
Burada bangır bangır yazdım
Manchester United'ın çeyrek finale çıkacak takım olduğunu. Gözcü gazetesinin sloganı gibi olacak malesef öyle; "
Ne diyosak o!". Hem
Mourinho'nun morarmasından mütevellit hem de
Cristiano Ronaldo'nun gol atıpta
Ibrahimovic'in atmaması
Inter'den nefret eden kitle için
-ki o kitle şuanda tavan yaptı- sevindirici. Adama böyle koyarlar. Öyle atıp tutmayacaksın işte. 2 senedir blogda Inter'in
Serie A'dan başka hiçbir yerde düdüğünün ötemeyeceğinden bahsediyorum. Bu yüzden de
Fenerbahçe'ye benzetiyorum. Maçın adamı seçilen
Vidic ve
Cristiano Ronaldo'nun gollerini dünyada en nefret ettiğim insan modellerine;
kibirli ve ukalalara yolluyorum. Başta Mourinho sana. Nasıl?
İyimi böyle?..

Tam ingiliz işi oldu. 90 dakikayı bırakın uzatmaların sonuna kadar üstün taraf
Roma'ydı. 9.dakikada maçdan önce oynayıp oynamayacağı belirsiz olan
Juan'ın golünden sonra rahat alırız diye düşünüyordum. Uzatmaya gittiği anda umutlarım söndü. Nitekim top tekniği üstün olan
Vucinic ve
Tonetto'nun kaçırdığı penaltılar çeyrek finale çıkan takımı tahin etti. 20 şut attı Roma maç boyunca. 7'si kaleyi tuttu ve sadece 1'i gol oldu. Maçın adamı ise
Riise seçildi. Müthiş oynadı gerçektende. Uykusuz kaldım ama değdi. Roma eğer tut atlasaydı 3 yıl üstüste çeyrek final oynamış olacaktı. Şans faktörü
Arsenal'den yana olunca, Roma'nın kadrosunda kondisyonu ve tekniği yüksek birkaç genç yıldıza ihtiyaç olduğu gözler önüne serildi.
Perrotta,
De Rossi ve
Mexes'in olmayığı takımı bunalıma soktu çünkü bu maçta..

Şüphesiz gecenin belkide haftanın en sıkıcı maçlarından biriydi.
Atletico Madrid'in top hakimiyetinde %54'e %46 üstün ayrıldığı maçtan gol çıkmadı. Maçın adamı ise sağ bekte kapı gibi oynayan
Bruno Alves seçildi. Bu Alves'ler hep sağ bek olmak zorunda mı? Maç boyu çektiği 5 şutun 2'si kaleyi buldu Atletico'nun.
Porto ise 14 şut çekti ve 9'u kaleyi buldu. Porto çeyrek finalde tıpkı
Villarreal gibi sürpriz yapabilecek 2 takımdan biri..

Gelelim yukarıdaki
deniz piyadecisinden hallice poz veren abilere. 5'ledir
Lyon'u
Nou Camp'ta.
Barcelona'nın %63'e %37 top üstünlüğü vardı maçta. Gollerin 2'sini
Henry, geri kalanlarını
Messi,
Eto'o ve 90+5'te
Keita attı. Lyon'un gollerini ise sağlam önliberolardan
Jean II Makoun ve emektar
Juninho attı. Maçın adamı ise tabiki Henry seçildi. Kaleyi bulan 9'şutun 5'inin gol olması ne güzel şey. Çeyrek finale çıkan 8 takımın
2'si İspanyol (
Villarreal, Barcelona),
4'ü ingiliz (
Liverpool, Manchester United, Arsenal, Chelsea), 1'i
portekiz (
Porto) ve diğeri de
Alman (
Bayern Münih) takımlarından oluşmakta. İngilizler adeta "
Oha" dedirtiyor. Şöyle nostalji yapıp bi
Bayern Münih - Manchester United finali görmek isterdi bu gözler. Ancak ben dileğimi, kupada kalan tek fanı olduğum takım
Liverpool'dan yana kullanıyorum. Çeyrek Final ilk maçları
7-8 Nisan'da, ikinci maçları ise
14-15 Nisan'da oynanılacak.
(Tarih düzeltmesi için aksilaz'a teşekkürler.)
hocam, mourinho'nun kibirli olması ve inter düşmanlığı konusunda sonuna kadar haklısın ama c.ronaldo da çok tevazu sahibi sayılmaz ama..
YanıtlaSilsaygılar
tabiki haklısın. ronaldocu değilim zaten. ben tombul ronaldoyu daha çok seviyordum :)
YanıtlaSilManchester kupayı alır diye bangır bangır bağırıyorum :)
YanıtlaSilHiddink kupayı alır evine götürür. Hiddink varsa gerisi teferruattır.:D
YanıtlaSil