabını vermiş "Herkesin fikrine saygım var ama kupalar, ödüller Ibrahimovic'in değil benim evimde" diye. Bence maçın adamı Julio Cesar seçilmeliydi.
Juninho'nun 7.dakikada attığı golden 60 dakika sonra Henry sahneye çıkıyor. Memleketinde 1 gol sevinci daha yaşıyor böylece. Nou Camp'da Barcelona tur atlayan taraf olur. Lyon'a pek şans tanımıyorum yani sürpriz olur. Maçı %60'a %40 pozisyon üstünlüğüyle tamamladılar. Juninho ise maçın adamı seçildi.
37.dakikada penaltıdan gol atıp maçın adamı seçilen bir Van Persie ve çabalayan eden bir Totti dışında sadece De Rossi ve Brighi'nin saçma sarı kartlarından bahsedebilirim. Bu yüzden De Rossi rövanş maçında yer alamayacak. Bir de Arsenal'in attığı 13 şutun 10'unun dışarıya gitmesi var. Roma ise topu topu 5 şut atmış 1'i kaleyi bulmuş. O da yanılmıyorsam Totti'ye ait. Arsenal'in %54'e %46 pozisyon üstünlüğüyle maç bitti. Bu sonuç Olimpico'da ne kadar işlerine yarar soru işareti. Güzel olur rövanş maçı.

İlk yarıda 3 gol atılınca bu maçın 6'ya kadar yolu var dedim ama 4'de durdu. 2-2 bitti maç. Atletico salaklığına yansın. 3.dakikada Maxi Rodriguez gol attıktan sonra zaten bir durgunluk çökmüş, 22.dakikada Lisandro eşitliği sağlayınca Atletico yeniden kendine gelmişti. 45+2'de Forlan takımının devreyi 2-1 önde kapatmasını sağlayan golü attı. Son sözü yine Lisandro söyledi 72.dakikada. Tabi maçın adamı da seçildi. Porto deplasmanda olmasına rağmen -ki aslında normal olan da bu- fazlasıyla ofansa yönelik futbol oynadı. 11 şut attılar kaleye. Atletico Madrid ise 9 şut atabildi. Pozisyon üstünlüğü demek yanlış olur %53'e %47 için. Bu oynanan 4 maç için de rövanşlarının gollü geçeceğini düşünüyorum. Totti ve İbra mesela o zaman konuşabilir..