Karaktersiz futbol haftalarından sonra tek zaman pazartesi akşamları olur. Memleketin en kaliteli spor programını izlemek için not defterimle beraber tv'nin önüne geçerim. Dün biraz gecikmeli oldu. Malum aöf vizelerine 2 haftadan az zaman kaldı, insan hepten dalgın oluyor böyle zamanlarda. Neyse konuya geçeyim. Uzun uzun anlatmak yerine direkt Hıncal Uluç'un ağzından herzamanki gibi muhteşem tespitler var. Konu başlıklarına göre neler konuşulduğunu yazıyorum, yorumlarınız çok önemli amma ve lakin ben %100'üne katılıyorum.***
Sivasspor - Beşiktaş
"Kamanan ve Balili, iki tane hücum oyuncusu. Türkiye'de bu oyuncuların oynamayacağı, Fenerbahçe, Galatasaray dahil, kaç takım ismi bana verebilirsiniz? Bu iki adam kenarda oturuyor, buna kimsenin itirazı yok; çünkü içerde en az onlar kadar önemli ve iyi forvet oyuncusu var. Mehmet Yıldız ve Tum. Sivasspor'un Türkiye'nin her takımında oynayacak, milli takım da dahil, 4 tane forveti var. Ama bu transferleri yapan Sivasspor'un oyun kuracak bir tane adamı yok. Bu muhteşem hücum adamlarına topu getirecek, Sivas'ın her maçını bir gol panayırına çevirecek bir oyun kurucusu yok. Esas aranan adamı bulamamışlar. Genelde Sivasspor'un orta sahası koşuculardan kurulu. Öyle olduğu zaman da Sivasspor'un o muhteşem forvetleriyle göze hoş gelen bir futbolu yok."
"Soyunma odasında teknik direktör takımı kara tahtaya yazdığı zaman futbolcu teknik direktörün ne düşündüğünü anlar' sözü Mustafa Denizli'ye ait. Sivasspor maçındaki şu kadroyu tahtaya yazdığı anda Beşiktaşlı futbolcunun anlayacağı bir tek mesaj var. Hoca beraberliğe razı. Sahaya çıkardığı takım hocanın tamamen beraberliğe razı olduğunu ortaya çıkarıyor. Bu yüzden de maçtan sonra müthiş bir neşe içindeydi. Öbür taraf zaten keyifli. Farkı da korumuş. Ertesi gün Galatasaray da yenilince bu keyif bala dönüştü. Şurası açık, iki takım da beraberliğe çok razıydı. Goller dışında lider ile ikinci arasındaki mücadele futbol zevki açısından çok düşüktü."
Galatasaray - Eskişehirspor
"Lincoln geldiği günden bu yana Galatasaray ile oynuyor. Arkadaşlarıyla, seyirciyle, yöneticiyle oynuyor ve buna tahammül ediyor Galatasaray. Takımda olanlar inanılacak gibi değil. Galatasaray büyük bir trajedi yaşıyor. Bir yönetim trajedisi yaşıyor. Bir kulüp bu kadar başıboş olmaz. Bülent Korkmaz'a söyleyecek bir şey bulamıyorum ben. Adam daha geldiği gün çıktığı maçta antrenörlükten ne kadar bir haber olduğunu gösterdi. Ben de ertesi gün büyük bir utanç içinde onun için söylediğim olumlu sözleri geri alıyorum dedim. Bir saniye bile bu kulübün başında kalmamalı, gönderilmeli dedim. Göndermediler, çantada keklik bir UEFA Kupası gitti, ortada rakip takım yok. Maçı orada 1-1 bitiriyorsun ve burada 2-0 öne geçiyorsun hala tura devam edemiyorsun. Daha sonra da kendi sahanda küme düşme savaşı veren Eskişehirspor'a ikinci kez yeniliyorsun. Bülent'in henüz hoca olmadığı kesin; ama Bülent, Galatasaraylı da değil. Ben Bülent'i çok da iyi Galatasaraylı zannederdim. Çok iyi Galatasaraylı olsa dün geceki maçtan sonra Florya'ya gider, Adnan Polat'a emaneti iade ederdi. Ben bu takımı yönetmeye layık değilim diye."
Aziz Yıldırım
"Fenerbahçe başından sonuna kadar yanlış. Ben bunu birinci günden beri söylemekten bir hal oldum. Bu yanlışın da bir tane sorumlusu var, o da Aziz Yıldırım. Ne Aragones, ne futbolcular ne de başkası. Bir yanda kurumsal olarak, finans olarak Avrupa'nın en iyi 20 takımından birini yaratan adam, öte yanda baş üstünde baş tanımadığı ve kendisine rakip olabilecek herkesi temizleyen bir adam. Yıldırım, antrenör dahil, ben futbolu bilirim, takımı sahaya nasıl çıkarması gerektiğini de söylerim diyebilecek kadar ileri gittiği için Fenerbahçe bugün bu hale gelmiş. Bir yanda dünyanın en güzel şatosunu kuruyor, öte yandan bir fiskeyle onu kağıttan bir şatoya çeviriyor. Bana sorsanız son 50 yılın en iyi başkanı da en kötü başkanı da Aziz Yıldırım. Kulüp başkanı olarak mükemmel, futbol başkanı olarak felaket."
Oyun kurucu eksikliğine hem katılıyor hem katılmıyorum. Bu işi geçen sezon yapan Mohammedti bu sezon anlayış değiştirip topa hakim olmak isteyen Sivasta oyuna girdiğinde sağ çizgiyi kullanıyor. Bu sebeple katılmıyorum. Şu sebeple de katılıyorum ki. Bu takımda tahtadaki dizilişte orta sahanın ortasında oynayanlar. Sezer Badur, İbrahim Dağaşan, Sylla (Beşiktaş maçında abdurrahmanın yokluğunda sağ beke geçti biliyosun.) Bu oyunculardan ibrahim küçükken mahalle maçlarında pas vermeyen takım kaptanlarındanmış sanırım ki pas yüzdesi çok düşük. Sezerle Sylla da bu işi sıradan yapıyorlar diyebilriim.
YanıtlaSilBen de bu tespite katılan Vincenzo'ya şu soruyu ileteyim:) Türkiye'de 10 numara mevkiinde olmadığı halde (bkz: Yusuf, Alex, Delgado, Lincoln, Tabata vs.) oyun kurmayı becerebilen kim var. E 10 numara tırasnferi yapıldığında da dünyada 10 numarayla oynayan kaç takım kaldı denilmiyor mu? O zaman Hıncalın istediği bu ülkenin Xavisini yada Gerrardını bulmak. Peki sevgili Vincenzo Türkiyede bu işi "biraz" Ayhandan başka kim yapıyor? Hadi biraz da Topal diyelim. Peki yabancılardan birini bu tip oyuncu seçseydi? Wenger, Sir, Benitez, Hose... gözden kaçırdıda Bülent'e kaldı ha?